Küresel ısınmanın kanıtı var mı?

İklim değişikliği nedir, küresel ısınmanın kanıtı var mı? Bilim insanları, küresel ısınmanın dünya üzerinde felakete varan etkiler yaratmaya başladığı konusunda uyarılar yapıyor.

Küresel ısınmanın kanıtı var mı?

Son olarak bu hafta içerisinde, Dünya Meteoroloji Örgütü, 2019 yılı sonu itibarıyla biten 10 yılın dünya tarihinin en sıcak 10 yılı olarak kayıtlara geçtiğini açıkladı.

Buna ek olarak Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), ABD'nin Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi (NOAA) ve İngiltere Meteoroloji Dairesi'nin verileri kullanılarak yapılan hesaplamalarda da 2019 yılı 1850'den itibaren ölçülen en sıcak ikinci yıl oldu.

İnsanların faaliyetleri nedeniyle karbondioksit emisyonları arttı ve bu da sıcaklıkları yukarı çekti. Bunun muhtemel sonuçları arasında sıra dışı iklim olaylarının yaşanması ve kutuplardaki buzun erimesi yer alıyor.

BBC, bu yıl iklim değişikliği ile ilgili özel yayınlar yapmaya başlıyor. Yıl boyunca iklim değişikliği ve bunun olası sonuçlarına ilişkin haber, analiz, özel mülakat ve videolar yayınlanması planlanıyor.

İklim değişikliği nedir?

Dünyada ortalama sıcaklık yaklaşık 15 derece. Ancak geçmişte ortalama sıcaklığın bunun çok üzerine çıktığı ya da çok altında kaldığı dönemler de oldu. İklimde bu tarz iniş çıkışların olması çok doğal. Ancak bilim insanları, sıcaklıkların artık önceki dönemlere kıyasla çok daha hızlı bir şekilde arttığını söylüyor.

Bunun arkasında yatan etken, atmosferin güneşten gelen enerjinin bir bölümünü nasıl hapsettiğini tarif eden sera gazı etkisi. Dünyanın yüzeyinden uzaya yansıyan güneş enerjisi, sera gazı nedeniyle uzaya ulaşamadan emiliyor ve buradan da tüm yönlere yayılıyor.

Bu da hem atmosferin alt katmanlarının hem de dünya yüzeyinin ısınmasına neden oluyor. Sera gazı etkisi olmasaydı, dünya da yaklaşık 30 derece daha soğuk bir yer olacak ve yaşam için elverişli bir ortam sunamayacaktı.

Bilim insanları, sanayi ve tarım faaliyetleri nedeniyle ortaya çıkan gazların daha fazla enerjiyi dünyada tutarak sıcaklıkların yükselmesine ve doğal sera gazı etkisinin daha fazla hissedilmesine neden olduğunu söylüyor.

Bu durum iklim değişikliği ya da küresel ısınma olarak tanımlanıyor. Bununla birlikte karbondioksit (CO2) çok daha kalıcı niteliğe sahip. Mevcut miktarın okyanuslar gibi doğal rezervuarlar tarafından emilerek, sanayileşme öncesi düzeylere geri dönülmesi için birkaç yüz yıllık bir zaman geçmesi gerekiyor.

İnsan kaynaklı CO2 emisyonlarının büyük bir bölümü fosil yakıtların kullanımından geliyor. Karbon emen ormanların kesilmesi, çürümeye bırakılması ya da yanmasıyla birlikte tuttukları karbon da açığa çıkıyor ve bu da küresel ısınmanın artmasına yol açıyor.

Sanayi Devrimi'nin yaşandığı 1750'li yıllardan bu yana, CO2 düzeyleri de yüzde 30'dan fazla artış kaydetti. Atmosferdeki CO2 birikiminin en az 800 bin yıldır ulaştığı en yüksek düzeyde olduğu hesaplanıyor.

Sıcaklıklar gelecekte daha ne kadar artacak?

Yapılan birçok hesaplama, 1850 ile 21'inci yüzyılın sonu arasındaki dönemde dünya yüzey sıcaklığındaki değişimin 1,5 dereceyi aşma olasılığının yüksek olduğuna işaret ediyor.

Dünya Meteoroloji Örgütü, mevcut ısınma eğiliminin sürmesi halinde, bu yüzyılın sonunda sıcaklıkların 3 ile 5 derece artmış olacağını söylüyor. Uzun bir süredir, sıcaklıkların 2 derece daha artmasının, ısınmanın tehlikeli boyutlara ulaştığının bir işareti olacağı uyarıları yapılıyor.

Bilim insanları ve politika yapıcılar, sıcaklıklardaki artışın 1,5 derece düzeyinde tutulmasının tehlikeyi azaltacağını savunuyor.

Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli'nin (IPCC) 2018 yılında yayımladığı raporda, 1,5 derecelik ısınma hedefinin tutturulması için "toplumun her alanında hızlı, iddiaları ve daha önce görülmemiş değişiklikler yapılması gerektiği" belirtildi.



Bu yazıya 0 yorum yapıldı.

Cevap yazdığın kullanıcı: