İntihar borçlara çare değil

Veera Reddy isimli çiftçi üç kez bileklerini kesti; sonunda kendini asarak öldü. Geride, hangi alacaklıya ne borcu olduğunu döken özenli bir liste bırakmayı da ihmal etmedi.

İntihar borçlara çare değil
Paylaş:

Veera Reddy isimli çiftçi üç kez bileklerini kesti; sonunda kendini asarak öldü. Geride, hangi alacaklıya ne borcu olduğunu döken özenli bir liste bırakmayı da ihmal etmedi. intiharToplam miktar 400 bin rupiydi, yani 6.430 dolar. Andhra Pradesh'li çiftçiler arasındaki intihar oranı ülke ortalamasının neredeyse üç katı. Kayıtlara göre 1995'ten beri tarımla uğraşanlardan 290 bin kişi kendi canına kıydı. Bir zamanlar ülkenin belkemiği olan küçük çiftçiler giderek unutuluyor. Uluslararası rekabet ve artan maliyetler zaten az olan kazançlarını iyice cılızlaştırıyor.

Gayri safi yurt içi hasılaya olan katkıları gibi sayıları da küçülüyor. Fakat Reddy gibi çiftçilerin canlarına kıymaları bile geçici bir çözüm; çünkü burada borçlar kocadan dul karısına, bababan oğula geçiyor. Reddy'yi pes ettiren on beş dönümlük araziyle şimdi karısı Latha Reddy Musukula geçimini sağlamaya çalışıyor. Bu arada içinde yaşadığı ülke, ekonomik büyümenin etkisiyle bambaşka bir çehreye bürünüyor; yoksulluktan sıyrılmak için (belki oğlunun veya kızının da yakalayabileceği) birçok fırsat sunuyor. Fakat kendi durumu başka; kocasını yutan çember onun da çevresinde daralıyor. Neredeyse tüm komşuları gibi o da köy tefecilerinin pençesinde. Kocasının naaşını ipten daha yeni indirmişlerdi ki, onlardan biri evlerine gelmiş, ödeme yapılmadığı takdirde ölü yakma törenini engellemekle tehdit etmişti. Musukula'nın yetkililere yaptığı başvurular geçiştirildi. Yakındaki bir köyde oturan Sudhakar Ravula, "Elbette ödemeyi yapacaklar, yoksa evimize girip paramızı çalmış gibi olurlar" diyor. Ravula kendini bir balıkçı olarak tanıtıyor ama biraz daha soruşturunca, Veera Reddy'nin imzaladığı bir senedi çıkarıyor. Dediğine göre dört yı l önce, ödünç aldığı bir parayla Reddy'ye 800 dolar borç vermiş ve yıllık yüzde 24 faiz istemiş. Ona Reddy'nin intihar ettiğini hatırlatınca, sabırsızlanıyor. "Onun için üzülüyorum, ama böyle bir durumda intihar etmek bir şeyi çözmüyor" diyor. 1991'de serbest piyasa reformlarının uygulamaya konmasıyla devlet, sübvansiyonları kısmış ve ithalat duvarlarını indirmişti. Bu da küçük çiftçileri küresel pazarın insafına, daha doğrusu insafsızlığına bıraktı. Ticari mahsullere ve genetiği değiştirilmiş pahalı tohumlara yönelen bu çiftçiler, devlette iş bulmaları umuduyla çocuklarının eğitimine daha çok para ayırmaya başladı. Fakat bunun sonucunda tehlikeli bir kumar tuzağına kapılıp, fahiş faiz oranlarıyla giderek büyüyen borçların altına girdiler. Bereketli bir hasatla borçlarını kapatacaklarını, böylece yeni borçlar alabileceklerini düşündüler. Çiftçilerin bu tutumu alışkanlık halini alınca da geriye bir insan enkazı kaldı. Geçtiğimiz günlerden birinde Musukula, 17 başka kadınla birlikte bir devlet dairesinin önünde bekliyordu. Neredeyse bütün kadınların elinde, çiftçinin intihar nedenini borca bağlayan bir polis raporu vardı ve bu raporun, alacaklılarla mağdur aile arasında bölüştürülecek 150 bin rupi tutarında tek seferlik bir ödemeye hak kazandırması gerekiyordu. Ödemeyi alabilmek için bölge gelirler amirinden onay almaları gerekiyordu. Bu amaçla amire bağlı görevlilerden birini görmeye gelmişlerdi. P. Bhiksham, iki kadından kocalarının ölümleriyle ilgili ayrıntıları dinledi ve ardından söz aldı. Asıl sorunun kocalarının çok fazla içmesi olduğunu söyledi. "Hindistan'da sorunların haddi hesabı yok ve bunlarla yaşamak zorundayız" dedi . "Siz de sorunlarınızla yaşamak zorundasınız. İçki birçok ailenin başına dert. İnsan elindeki imkânlarla ailesini geçindirmeyi öğrenmelidir." Sonra, meslek hayatı boyunca haklı bir çiftçi intiharıyla hiç karşılaşmadığını anlatmaya başladı. "Hepimiz kendi geçim kaynaklarımızı belirleyecek özgürlüklere sahibiz. Ayrıca burada topraklar da bereketlidir" dedi. Kadınlar sessizce dinleyip sırayla odadan çıktılar. Bhiksham'ın söylediklerinden hayal kırıklığına uğramışlardı ama hiçbiri şaşırmamıştı. Yerel yetkililerin birçoğu çiftçileri idareli olmamakla suçluyor. Veera Reddy'nin 2012'deki intiharını inceleyen bölge başmüfettişi G. Satyanarayana, "Aile size mutlaka olayın bir çiftçi intiharı olduğunu söyleyecektir" diyor. İlgili dosyaya göz attıktan sonra da Reddy'nin "kötü alışkanlıklarının", yani içki içmesinin kurbanı olduğunu söylüyor. Başmüfettişe göre asıl sorun, yerel çiftçilerin çocuklarının eğitimine çok fazla harcama yapmasıymış. "Bazı çiftçiler mantıksızca büyük işlere kalkışıyor. Küçük birer çiftçi oldukları halde çocuklarını devlet okullarına değil, özel okullara gönderiyorlar. Yersiz bir itibar peşine düşüyor ve kendi mali durumlarını hesaba katmıyorlar. Anne sabah beşte tarlaya gideceğine saat dokuza kadar okul otobüsünü bekliyor" diyor. İntiharların ardından tefecilerin dulları taciz etmesine gelince; Satyanarayana'ya göre polise böyle bir olay hiç bildirilmemiş. Köylüler belki de ileride borca ihtiyaçları olacağından korktukları için polise tefecileri şikayet etmiyormuş. Tefeciler evine geldiklerinde Latha Musukula onları bir-iki ay kadar oyalamaya çalışmış. Fakat sonra onlardan biri, Musukula'nın arazisi üstüne nasıl bir ev yapmayı planladığını anlatmaya başlamış ve ona "fahişe" demiş. Musukula ne yapacağını o kadar şaşırmış ki, tefecinin ona tekrar etmesini söylediği sözleri yinelemekten başka bir şey yapamamış ve borcunun tamamını nisana kadar ödeyeceğine söz vermiş. Oysa bunu nasıl yapacağı hakkında hiçbir fikri yok. Toprağını satsa ailenin geçim kaynağı kalmayacak ve beş parasız olarak ağabeyinin yanına taşınması gerekecek. Şimdilik oğlunu ve kızını korumaya çalışıyor Musukula ve onlara sadece derslerini düşünmelerini söylüyor. Fakat 18 yaşındaki Srileka, "Kardeşim ve ben tefecilerin okulumuz bitene ve biz bir iş bulana kadar beklemelerini istiyoruz, ama bu mümkün değil" diyor. THE NEW YORK TIMES