Kanser yenilecek

Kanserle mücadelede çok da başarılı olduğumuz söylenemez. Bilim dünyası kanseri yenmek için uğraşıyor.

Kanser yenilecek

Kanserle mücadelede çok da başarılı olduğumuz söylenemez. Bilim dünyası kanseri yenmek için uğraşıyor.

kanserTeknolojinin ilerlemesi, nüfus artışı ve yaşlanmasına bağlı olarak kanser vakaları giderek artıyor. Bilim dünyası, kanserle mücadelede süreci hızlandırmak için dünyanın dört bir yanında birbirinden bağımsız olarak sürdürülen kanser araştırmalarını ortak bir çatı altında toplayarak kansere öldürücü darbeyi vurmaya hazırlanıyor. Bu yeni yaklaşım, farklı dallardan gelen bilim insanlarını multidisipliner takım çalışmalarında bir araya getiriyor. Kanser tek bir hastalık değildir; yüzlerce hatta binlerce hastalığın bileşiminden oluşan bir sağlık sorunudur. Çünkü kanserlerin nedeninin artık tek bir ajan-virüs veya bakteri- olmadığı biliniyor. Kanser yolunu şaşırmış genlerin, değişim geçirmiş hormon ve epigenomların, serseri hücrelerin ölümcül işbirliği sonucunda ortaya çıkar. Tam donanımlı bir ordu gibi, hava, kara ve denizden saldırıya geçer. Dolayısıyla bu amansız düşmana karşı savunma ve saldırı birden fazla cephede yürütülmelidir. MIT’den Phillip Sharp, “Kanser, düşündüğümüzden çok daha karmaşıktır. Karmaşıklığı akıl almaz boyutta” diyor. Nobel ödüllü moleküler biyolog Sharp, bu düşmanı yenmek için bir tek değil, çok sayıda kahramana ihtiyaç duyulduğunu ve safların güçlendirilmesi için bilim insanları arasında işbirliğinin gerekli olduğuna inanıyor. Bunun için gereken mali desteği, bugün kanserle mücadelede yeterli çabanın gösterilmediğini düşünen ünlü zenginlerden ve özel sektörden sağlamaya karar veren Sharp, Kansere Karşı Ayağa Kalk (Stand Up to Cancer –SU2C) isimli örgütü kurarak kanserle savaşta yepyeni bir dönem başlatıyor. Bu örgüt aralarında işbirliği yapan ekipleri (Rüya Takımları) finanse ediyor.

EN YETENEKLİ VE EN BAŞARILILAR ELELE

ABD’de yakınlarını kanser nedeniyle yitirmiş veya kendisi hastalığa yakalanmış çok sayıda ünlünün destek verdiği SU2C örgütü, alanında en yetenekli ve en başarılı bilim insanlarını bir araya getiriyor ve gerekli maddi desteği sağlayarak, sıkı bir program dahilinde –örneğin üç yıl içinde- kanseri tarihe gömecek çarelerin geliştirilebileceğini umut ediyor. Bütün bu çalışmalar, ayrıca Amerikan Kanser Araştırmaları Birliği’nin kontrolü altında yürütülüyor. Sharp ve diğer uzmanların yönetimindeki SU2C’nin bilim komitesi, araştırma gruplarını her 6 ayda bir sorgulayarak çalışmaların gidişatı hakkında bilgi alıyor. Böylece ekiplerin “rehavete” kapılmaları engellenmiş oluyor.

ÇALIŞMALAR TEK BİR ÇATI ALTINDA TOPLANACAK

Amerikan Ulusal Sağlık Enstitüsü’nün (NIH) yöneticisi Dr. Francis Collins de işbirliğinin gerekliliğine inananlardan; bilim insanlarının tek başlarına, farklı projelerle, çok büyük araştırma fonlarıyla çalışmalarını zaman ve kaynak kaybı olarak görüyor. Collins, “Aynı konu üzerinde çalışan farklı disiplinlerden gelen insanları bir araya getirerek rüya takımları oluşturmak zaman ve para tasarrufu sağlayacak” diyor. Çalışmaları tek bir çatı altında toplamaya çalışan tek kuruluş SU2C değil. MD Anderson Kanser merkezi yöneticisi Dr. Ronald DePinho, sekiz kanser tipi –akciğer, prostat, melanoma, göğüs, yumurtalık ve üç lösemi tipi- üzerinde çalışan gurupları Moon Shots adını verdiği program çerçevesinde bir araya getirmiş bulunuyor. Bu ekibin çalışmaları, kaç adet makale yazdıklarına bakılarak değil, hastaların gidişatı üzerinden değerlendirilecek. DePinho, “İyi niyet ve istekli olmak önemlidir ama esas ölçü sonuçtur. Çalışmaları değerlendirirken kansere bağlı ölümlerde azalma olup olmadığına bakacağız” diyor.

UMUT VERİCİ SONUÇLAR

SU2C’nin çatısı altında sürdürülen 10 proje (şimdilik) birden fazla silahla kanser türlerinin üzerine gidiyor. Projelerde genetikçi, patolog, biyo-istatistikçi, biyo-kimyacı, informatikçi, onkolog, cerrah, hemşire, teknikerlerden oluşan gruplar, küçük ama kararlı adımlarla kanserin direncini kırmaya çalışıyor. Bu projelerden elde edilen umut verici sonuçlar özetle şöyle: • Yüzlerce ilaç etkin maddesi üzerinde çalışmalar yapılıyor. Biri, vücudun bağışıklık sistemini yeniden faal hale getirmeyi hedeflerken, bir diğeri tümörün kan ve enerji girişini kesmeye çabalıyor. Bir başkası programlı hücre ölümü de denilen apoptozu başlatıyor. Projelerden birinde bu yaklaşımların kombinasyonu uygulanıyor. • Yeni biyo-markörler sayesinde bilim insanları kanser hücrelerini teşhis edebiliyor ve izleyebiliyor. BİLİM TEKNOLOJİ EKİ