Kördü ama artık görüyor

Trahom hastalığından körleşmeye başladığınızda hissettiğiniz ilk şey, kirpiklerinizin gözünüze batmasıdır.

Kördü ama artık görüyor

Trahom hastalığından körleşmeye başladığınızda hissettiğiniz ilk şey, kirpiklerinizin gözünüze batmasıdır.

korlukCüzzam felaketine gelince, o da çoğu zaman şaşırtıcı bir kaşıntıyla başlar. Çocuk felcinin ilk belirtileri yorgunluk, kusma ve sırt ağrısıdır. Bu hastalıkların artık kökü kurumak üzere. Biz gazeteciler genellikle sorunların üstünde dursak da şu bir gerçek ki, kalkınmakta olan dünyadaki en kayda değer değişimlerden biri, yukarıdaki kadim illetlerin gerilemesidir. 30 yılı aşkın bir süre önce ilk kez Batı Afrika'da gezerken gördüğüm kör, cüzzamlı ve çocuk felci geçirmiş dilencileri bir türlü unutamamıştım. Wisconsin Üniversitesi öğrencisi Erin Luhmann'la yaptığım ödül gezisindeyse şartların artık çok daha iyi olduğunu gördük. Örneğin körlük. Birçok sebebi olan körlüğe y ol a çan e n a cılı hastalıklardan biri, gözkapaklarının içe kıvrılmasıyla sonuçlanan trahomdur. Bu yüzden kirpikler sürekli o larak g özün saydam tabakasını aşındırır. Yıllarca trahom hastalığının acısını çeken Nawara Souko bize, "Gözlerime bir avuç kum atılmış gibi hissediyordum" dedi. Souko'nun kocası ölmüş; gözleri de görmeyince ne çiftlikle ne de beş çocuğuyla ilgilenebilmiş. Üç evladını kaybetmiş. Derken Nawara, Amerikalı yardım kuruluşu Helen Keller International'da eğitim alan bir hemşire tarafından 15 dakikada ameliyat edilmiş. Gözkapağını düzelten bu ameliyatlar, hastalık fazla ilerlediyse, bazen gözün tekrar görmesine yetmiyor. Nawara'nın yalnızca acısı son bulmamış, gözleri de yine görmeye başlamış. Erin'le ben, Mali'nin başkenti Bamako'nun 160 kilometre batısındaki bir köyde yapılan trahom ameliyatlarını izledik. Yıllardır ıstırap çeken köylüler adeta yeniden doğuyordu. Yagare Traoré, çiftçilik yapamadan ve 6'sı hayatını yitiren 11 çocuğuna bakamadan yıllarca kulübesinde hapis kalmış. Sonra ameliyat olmuş ve sargılar çıkarıldıktan sonra bir çocuk yanına gelip ona evinin yolunu göstermek istemiş. "Çekil yolumdan!" demiş Traoré. "Görebiliyorum!" Helen Keller International'dan Shawn Baker'a göre ameliyatın Mali'deki maliyeti kişi başı 40 dolardan az. Hastalığın önlenmesiyse daha ucuz. Köylülere hijyen eğitimi verip kişi başına 1 dolardan ucuz antibiyotik dağıtsanız trahom biter. Bir de tabii çocuk felci var. 1988'de 350 bin vakaya karşılık geçen yıl yalnızca 223 vaka bildirilmiş. Nijerya ve Pakistan'daki radikal İslamcılar aşı görevlilerini öldürmüş olsalar bile bu hastalık da yavaş yavaş yeryüzünden siliniyor. Üçüncü zafer cüzzama karşı. Dış görünüşü bozan bu sinsi hastalık el ve ayak parmakları, kulaklar ve burnun yok olmasına kadar varabiliyor. Oysa üç ilaçlı ucuz bir terapiyle cüzzam kolayca tedavi ediliyor ve yeni bir kan testiyle rahatça teşhis konabiliyor. 1985'te dünyada 5.2 milyon cüzzamlı varken bugün sayı 200 binin altında. Ne yazık ki herkes zamanında tedavi görmüyor. Erin' le yaptığımız yolculuktaki en üzücü karşılaşmalarımızdan biri, cüzzam yüzünden el ve ayak parmaklarını kaybeden 10 yaşındaki Muhammed Bako'yla idi. Muhammed bize, "Ben iyiyim" diyordu ama pek öyle görünmüyordu. Değneklerle yürüyor, gözlerinden korku ve sitem okunuyordu. Muhammed, Hıristiyan bir misyonerlik kuruluşu olan SIM'in Nijer'deki 57 yıllık cüzzam hastanesinde tedavi görüyor. Yirmi beş yıl önce hastaneye ayda 500'den fazla hasta gelirken bugün ayda ortalama bir hasta geliyor. Olumlu gelişmeler yukarıdaki üç hastalıkla sınırlı değil. Dünyada beş yaşın altında ölen çocukların sayısı 1990'da 12 milyondan 2011'de 6.9 milyona düştü. Ayrıca hastalığın yükü hafifledikçe ekonomi kalkınıyor. Afrika bugün ekonomik bir canlanma yaşıyor; dünyada en hızlı büyüyen 10 ekonominin 6'sı bu kıtada. Afrika'yı acınası bir yer değil, yatırım yapacak bir yer olarak görün. Gazeteci ler ve yardım kuruluşu çalışanları doğal olarak karşılanmayan ihtiyaçlara bakıyor ve bu da küresel sağlık meselelerinin kötüye gittiği izlenimini uyandırabiliyor. Oysa yaşanan gelişmeler ilham verici. AIDS, sıtma ve vereme karşı özellikle daha çok çaba göstermemiz gerekse de son yıllarda insanlığın en büyük başarılarından biri şüphesiz, korkulan köklü illetlerin büyük ölçüde sınırlandırılması olmuştur. Erin'le bu sayede dünyanın en yoksul ülkelerinden bazılarında dolaşabiliyor ve bir umut ışığı görebiliyoruz. THE NEW YORK TIMES
Paylaş:



İlginizi Çekebilcek Diğer Yazılar
  • Duyguları tanımlamada ya da algılamada zorluk yaşanması, tıkınırcasına yeme ataklarını tetikleyebiliyor.
  • Son dönemde medyaya da yansıyan rahatsız edici boyuttaki görüntülerin cinsellik değil pornografi olarak adlandırılması gerektiğini belirten Psikiyatri
  • Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Hürriyet Aile köşesinde bu hafta “ Mutluluk" konusuna ilişkin bir yazı ele a
  • Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Kim Psikoloji Psikolojik Danışmanlık Merkezi “Kim ile Online Psikoloji Günle
  • Ccimriliğin başlı başına bir hastalık olarak tanımlanamayacağını belirten Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, ancak cimri olmanın ve bu dur
  • Yaşam tarzı tıbbı yani Lifestyle Medicine; araştırma, önleme ve tedavi etme ile yakından alakalı olan bir tıp dalıdır. Yaşam tarzı tıbbı; pek çok yaşa
  • Randevu Al