Küresel ısınmaya karşı önlemler

2012’de de bilim ve teknoloji dünya sahnesinde yine başroldeydi.

Küresel ısınmaya karşı önlemler

2012’de de bilim ve teknoloji dünya sahnesinde yine başroldeydi.

Bilim olaylarını önem sırasına göre değerlendirmek her ne kadar zor olsa da, geniş kitleleri ve gezegenin geleceğini etkilemesi açısından küresel ısınmayı durdurmaya veya yavaşlatmaya yönelik her adım, gündemin ilk sıralarında yerini korudu. Bu mücadelede başlıca hedef atmosferi karbon dioksitten temizlemekti. Bunun için jeolojinin sunduğu olanakları değerlendirmekten, temiz enerji üretmek için deniz yosunlarını etanole dönüştüren mikropları yaratmaya kadar geleceğimizi etkileyen çok sayıda çalışma övgüyü hak etti. 2012_olayİnternet ve iletişim teknolojisi geliştikçe beraberinde getirdiği sorunlar hâlâ siyasetçileri, şirketleri ve bireyleri zorluyor. Stop Online Piracy Act (SOPA) gibi bilişim korsanlığını yasal olarak önleme girişimleri wikipedia gibi en çok ziyaret edilen sitelerin protestolarıyla karşılaşıyor. Ve temel bilim araştırmaları yerleşik kavramları temelinden sarsıyor. Örneğin yumurtalıklarda kök hücrelerin keşfi, kadınların belirli sayıda yumurta ile doğduğu kuramını yerle bir ederek, üreme teknolojilerinde radikal değişikliklere yol açtı İşte Scientific American dergisinin seçtiği 2012’nin en önemli bilim olayları:

10- YÜKSEKLİK KORKUSUNA MEYDAN OKUYANLAR

2012’de bilim ve teknoloji, yeni zirvelere ve derinliklere ulaştı. İnsanlık bu başarıları Dünya’nın stratosferini ve denizaltındaki en derin çukuru araştırmak için yaşamını tehlikeye atan cesur yüreklere borçlu. Bu iki başarının da altında, insanları yüksek irtifadaki oksijensiz ortamdan veya denizaltındaki ezici basınçtan koruyan cihaz ve donanımlar değil, bu hedeflere ulaşma merakı yatıyor. 14 Ekim’de Avusturyalı Felix Baumgartner, Dünya’nın yüzeyinden 39 kilometre yüksekteki bir balondan atlayarak 50 yıldır kırılmayan rekoru kırdı. Baumgartner’in 20 dakika süren inişi sırasında hızı saatte 1.342.8 kilometreye ulaştı. Böylece ses duvarını aşmayı başarmış oldu. Bunun tam ters yönünde, film yapımcısı James Cameron Mart ayında Mariana Çukuru’nun en derin noktasına inmeyi başardı. Bu çukur Büyük Okyanus’un yüzeyinden 11 kilometre derinlikte. Deepsea Challenger adını verdiği denizaltısıyla 7 saat süren yolculuğunda Cameron 3 saatini çukurun dibinde örnek toplamakla geçirdi. Bu örnekler deniz biyolojisi, mikrobiyoloji, astrobiyoloji, deniz jeolojisi ve jeofizik araştırmalarına ışık tutacak.

9- NE KADAR YEDİĞİN DEĞİL, NE YEDİĞİN ÖNEMLİ

Bu yıl bilim insanları kalori kısıtlamasının primatların yaşam sürelerini uzatmadığını keşfetti. Nature isimli saygın bilim dergisinde yer alan makaleye göre bir insanın genetik mirası ve sağlıklı beslenmesi uzun yaşam konusunda az yemekten daha etkili. ABD’deki Ulusal Yaşlanma Enstitüsü (NIA) tarafından desteklenen araştırmada, 25 yıl boyunca rhesus maymunlarına özel beslenme rejimleri uygulandı. Deney grubuna verilen yemek, kontrol grubuna göre %30 daha azdı. Önceki araştırmalarda kısıtlı kalori diyetiyle beslenen hayvanlar –solucan ve sıçanlar- daha yavaş yaşlanırken, maymunların bundan hiç etkilenmediği görüldü. Nature çalışması bu bir önceki Wisconsin Ulusal Primat Araştırma Merkezi’nin (WNPRC) çalışmasını çürütüyor. WNPRC maymunlarına % 28.5 sakaroz içeren gıdalar verilirken NIA maymunlarına verilen sakaroz oranı yalnızca % 3.9’da sabit tutuldu. Sağlıksız gıdaları daha az tüketmenin önemi bu çalışmada bir kez daha kanıtlanmış oldu. Gözleme dayalı kanıtlar, kalori kısıtlamasının yaşam süresini uzattığını gösterirken, bunun insanlar üzerindeki gerçek etkisi tam bilinmiyor. Uzun yaşam reçetesinin, tabağınıza ne kadar yiyecek koyduğunuza değil, ne koyduğunuza bağlı olduğu düşünülüyor.

8- NASA’NIN ÇEKİLDİĞİ ALANLARI ÖZEL SEKTÖR DOLDURUYOR

Uzay mekiği Endeavour, Ekim ayında cadde ve sokaklardan geçirilerek, Los Angeles’teki Kaliforniya Bilim Merkez’indeki son durağına ulaştı. Bu yolculuk, NASA’nın mekik programından çekildiği anlamına geliyor. Endeavour’un kardeşleri zaten yaşamlarını bundan sonra geçirecekleri yerlere nakledilmişti. Atlantis, NASA Kennedy Uzay Merkezi’ne, Discovery Smithsonian Ulusal Havacılık ve Uzay Müzesi’ne, Enterprise’ın prototipi ise Havacılık ve Uzay Müzesi’ne yerleştirilmişti. İnsanlar bu yıl uzay meraklarını Kaliforniya’da merkezi bulunan SpaceX şirketi üzerinden giderecekler. Bu şirket, Uluslararası Uzay İstasyonu’na kargo nakletmek üzere kurulmuş ilk özel şirket. Şirketin Dragon adı verilen kapsülü, 2015 yılında insanları yörüngeye taşıyacak. Özel sektörde bu alana giren belli başlı diğer şirketler: ATK, Blue Origins, DreamChaser ve Stratolaunch.

7- KUŞ GRİBİ VİRÜSÜNÜN GİZİ AÇIKLANDI

Laboratuvarlarda üretilen bir virüsün kötü niyetli insanlar tarafından kaçırılıp, dünya çapında bir salgına yol açması, sık kullanılan bir bilim kurgu konusudur. Ancak geçen yıl bilim insanları böyle bir salgın için gerekli olan malzemelerin ne olduğunu açıkladı. Doğal olarak bu reçetenin halka açıklanıp açıklanmaması konusu sert tartışmalara yol açtı. Onlarca yıldır bilim insanları 1918 yılındaki grip salgınının tekrarlama olasılığı konusunda halkı uyarıyor. Kuş gribi olarak bilinen H5N1 virüsü, bu bağlamda büyük potansyel taşıyor. Yaklaşık on yıl önce milyonlarca kuş ve tavuğun ölümüne yol açan bu salgın insanlara da bulaştı. Neyse ki H5N1 virüsü korkulduğu gibi yayılmadı ve salgın kontrol altına alındı. 2011 yılında iki araştırma grubu birbirlerinden bağımsız olarak havadan yayılan H5N1 virüsünü üreten genetik mutasyonu keşfettiler. Kafes içindeki gelinciklere bulaştırılan mutant virüs, komşu kafeslerdeki sağlıklı gelinciklerin de hastalanmasına neden oldu. Biyo-teröristlerin bu verileri silah olarak kullanması olasılığı hükümet yetkililerini, dergi editörlerini ve bilim insanlarını mutasyon bilgilerini yayınlayıp yayınlamamakta tereddütte bırakmıştı. Yayınlanmasını savunanlar, bir salgına karşı alınması gereken önlemler konusunda epidemiyologlara yol göstereceğini ileri sürüyor. Bazı bilim insanlarının bilgilere erişmiş olması, Biyo-güvenliği sağlamak için kurulan Amerikan Bilim Danışma Kurulu’nun çalışmaların yayımlanmasına yeşil ışık yakmasına yol açtı. Bulgular ilk olarak 21 Haziran’da Nature’da yayımlandı.

6- KUZEY BUZ DENİZİ’NDE REKOR ERİME

16 Eylül 2012’de Kuzey Buz Denizi’ni örten buzlar son zamanların (uydu görüntüleri 1979’da başlamıştı) en düşük seviyesine indi; buz örtüsü 3.4 milyon kilometre kareye kadar küçüldü. Deniz nakliyat şirketleri Kuzey Buz Denizi’nde daha rahat at koşturacakları için memnun olurken, bilim insanları bu erimenin yol açacağı ciddi etkiler konusunda kaygılılar. Her şeyden önce, iklim modellerinde pek çoğunda öngörülmeyen, yaz aylarındaki deniz buzlarının ortadan kalkması, daha koyu renkli deniz suyunun daha fazla ısı emmesine yol açıyor. Böylece daha fazla miktarda buz eriyor. Bu da geri besleme halkası oluşturarak küresel ısınmayı artıran bir etki yaratıyor. İkincisi, buzların kaybolmasının son üç kıştır ABD’nin Kuzeydoğusunda ve Avrupa’da o güne dek görülmemiş hava koşulları yaratması. Aslında buz azlığı jet akıntısının normale göre daha güneyde suyun derinliklerine dalmasına ya da daha kuzeyde kalmasına neden oluyor. Böylece Atlantik Okyanusu’nun iki yakasında arka arkaya aşırı soğuklar veya sıra dışı sıcaklar yaşanıyor.

5- DÜŞÜNCE GÜCÜYLE ÇALIŞAN ROBOTLAR

Bir beyin implantı sayesinde felçli bir hasta, temel bir işlevi yapabilmek için robotik bir kolu yönlendirebildi. Kol ve bacaklarını kullanamayan insanlar, çok yakında başkalarına ihtiyaç duymadan bağımsız bir şekilde yaşamını sürdürebilecek. Brown Üniversitesi Beyin Bilimleri Enstitüsü yöneticisi John Donoghua, yıllardır üzerinde çalıştığı projeden çok olumlu sonuçlar aldı. 58 yaşındaki inme hastası Cathy Hutchinson 14 yıldan beri ilk kez düşünceleriyle robotik bir kolu kullanarak kahvesini içebildi. Bu başarı Mayıs ayında Nature’da yayımlandı. Çalışmalarını özellikle kol hareketleri üzerine odaklayan Donoghua, geliştirdiği teknolojinin ilerde şizofreni, depresyon veya diğer psikiyatrik hastalıkların tedavisinde kullanılabileceğini ileri sürüyor.

4- ENCODE ANSİKLOPEDİSİ: GENOM ARAŞTIRMALARINDA BİR KİLOMETRE TAŞI

İnsanın gen haritasının çıkartılmasının –İnsan Genom Projesi- üzerinden tam 12 yıl geçti. Şimdi büyük bir konsorsiyum bir sonraki adımı da attı. Bu projenin adı DNA elemanlarının ansiklopedisi. Genom Projesi’nde insan DNA’sındaki tüm nükleotidlerin dizilimi çözülürken (A’lar, C’ler, T’ler ve G’lerin nasıl sıraya dizildiği), ENCODE’da bir adım daha ileri gidilerek, bu dizilimlerin hangilerinin RNA’lara işlendiği ve hangi hücre tiplerinin içinde olduğu listeleniyor. Biyologlar İnsan Genom Projesi’ni yararlı bir araç olarak gördükleri gibi, ENCODE’un da eşit öneme sahip olduğuna inanıyor.. İnsan Genom Projesi tarafından geliştirilen laboratuvar teknikleri, bilim insanlarına tek tek her insanı ve diğer türleri karşılaştırma olanağı sağladı. Bilim insanları ENCODE’u yalnızca bir başlangıç olarak kabul ediyor; bunun yardımıyla evrim, ekoloji, çevre koruma, fizyoloji ve tıp konusunda pek çok soruya yanıt verebileceklerini umuyor. Ne var ki, ENCODE’un yayımlanması ile ilgili tartışmalar, bu projenin sağladığı listelemelerin ve bunu sağlayan tekniklerin yararları konusunu göz ardı ediyor. Tam tersi, eleştirilerin pek çoğu transkripsiyonların anlamlı biyolojik işlevleri işaret etmediği üzerine odaklı. Hücreler, dağınık ve karışık biyolojik yapılardır; içinde gerekli gereksiz pek çok birikinti bulunabilir ve bunlar insanları yanıltabilir. Pek çok DNA dizilimi RNA’ya dönüştürülebiliyor; pek çok DNA’nın işlevsiz olduğu biliniyor. Bu da şaşırtıcı değil, çünkü evrim kuramı bunu öngörüyor. Ama ENCODE sayesinde hangi DNA diziliminin çöp, hangilerinin yararlı olduğunu zaman içinde anlayabileceğiz.

3- NASA’NIN CURIOSITY ARACI MARS’TA

2012’de Mars’ın altı tekerlekli bir ziyaretçisi oldu. NASA’nın Curiosity adını verdiği aracı –kendi türünün en gelişmiş keşif aracı- Ağustos ayında güvenli bir şekilde Mars’ın yüzeyine indi. Curiosity’nin iki yıllık görevi yeni başladı. Araç üzerindeki cihazların bir kısmını ilk kez kullanıyor. Ancak şimdiden eski bir nehir yatağını buldu ve kesin olarak doğrulanmamış olsa da Mars toprağında karbon (Dünya’daki yaşamın hammaddesi) keşfetti. Çok yakında Curiosity Sharp Tepesi’ni araştıracak. Böylece Mars’ın geçmişindeki koşullarının daha iyi anlaşılmasını sağlayacak.

2 - HIGGS BOZONU BULUNDU

4 Temmuz tarihinde Cenevre’deki Büyük Hadron Çarpıştırıcısı’nda (LHC) sürmekte olan iki deneyin çalışanları büyük bir kutlama yaptılar. Çünkü Higgs bozonu nihayet saptanmıştı. Bir gün sonra The New York Times’da haber şöyle duyuruldu: “Fizikçiler, evrenin anahtarı olarak değerlendirilen görünmez parçacığı buldular.” Fakat Higgs’in keşfi atomaltı dünyasını daha iyi anlamamızı sağlamasından daha fazlasını sunuyor. Higgs, 21.yüzyıl parçacık fiziğinin son bölümünü temsil ediyor. Çünkü bu bilinen tüm parçacıkları ve kuvvetleri kuramsal açıdan tanımlayan Standart Modeli tamamlıyor. Bu keşif, Büyük Hadron Çarpıştırıcı’ndaki bilim insanlarına Standart Model’in dışındaki evreni de tanımalarına zemin hazırlayacak.

1. İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ ARTIK SOMUT BİR GERÇEK

Sandy Tayfunu korku sineması gibi ABD’nin doğu kıyılarını yerle bir etti.. Sağanak yağmurlarla iç kısımlara felaket getiren Irene tayfunundan farklı olarak Sandy, tayfun şeklindeki fırtınalar ve sellerle kıyı bölgelerinde büyük yıkıma neden oldu. New York gibi büyük bir kenti vurduğu için hasarın boyutları çok büyüdü. İklim bilimcilerin “Frankenstorm” olarak nitelendirdiği Sandy, iklim değişikliğinin artık yalnızca soyut bir kavram olmadığının kesin bir kanıtı. Kuzey Buz Denizi’ndeki rekor düzeydeki erime, Sandy’nin yönünü değiştirmesine yol açmıştı. Amerikan Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi’nden James Franklin, deniz suyundaki çok küçük de olsa, olağan dışı bir ısınmanın Sandy tayfununun şiddetinde büyük bir artış yaratmış olabileceğine dikkat çekiyor. 131’i ABD’den, toplam 250 kişinin ölümüne ve 50 milyar dolarlık hasara yol açan bu felaket, kıyı bölgelerindeki kentlerin iklim değişikliğinin insafına kaldığını gösteriyor. Bilim insanları bundan böyle dünyanın Sandy’den daha şiddetli hava olaylarına hazırlıklı olması gerektiğini söylüyor. CUMHURİYET BİLİM TEKNOLOJİ EKİ
Paylaş:



İlginizi Çekebilcek Diğer Yazılar
  • Trol nedir, kime denir? Anlayalım, öğrenelim, saptayalım, ayıklayalım ve tabii ki kurtulalım. Peki nasıl? İşte rehberiniz...
  • Bu depresyonun sıklığı %5-20 olarak bildiriliyor. Peki Postpartum depresyonu nedir? Kadınlar doğum sonrası ilk yıl içinde, psikiyatrik hastalıklar (an
  • Ağustos böceğinin ötüşü doğanın en hoş seslerinden biri olarak görülür. Bu böceğin sesi gizemli olduğu kadar yüksektir de.
  • Kirazın gut hastalığından kaynaklanan ağrıları dindirdiği bildirildi.
  • Cep telefonları ve diğer elektronik cihazların hassas elektronik sistemleri etkileyebileceği söyleniyor. Ama bunu kanıtlamak neden bu kadar zor?
  • Vişne nelere iyi geliyor?Kırmızı meyvelerden vişnenin ekşi tadının yanında çok tatlı, sağlığa yararlı etkileri var.
  • Randevu Al