Kahve ve kek eşliğinde ölüm tartılıyor

Sokrates ölümden korkmuyordu. Baldıran zehrini sakince içti. Kierkegaard'ın ölüm saplantısı, onu biraz kasvetli biri yaptı.

Kahve ve kek eşliğinde ölüm tartılıyor

Sokrates ölümden korkmuyordu. Baldıran zehrini sakince içti. Kierkegaard'ın ölüm saplantısı, onu biraz kasvetli biri yaptı.

kahve_kekNew Jersey'de yaşayan 58 yaşındaki dâhiliye uzmanı Lorraine Tosiello için sonsuz ölçüde şaşırtıcı görünen şey ise ölüm süreci. Doktor Tosiello geçenlerde bir Çarşamba gecesi sekiz kişinin, New York'taki bir kafede filozofların yüzyıllardır uğraştığı soruları tartışmak için bir araya geldiği toplantıda, "Felsefi açıdan esasen ölümün ne olduğunu merak ediyorum. Bu dönüşüm ne anlama geliyor?" diye sordu. Her ay toplanan Ölüm Kafe adlı bu grup, geçen yıl ABD'nin 40'a yakın şehrinde kurulan çok sayıdaki benzer topluluktan biri. Yaklaşık 10 yıl önce İsviçre ve Fransa'da ortaya çıkan "café mortel" hareketinin uzantısı olan bu topluluklar, yas destek grupları veya ölüme hazırlanma seanslarından ziyade felsefi düşünceleri tartışmak isteyen insanlar için geçici bir forum. Ölüm Kafeler Avrupa'nın başka bölgelerine ve Kanada'ya da yayıldı. New York'taki Ölüm Kafe'ye ev sahipliği yapan 60 yaşındaki Audrey Pellicano, "Ölüm ve yas, kesinlikle konuşmaktan kaçındığımız konular. Bunlar hakkında konuşursak, belki de o kadar korkmayız" diyor. Biraz yatakhane sohbeti biraz da grup terapisi tarzındaki Ölüm Kafeler, entelektüellerin toplantılarına benziyor. Ancak pratikte biraz farklı oluyorlar. Bunu kafe kültürünün tesadüfî karşılaşmalar çağına uyarlanmış hali olarak tanımlayabiliriz. Her toplantı, genelde konuyla mesleki bir ilişkisi olan (örneğin, Pellicano bir yas danışmanı) gönüllü bir yönetici tarafından idare ediliyor. Katılımcılar arasında her yaştan aktif çalışanlar ve emekliler var. Bunlar Facebook'taki duyurular, sözlü bilgiler ve dükkânlara bırakılan el ilanları sayesinde bir araya geliyor. Kadın katılımcıların sayısı genelde erkeklerden fazla. İlk Ölüm Kafe'yi 2011'de evinin bodrum katında topladığını ve bakımını yaptığı web sitesi üzerinden bu fikri yaydığını söyleyen Londralı 40 yaşındaki web tasarımcısı Jon Underwood, "Avrupa'da fikir tartışması yapmak için gayri resmi biçimde bir araya gelme geleneği (felsefe ve bilim kafeleri gibi) var" diyor. Örneğin, deathcafe.com sitesine göre bu ay İngiltere'nin Londra ve Essex şehirleri ile Kanada'nın Ottawa şehirlerinde Ölüm Kafe toplantıları düzenlenecek. Bu fikri ölüm hakkında daha açık tartışmalar yapılması amacıyla "café mortel" etkinlikleri düzenleyen İsviçreli sosyolog Bernard Cret taz'dan alan Underwood, "Ölümü doktorlar ve cenaze levazımatçılarına havale etmenin bir yararı dokunmadığı görüşü yaygınlaşıyor. Ölüm Kafe'yi insanların ölümü tartışabileceği ve derin sorular sorabileceği bir yer olarak hayal ettim" diyor. Şu ana kadar yakın bir aile bireyini kaybetmediğini söyleyen Tosiello toplantıya entelektüel keyif almak için katılırken, diğer kişiler sevilen birinin ölümünün uyandırdığı duygular ve sorular üzerinde kafa yormak içi katılmış. Lise birdeyken yeni ehliyet almış bir arkadaşını trafik kazasında kaybeden 25 yaşındaki anne Kelly Vanderpool, Missouri'deki Ölüm Kafe toplantısına katılmış. Vanderpool verdiği röportajda, "O günden beri, arkadaşımın nerede olduğunu bilmek istedim. Hayatın devam ettiği doğru mu? O hâlâ buralarda mı?" diye sordu. Tuhaf olmaktan çok, sıradan olan bu toplantılar, derin kavrayışlardan ziyade küçük aydınlanmalar sağl ıyor. Nebraska'daki bir toplantıya katılan 60 yaşındaki Jeneva Stoffels, "Bu psikoterapiye benzemiyor. Büyük bir dönüşüm beklemeyin" diyor. Ölümle ilgili tutumları inceleyen doktorlara ve bilim insanlarına göre, bu tür konuşmalar çoğu kişi için yararlı. Ayrıca ölüm hakkında konuşmak korkuları hafifletebilir. Ağır hastaların kaldığı bir bakımevinde sosyal hizmet görevlisi olarak çalışan ve geçen yaz Ohio'daki ilk toplantıyı düzenleyen Lizzy Miles, "Toplantılardan birinde, reenkarnasyona inanan ve karşısındaki üç ateiste geçmiş hayatlarını anlatan bir kadın vardı. Ötanazi, yas ve canlandırmayın emri gibi konuları tartıştık" diyor. İlk dokuz toplantıya katılan 112 kişinin kaydını tutan Miles'ın dediğine göre, bunların dörtte biri 35 yaşından küçük, yüzde 22'si 65 yaş üzerinde, en fazla katılımcı 45-64 yaş grubundan ve çoğu kadın. Toplantı sonrası anket dolduranların yaklaşık yarısı, "Artık ölüm ve ölme konusunda daha rahat konuşabiliyorum" ifadesine katılmış. Ölüm Kafe hareketinin birkaç temel kuralı var. Toplantılar gizli ve kâr amacı gütmüyor. Katılımcılar birbirlerinin inançlarına saygı duymalı ve inanç propagandası yapmamalı. Ayrıca çay ve pasta önemli bir rol oynuyor. Londra'da toplantı düzenleyen Underwood, "Ölüm hakkında konuşunca onu davet ettiğimize dair bir hurafe var. Yemek tüketmek yaşamı idame ettirmek için zorunlu. Pasta durumu normalleştiriyor" diyor. THE NEW YORK TIMES