Nesnelere tutunmanın yüksek maliyeti

Andrew Hyde minimalizm macerasına ilk atıldığında sadece 15 şeye sahipti.

Nesnelere tutunmanın yüksek maliyeti
Paylaş:

Andrew Hyde minimalizm macerasına ilk atıldığında sadece 15 şeye sahipti.

Bu sayı daha sonra 39'a çıktı ve şimdilerde 60 civarında sabitlendi. Her şey, Hyde'ın dünyayı dolaşmaya ve ihtiyacı olmayan şeyleri satmaya karar vermesiyle başladı. Hyde blogunda, eşyalardan kurtulmanın kısa bir şaşkınlığa yol açtığını ancak sonra hayatını değiştirdiğini yazıyor. "Kafam hâlâ çok karışık. Büyürken, hepimiz eşyalarla dolu kocaman bir eve sahip olmayı hayal etmedik mi? Ben, çok fazla şeye sahip olmayı başarının ölçütü olarak görmeyi reddederek, çok daha kaliteli bir yaşama kavuştum" diyor. Hyde'ın sadece 15 şeye sahip olma hikâyesi, ilk okuduğumda beni çok etkiledi. Hemen eve gidip atabileceğim 15 şey buldum. Çoğu, uzun süredir giymediğim giysilerdi. Onları atamamıştım. Bilirsiniz işte. Bugün 39 şeyden çok daha fazlasına sahibim ama bazılarından kurtulmak şaşırtıcı bir biçimde iyi hissettiriyor. Artık istemediğimiz ya da kullanmadığımız şeyleri elimizde tutmanın aslında bize bir maliyeti var. Sadece onlarla ne yapacağımızı düşünmeye harcadığımız zaman bile yeter. Atmayı düşündüğüm bir kravat üzerine ne kadar kafa yorduğumu tahmin edemezsiniz. Hyde aşırı bir örnek olsa da, şunları düşünmekten kendimi alamıyorum: *Sahip olduklarına tam olarak niçin sahipsin? *Hangilerinden kurtulursan daha sonra pişman olmazsın? *Buna gerçekten hâlâ ihtiyacın var mı? *Buna sahip olmanın maliyeti nedir? Nesnelere bağlanmamız kısmen her şeye hazırlıklı olmamız gerektiği mefhumundan kaynaklanıyor. David Friedlander'le yaptığı röportajda Hyde, şu konunun altını çizdi: Bir olaya hazırlıksız yakalandığımızda, bunun bedelinin ne kadar düşük olduğunu fark etmiyoruz. Hem fazla hazırlıklı olmanın da getirdiği bir yük var. Bu yük genellikle parasal maliyetin ötesine geçiyor. Öncelikle baştan düşünmediğimiz biçimde mekânsal bir bedeli var, zira o kadar çok eşyayı koymak için çok fazla yere ihtiyacımız oluyor. Dönüp dolaşıp, iyi şeyler satın almak ve bunları uzun zaman elde tutmak mefhumuna geliyoruz. Bu noktada "Hayatıma bir şey daha sokmak için mekânsal, duygusal ve zihinsel kapasitem var mı" diye düşünmek faydalı olabilir. Sahip olduğunuz şeyleri azaltma fikri, size hem çekici hem de göz korkutucu geliyorsa, basitten başlayın: 1. Her mevsim sonunda giysilerinizi elden geçirin. Bir kez bile giymediklerinizden hemen kurtulun. 2. Bu sürecin sonunda bir yığın oluşabilir. Değerli olanları internetten satmaya kalkışmayın. Bu da zamanınıza mal olacaktır. En iyisi bir hayır kurumuna bağışlayın. Bunun etkisini hissetmek için sahip olduğunuz şeylerin sayısını 39'a indirmeniz şart değil. Aslında bu, sahip olduklarınıza niçin sahip olduğunuz ve bunlara sahip olmanın size neye mal olduğu hakkında aydınlatıcı bir egzersiz. THE NEW YORK TIMES