İşbirliğine yatkın yalnız mucitler

Buluşlarıyla modern çağın kapısını aralayan Thomas Edison, saplantılı ve yalnız dehaların efsanesini kişiliğinde somutlaştırmıştı. Ama onlar işbirliğine yatkın yalnız mucitler.

İşbirliğine yatkın yalnız mucitler
Paylaş:

Buluşlarıyla modern çağın kapısını aralayan Thomas Edison, saplantılı ve yalnız dehaların efsanesini kişiliğinde somutlaştırmıştı. Ama onlar işbirliğine yatkın yalnız mucitler.

Utangaç ve neredeyse sağır olan bu insan, New Jersey'deki laboratuvarında öyle içine kapanarak çalışıyordu ki ailesi bile onu zor tanıyordu. Bu haliyle yalnız deha efsanesinin somut bir örneği olarak tanınan Edison, fonograf ve ampulü icat edip binden fazla patent alarak modern çağın öncülerinden biri oldu. Oysa gerçekte Edison'un işbirliği yapmak hoşuna gitmese bile, yardıma ihtiyacı vardı. Önceleri Edison'un hakkı yenmiş düşük maaşlı asistanı, sonraları da amansız rakibi olan Nikola Tesla onu bakın nasıl tarif ediyordu: "Hiçbir hobisi yoktu ve hiçbir eğlenceyle ilgilenmezdi. En temel temizlik kurallarını tamamen hiçe sayarak yaşardı." Mucitler o gün bugündür yalnızlığın verdiği ilham ve işbirliği sonucu ortaya çıkan başarı arasındaki hassas dengeyi tutturmaya çalışıyor. Birçokları ilk seçeneğe meyletse bile, pratikte ikincisine tutunuyor. Steve Jobs geçen yıl öldüğünde Apple'daki çalışma arkadaşları onun çoğu zaman yabaniliğe ve kabadayılığa kaçan yönetim tarzını, önyargılı kibrini, hatta temizlikle ilgili en temel kuralları bile hiçe saymasını unutmamışlardı. Fakat Jobs için işbirliği yine de ilk sıradaydı. 313 patentin çoğunu başkalarıyla paylaşmıştı; işbirliğine yanaşmayan mühendis ve tasarımcıları işten çıkarırdı. Walter Isaacson, "Steve Jobs" kitabında da anlatır. Sony dijital müzik piyasasına hakim olacak bütün özelliklere sahipti. Fakat Apple piyasaya geç girmesine rağmen iPod ve iTunes'la milyar dolarlık bir sektör yarattı. Avantajı neydi? Sony'de birbirine rakip bölümler varken, "Jobs, tüm takımları yakından denetledi, onları uyumlu ve esnek tek bir birim gibi çalışmaya sevk etti." Yaratıcı işbirliği modeli Bell Laboratuvarları'na dayanır. Bu kurumun New Jersey'deki yerleşkesinde açık ofisler uzun koridorlara açılıyordu ve yönetici Mervin Kelly, kuramcı, fizikçi, kimyacı, matematikçi ve mühendisleri serbestçe sohbet etmeye özendiriyordu. 20'nci yüzyılda çarpıcı atılımlar gerçekleştiren Bell'deki bilim insanlarının başarıları arasında transistörler, fiber optik bilimi, güneş pilleri ve lazerler sayılabilir. Jon Gertner'in "Fikir Fabrikası: Bell Laboratuvarları ve Büyük Amerikan İcatları Çağı" kitabı, kuramcı Claude Elwood Shannon'un koridorda tek tekerlekli bisiklet kullanırken nasıl havada top döndürdüğünü anlatır. Shannon, transistör anahtartarıyla birleşerek dijital bilgisayar biliminin temelini oluşturan ikili matematiğe ait kuramıyla bilinir. Kitabı The New York Times'da değerlendiren Isaacson'a göre o kuram 20'nci yüzyılın en büyük fikri başarılarından biridir. Peki ya bisiklet kullanarak havada top çeviren bir dahiyle fikirlerini paylaşmak istemeyen asosyal düşünürler? Wired dergisinde yazan Clive Thompson, bir sosyal dinamik olarak "kesintisiz takım çalışmasının" birçok gerçek mucit için sinir bozucu olabileceğini savunuyor. Onun büyük ve apaçık çözüm önerisiyse internet. "Mesajlar, sohbetler, durum güncellemeleri, yorumlar ve e-postalarla fikir ve düşünceleri uzun uzun değerlendirebilirsiniz" diyor Thompson. "Ama sadece yalnızsanız" diye ekliyor. Daha iyi ya. Belki temizlik anlayışınız mucitliğinizin gerisinde kalıyordur. THE NEW YORK TIMES