Kötü davranılan hayvanlar

"Öldürme Eylemi" adlı yeni bir belgesel, insanın toplu katliam yeteneğini inceliyor.

Kötü davranılan hayvanlar

 "Öldürme Eylemi" adlı yeni bir belgesel, insanın toplu katliam yeteneğini inceliyor.

hayvanlarBelgeselin konusu, 1960'ların ortalarında Endonezya'da yaklaşık 1 milyon kişinin öldüğü kardeş kavgası. Bu katliam hem korkunç hem de anlaşılmazdı. Bugüne kadar altı ülkede savaş suçlularıyla röportajlar yaptım. Karşımda oturan ve kahveme ne kadar süt koymak istediğimi zarifçe soran iyi ihtiyarın yaptığı gaddarlıkları öğrenmek beni her zaman şaşırttı. Asıl şaşırtıcı şey, başka açılardan iyi ve düzgün olan bu insanların yaşananları önemsememesiydi. A. O. Scott'ın "Öldürme Eylemi" hakkında The N ew Y ork T imes'ta y azdığı derinlikli değerlendirme yazısının olduğu kısımdaki bir başka belgesel incelemesinden de etkilendim. "Orka" adlı bu belgesel, SeaWorld deniz parkını ve oradaki orkalara yapılan kötü muameleyi ele alıyor. Katil balina olarak da bilinen Orkalar beyinleri belki de bizimkinden bile karmaşık olan gelişmiş memeliler. Açık denizlerde yaşayan bu havyanlar, havuzda yaşamaya zorlanınca ağır fiziksel ve zihinsel stres yaşıyor. İddiaları reddeden SeaWorld, orkalardan milyonlarca dolar kazanıyor. Yan yana sunulan bu iki inceleme yazısı bana şunu düşündürdü: Bizden sonraki nesiller 21'inci yüzyıl başlarında düzgün insanların (yani bizler) hayvanlara karşı yapılan bu ahlak dışı muameleye böyle ilgisiz kalmasına şaşırır mı? Ası rlar önce Avrupa'da oynanan bir oyunda insanlar, bir direğe çivilenen kediyi gözlerini oydurmadan kafa atarak öldürmeye çalışırdı. Günümüzde hayvanlara işkence etmek suç. Princeton Üniversitesi'nden filozof Peter Singer çığır açan kitabı "Hayvan Özgürlüğü"nü 1975'te yayınladığında, başlangıçta bu fikirle dalga geçildi. Bugün katil balinaların haklarını tartışacağımız veya Ulusal Sağlık Enstitüleri'nin şempanzeler üzerinde yapılan çoğu deneyi yasaklayacağı o zamanlar kimin aklına gelirdi? Burger King'in tavukların iyiliğini düşünüp (daha doğrusu, tavuklara acıyan müşterileri düşünerek) kafeste tutulmamış tavukların yumurtasını satın alacağına kim inanabilirdi? Bugün asıl sorun, hayvanların haklarını büyük ölçüde ihlal ederek ucuz gıda üreten fabrika çiftlikler. Singer bana "Dünyanın her yerindeki fabrika çiftliklerde hâlâ korkunç acılar çeken on milyarlarca hayvan var" dedi. Büyük tarım şirketleri, kötü koşullarda yaşayan besi ve kümes hayvanlarının gizlice görüntülenmesini cezalandıran yasalar çıkarttırdı. ABD Temsilciler Meclisi geçenlerde, birçok eyalette çiftlik hayvanlarını koruyan yasaları kaldırabilmek için tarım yasasını değiştirme cesaretini buldu. ABD Merhamet Derneği Başkanı Wayne Pacelle, "Tek bir yasa, eyaletlerde hayvanları korumak için yirmi yıldır geçirilen yasaları boşa çıkarabilir" dedi. Umarız Senato-Temsilciler Meclisi karma komitesi bu değişikliği iptal eder. Gıda şirketleri olumlu değişim yönünde şaşırtıcı bir güç olarak ortaya çıktı. 2013'te şu ana dek General Mills, Tim Hortons, IHOP, Applebee's, Marriott ve Au Bon Pain gibi şirketler, hayvanların dönmesine izin vermeyen gebe kafeslerinde tutulan domuzların etini kullanama sözü verdi. McDonald's, Burger King, Wendy's, Safeway, Oscar Mayer, Costco ve başka şirketler 2012'de, gebe kafesi kullanmayı bırakacaklarını açıkladı. Avrupa ülkeleri de hayvanların durumunu iyileştirmek için kararlı faaliyetler yürüttü. En şaşırtıcı şey, Çin'de hayvan haklarını savunan bir halk hareketinin ortaya çıkması ve sözde tıbbi amaçlarla ayılardan acımasızca safra alan şirketlere karşı bu yıl verdiği mücadeleyi kazanmasıydı. Bakın, bazı kuşkularıma rağmen et yiyorum ve fare kapanı kullanmaktan pişmanlık duymuyorum. Ne olmuş yani? İnsan hakları alanında da benzer tutarsızlıklar, tartışmalar ve ikiyüzlülükler var. Su işkencesi konusunda farklı düşünebilsek de, soykırımdan veya çocuklara işkence edilmesinden herkes tiksiniyor. Şimdi hayvan hakları konusunda benzer bir tartışmalı, tutarsız ve ikiyüzlü (ve ilerici) yolda yavaşça ilerliyoruz. Et yemekle ilgili farklı düşünsek de, artan sayıda insan ölçüsüz muameleden iğreniyor. Hayvanları korurken nerede sınır koyulacağı hakkında anlaşamasak da, artık hemen herkes bir sınır koyulması gerektiğinde hemfikir. Umar ım bizden sonraki nesiller bunu dikkate alıp doğru yolda ilerleyen iyi ve düzgün insanlar olduğumuza hükmeder ve ilgisizliğimize rağmen biraz merhamet duyar. THE NEW YORK TIMES
Paylaş:



İlginizi Çekebilcek Diğer Yazılar
  • Günümüz şartlarında aldatmanın tanımı biraz karıştı. Facebook, internet, sosyal ortamlar ve iş ortamları...
  • Güneşli hava mutlu ediyor. Değişen hava koşulları psikolojimizi etkiliyor. Termometre değerleri psikolojimizi nasıl etkiliyor?
  • Sorumluluk sahibi herkes eko anksiyete yaşayabilir… İşte eko anksiyete belirtileri…
  • Uzman Klinik Psikolog Yıldız Burkovik, çiftlere yapılan bebek ile ilgili baskıların olumsuz yanıtla sonuçlandığını söylüyor.
  • Bu ilişki bitti! Her ne sebeple olursa olsun eski sevgiliniz sizinle romantik bir ilişkiye devam etmek istemiyor. Bunu anlayıp kabul ettikten sonra iy
  • Uzmanlara göre patolojik (takıntılı) aşk, alkolik olmak ya da kumarbazlık gibi hastalık sayılabilecek bir psikolojik problem.
  • Randevu Al