Pandemi ve sonrasında psikososyal olgunlaşma

Pandemi ve sonrasında psikososyal olgunlaşma mümkün mü? COVID-19 pandemisi başladıktan sonra bireylerde psikososyal olgunlaşma ya da manevi olgunlaşma yaşandı mı? Prof. Dr. Nevzat Tarhan anlattı...

Pandemi ve sonrasında psikososyal olgunlaşma
Paylaş:

Üsküdar Üniversitesi Epidemiyolojik Araştırmalar Merkezi, Nisan 2020’de pandemi süreçlerini analiz etmek üzere bu yönde bir çalışma yaptı. 6 bin 318 kişinin katılımı ile pandemi sonrası olgunlaşma sürecini ölçümlemeye yönelik ‘Travma sonrası Büyüme Ölçeği’nin ilgili soruları uygulandı. Bu araştırma, çok ilginç sonuçlar ortaya koydu.

COVID-19 pandemisi sonrası psikolojik süreçleri, algıları, kaygıları, korkuları ve olgunlaşmayı inceledik. Travma sonrası büyüme ölçeğine göre olgunlaşmada 6 tane soru vardı. Bu sorulara verilen cevaplar ise şu şekilde karşımıza çıktı.

1- “Yaşamda önem verdiğim şeylerin önem sırası değişti” diyenlerin oranı %59

2- “Manevi konulara olan ilgim arttı” diyenlerin oranı %49,

3- “Zorlukları göğüsleyebileceğimi anladım” diyenlerin oranı %56,

4- “Olayları olduğu gibi kabullenebiliyorum” diyenlerin oranı %56,

5- “İlişkilerime daha çok emek sarf etmeye başladım” diyenlerin oranı %48,

6- “Elimdekilerin kıymetini daha iyi anladım” diyenlerin oranı ise %74 olarak ölçüldü.

Aslında çıkan sonuçlar değerlendirildiğinde bu kavramların bizim kültürümüzde bir karşılığı olduğunu rahatlıkla görebiliriz. İki kelime; “Sabır ve Şükür…”

Ve şunu söyleyebiliriz ki bu iki değeri hayata tatbik edebilenler, dünya ölçeğinde yaşanan bu küresel krizi çok daha iyi yönetebileceklerdir.

Çıkan sonuçlar bağlamında kriz yönetimine dair ise şunları söyleyebiliriz…

Kriz yönetiminde ne vardır? Bilindiği üzere kriz yönetiminde psikolojik etkenlerin önemi yadsınamaz. Bu bağlamda kriz yönetimine ilişkin unutulmaması gerekenleri 7 maddede sıralarsak:

- Krizin sağlıklı bir şekilde yönetilebilmesi için ilk olarak bir kriz planının olması gerekir.

- Kişinin risk hesaplamalarını iyi yapıyor olması ve risk yönetiminin çalışılması büyük önem taşır. Eğer risk analizi yapılmışsa bu durum krizden önce bir hazırlık yapıldığının göstergesidir.

- Kriz öncesi güçlü ve zayıf yönlerin iyi bilinmesi elzemdir.

- Dördüncü olarak fırsat ve tehdit analizinin taşıdığı değer ile psikososyal SWOT analizlerinin önemini ifade edebiliriz.

- kazanıma dönüştürecek pozisyonun alınması gerekiyor. Krizden önce, kriz hesap planı yapmak yeterli değil, ona yönelik pozisyon almak da şarttır.

- Kriz olduğunda kırılmaların en zayıf noktalardan gerçekleştiğini unutmamak çok önemli. Kriz zamanlarında süreci zincire benzetebiliriz. Hayat zincirinin en güçlü olduğu yer, aynı zamanda en zayıf halkasıdır. Kriz anındaki kopma ve kırılmalar, büyük bir fırtınada kopma ve kırılmaların önce ağaçların zayıf ve kuru dallarında olması gibi en zayıf halkadan başlar.

- Krizde hiçbir şeyin kendiliğinden hasar bırakmadan düzelmeyeceğinin bilinci ile önlem alanların ve krizde doğru tavır gösterenlerin krizleri daha hafif atlattığını unutmamalıyız.

Önemli gördüğüm bir paylaşıma da ayrıca dikkat çekmek isterim. Çin’in COVID-19 raporunda “COVID-19 medikal bir hastalıktır ama pandemi psikolojik bir fenomendir” ifadelerine yer veriliyor, Pandemi, insanları korkutarak değil işbirliği ile yönetilir. Bu ayrıntı kriz yönetiminde çok önemli. Pandemiden sonra post pandemik psikiyatrik hastalık patlaması riskine karşı bu konuda hassasiyetle hareket etmek gerekir.

Peki “tehlike mi, fırsat mı?” sorusuna nasıl yanıt vermeliyiz? Şöyle sıralamak mümkün:

– Özgürlüğümüz kısıtlandı ama doyum erteleme becerimiz gelişebildi.

– Bedeni ve ruhu rahatlattığımız zamanlar azaldı ama kendimizi geliştirmek, aile bağlarını geliştirmek için daha çok zamanımız oldu.

– “Haz” ve “hız” odaklı yaşantımız kısıtlandı ama yeni ilgi alanları keşfedebildik. Bu madde elbette pandemiden ders çıkarabilenler için geçerli.

– Bazı haklarımızı kullanamadık ama başkalarının haklarının ve varlığının var olduğunu da fark ettik.

– Doğaya daha hoyrat davranıyorduk. Ama küresel kirlenme ve iklim değişikliği için gafletimiz ortaya çıktı.

– Ekonomik büyümede maddi refahın yeterli olmadığını, manevi refahın da önemli olduğunu öğrendik.

– Travma sonrası büyüme olarak tanımlanan dünyadaki dezavantajlı ve temiz suya bile ulaşamayan milyarları fark ettik.

– Bencilliğimiz fazla idi… Hedonizmi sorgulamak, gelir adaletsizliği ve eşitsizliğinin sonuçlarını düşünebilme gibi bize yeni bir yaşam felsefesi fırsatı sundu. Onun için insanlık olarak eğitim sistemine yeni bir yaşam felsefesini kazandırma fırsatını yakaladık. Bu fırsatı değerlendirenler kazanır!

Özetle son olarak şunu belirtmek isterim. Psikolojik iyi oluşumuz, özgürlüğümüz, bedeni rahatlığımız, sosyal ilişkilerimiz olumsuz etkilenirken ölümün yakın olduğunu hissettik ama bize 3 tane hediye verdi bu pandemi dönemi. Biri serbest zaman, diğeri psikolojik sağlamlık, dayanıklılık ve sabır eğitimi fırsatı, üçüncüsü de insanî evrensel değerlerin yeniden inşası fırsatı.

Pandemi ile birlikte Dünyada “İyi İnsan Olmak” gibi bir paradigma dönüşümü yaşandığı yönündeki gözlemim ile yazımı noktalamak isterim…

AkademikAkıl.com



Bu yazıya 0 yorum yapıldı.

Cevap yazdığın kullanıcı: