Laboratuvardaki kıyamet

Ulusal Sağlık Enstitüleri'nin finanse ettiği uzmanlar laboratuvarda bunun nasıl gerçekleşebileceğini gösterdi.

Laboratuvardaki kıyamet
Paylaş:

Ulusal Sağlık Enstitüleri'nin finanse ettiği uzmanlar laboratuvarda bunun nasıl gerçekleşebileceğini gösterdi.

Haber3Bilim insanları, Asya'daki kümes hayvanlarını ve yabani kuşları telef eden bir grip virüsünün evrimleşerek insanlar için de bir tehdit oluşturabileceğinden uzun süredir endişeleniyordu. Ulusal Sağlık Enstitüleri'nin finanse ettiği uzmanlar laboratuvarda bunun nasıl gerçekleşebileceğini gösterdi. Bu süreçte de saklandığı ortamdan kurtulduğu veya teröristlerce ele geçirildiği takdirde onlarca veya yüzlerce milyon insanı öldürebilecek bir virüs yarattılar. Bilimsel araştırmaların engelsizce sürdürülmesini ve sonuçların açıkça yayınlanmasını hemen her zaman savunmuşuzdur. Fakat neden olabileceği zararların büyüklüğüne ve sağlanabilecek faydanın belirsizliğine bakılırsa bu araştırmaya belki de hiç başlanmamalıydı. Bilim camiası ve sağlık yetkilileri şimdiye kadar sunduklarından daha inandırıcı gerekçeler sunamayacaklarsa Hollanda'da bulunan yeni virüs yok edilmelidir. Bu olmayacaksa da "4'üncü biyogüvenlik düzeyi" olarak bilinen ve koruma derecesi en yüksek olan devlet kontrolündeki sayılı laboratuvarda saklanmalıdır. Dünya için çok daha küçük bir tehlike taşıyan çiçek virüsü numuneleri için bile ABD ve Rusya'nın yaptığı budur. Gelecekte bu tür deneyler potansiyel tehlikeleri bakımından mutlaka baştan iyice araştırılmalı, bunların analizi şimdi olduğu gibi sonuç alındıktan sonraya bırakılmamalıdır. Ürkütücü araştırmayı Rotterdam'daki Erasmus Tıp Merkezi araştırmacıları gerçekleştirdi. Amaçları da, "kuş gribi" virüsünün insanlar arasında öksürme veya hapşırmayla kolayca bulaşabilecek şekilde mutasyona uğramasının ne kadar ihtimal dâhilinde olduğunu bulmaktı. Söz konusu virüs bugüne kadar 600 insana bulaşarak onların yarıdan fazlasının hayatına mal oldu. 1918'de 100 milyon insanın canını alan virüs salgınının öldürücülük oranınıysa yalnızca yüzde 2'ydi. Gribe verdiği tepki bakımından insanlara en çok benzeyen feret adlı bir gelincik türü üstünde çalışan araştırmacılar, yalnızca beş genetik mutasyonla virüsün havada bir feretten diğerine yayılabildiğini, üstelik öldürücülüğünden de bir şey kaybetmediğini keşfettiler. Bu bulguların üstüne ABD'den federal bir danışma kurulu daha önce görülmemiş bir şey yaptı ve hem araştırmacılardan, hem de deneyi yayınlamayı düşünen iki bilimsel dergiden, teröristlerin yıkıcı bir salgın planına yardımcı olabilecek ayrıntıların ifşa edilmemesini istedi. Bu ayrıntılar arasında muhtemelen virüsün nasıl tasarlandığı ve tam olarak hangi mutasyonlar sonucu havada yayılabildiği de var. Yazı ları inceleyen iki dergi, araştırmanın gözden geçirilmiş biçimiyle yayınlanması önerisine olumlu yaklaşıyor, yeter ki ayrıntıların tamamına ihtiyaç duyan uzmanlar bu bilgiye ulaşabilsin. Erasmus ekibine göre de, dünya çapında yüzü aşkın laboratuvar ve belki de bin araştırmacının tam olarak hangi mutasyonlara bakacağını bilmesi gerekiyor. Oysa bu, bilginin aşırı yayılmasına yol açacak. Analizleri en gelişmiş birkaç laboratuvarın yapması yetmeli. Rot terdam'daki araşt ı rmayı savunanlar, bunun dünya sağlığının korunmasına iki açıdan büyük fayda bir sağlayacağını ileri sürüyor. Buna göre birincisi, hasta kuş ve hayvanlardan alınan virüs örneklerinin takibinde bulguların yararı olabilir. Bir başka deyişle, genetik analizi yapılan bir yerdeki bir virüs hava yoluyla bulaşmaya bir-iki mutasyon kadar yaklaştıysa, yetkililer o bölgede insanların hastalıklı kümes hayvanlarıyla temasını sınırlamak ve gerek aşı, gerek ilaç tedarikini artırmak için her tür önlemi almaları gerektiğini bileceklerdir. Fakat doğadaki virüslerin laboratuvarda zorlandıkları şekliyle mutasyona uğrayacakları şüpheli, hatta çok küçük bir ihtimaldir. Dolayısıyla söz konusu beş mutasyonu bilmenin yararı son derece sınırlı görünüyor. Öne sürülen ikinci fayda tasarlanan bu virüs sayesinde mevcut ilaç ve aşıların etkisini ölçmenin ve gerekirse virüsü etkisiz hale getirecek yeni ilaç ve aşıları geliştirmenin mümkün olacağı. Fakat bir virüsün bulaşıcılığını etkileyen genetik değişimlerin onun ilaçlara veya aşılarla üretilen antikorlara hassasiyetini de etkilemesi gerekmiyor. Dolayısıyla bu şekilde işe yarar yeni bilgilere ulaşılacağı da şüpheli. Virüsün incelenmesinden hiçbir fayda sağlanmayacağını söyleyemeyiz. Fakat virüsün laboratuvardan kurtulması halinde yaşanabilecek yıkım buna değmeyecek kadar büyük. THE NEW YORK TIMES