İnternet sayesinde bilim halka açılıyor

Bilimsel araştırmalar yüzlerce yıldır tek kişi tarafından yapıldıktan sonra, hakem tarafından incelenmek üzere dergilere gönderiliyor. İnternet sayesinde bilim halka açılıyor.

İnternet sayesinde bilim halka açılıyor

Bilimsel araştırmalar yüzlerce yıldır tek kişi tarafından yapıldıktan sonra, hakem tarafından incelenmek üzere dergilere gönderiliyor. İnternet sayesinde bilim halka açılıyor.

Haber3Ancak bu sistem çoğu bilim insanı tarafından tutucu, pahalı ve elitist bulunuyor. Hakem değerlendirmesi aylar sürebiliyor, dergi üyelikleri çok pahalı ve küçük bir zümre bilgi akışını kısıtlıyor. Kuantum fizikçisi Michael Nielsen, bunun bilgi paylaşımı için ideal bir sistem olduğunu söylüyor ve ekliyor: "Tabii eğer 17'nci yüzyıl teknolojilerinde takılıp kaldıysanız." Nielsen ve "açık toplumun" diğer savunucuları, internet üzerinde grup içi bölünmelerden arınmış bir işbirliği içinde bilimin çok daha fazlasını, çok daha hızlı bir biçimde gerçekleştirebileceğini söylüyor. Çoğu bilim insanının şüpheyle yaklaşmasına rağmen, fikirleri git gide yaygınlaşıyor. Açık erişimli arşivler ve arXiv ve Public Library of Science (PLoS) gibi çevrimiçi akademik siteler son yıllarda mantar gibi çoğaldı. Halk bilimi sitesi GalaxyZoo, uzaydaki milyonlarca nesneyi sınıflandırarak çok sayıda bilimsel makalenin yazılmasına ön ayak olan özellikler keşfetti. Bilim insanlarının birbirlerinin sorularına yanıt verdiği, makale paylaştığı ve çalışma arkadaşları bulduğu ResearchGate isimli bir sosyal ağ sitesi ise, hızla popülerleşiyor. Geleneksel dergilerin editörleri açık bilimin teoride kulağa hoş geldiğini söylüyor.

 İNTERNET BAĞIMLILIĞI İLE İLGİLİ BİLGİ ALMAK İÇİN TIKLAYIN...

 Ancak Nature dergisinin Genel Yayın Yönetmeni Maxine Clarke'a göre, akademi dünyası pratikte son derece muhafazakâr ve geleneksel basılı makaleler halen "burs bulmayı ve yeni iş fırsatlarını değerlendirmeyi" sağlayan bir mecra olarak görülüyor. "Reinventing Discovery: The New Era of Networked Science" isimli kitabı yazmak için başarılı bir akademik kariyeri bırakan 38 yaşındaki Nielsen, bilim insanlarının "çok kısıtlandığını ve internet araçlarına uyum sağlamada yavaş kaldığını" kabul ediyor. Ancak açık bilimin "bir harekete" dönüştüğünü de ekliyor. Her yıl gerçekleştirilen ScienceOnline konferansının kurucusu Bora Zivkoviç, bilimin internet sayesinde bir işbirliğine dönüştüğü günümüzde, bu modelin çok işe yaradığını söylüyor. Araştırmacılara yönelik Berlin merkezli sosyal ağ ResearchGate'in fikir babası, virolog ve bilgisayar mühendisi olan 31 yaşındaki Harvard Üniversitesi mezunu İjad Madisch. Madisch, "Bilimin daha açık olmasını istiyorum" diyor. 2008 yılında kurulduğunda çok az özelliği olan site, araştırmacılardan gelen yorumlarla şu anki şeklini aldı. Madisch üye sayısının 1.3 milyona çıktığını ve girişim sermayecilerinden milyonlarca dolar topladığını söylüyor. Facebook, Twitter ve LindkedIn'in bir karışımı gibi duran web sitesinde profil sayfaları, yorumlar, gruplar, iş ilanları ve "beğen" ve "takip et" opsiyonları bulunuyor. Ancak sadece bilim insanlarının soru sorup cevap vermelerine izin veriliyor. Site aynı zamanda "kendi kendini arşivleyen veritabanı" ile bilimsel dergilerin kısıtlayıcılığına karşı basit ama etkili bir alternatif sunuyor. Çoğu dergi, araştırmacıların gönderdiği makalelere sadece kendi web sitelerinde link vermelerine izin veriyor. Madisch ise kullanıcıları bunu ResearchGate'teki profillerinde yapmaya teşvik ediyor. New York Devlet Üniversitesi'nde Kimya bölümünün başkanı olan Greg Phelan, yeni çalışma arkadaşları bulmak, uzman görüşü almak ve kendi küçük üniversitesinde bulamadığı makaleleri okumak için siteyi kullanıyor. Statükoyu değiştirmek, yani verileri, makaleleri, araştırma fikirlerini ve kısmi çözümleri herkesin erişimine sunmak hâlâ gerçeklikten çok uzak. Köklü dergiler, hiç de ucuz olmayan önemli bir hizmet sunduklarını söylüyor. Kâr amacı gütmeyen Science dergisinin başeditörü Alan Leshner, "Masrafları karşılamak zorundayız" diyor. Yıllık 40 milyon dolar civarında olan söz konusu masraflar 25 editör ve yazarın, satış ve üretim personelinin maaşları ve Kuzey Amerika, Avrupa ve Asya'daki ofisleri içeriyor. Matbaa ve dağıtım masrafları da cabası. Nature Communications ve PLoS One gibi açık erişimli, hakemli dergiler nispeten daha az olan masraflarını karşılamak için yazarlarından makale yayınlama ücreti alıyor (5 bin dolar ve bin 350 dolar). Madisch sosyal ağları bir zaman kaybı olarak gören pek çok saygın bilim insanına asla erişemeyeceğinin farkında. Ama sosyal medyaya bağımlı olan genç araştırmacılar kendi laboratuarlarını kurana kadar sabretmemiz gerektiğini söylüyor. "Yı l lar önce 'Günün birinde Facebook'ta tüm fotoğraflarını ve kişisel bilgilerini insanlarla paylaşacaksın' deseler kimse inanmazdı. Şu anda yolun başındayız. Değişim yolda" diyor. Leshner de bazı şeylerin değişmek üzere olduğunu kabul ediyor. "Bilim dergilerinin modeli 10 yıl sonra da aynı mı kalacak? Hiç sanmam. Ben evrime inanırım" diyor.  THE NEW YORK TIMES
Paylaş:



İlginizi Çekebilcek Diğer Yazılar
  • Yeni İnternet Hastalıkları ve Siberkondri Konuşuldu.
  • Sosyal medya dedektiflik yaptırıyor! Toplumun yüzde %59’u, eşini sosyal medyada kontrol ediyor!
  • Hikikomori Japonca'da "elini ayağını çekmek", "geri çekilmek" anlamına geliyor. Hikikomori'de kişi müzik dinlemek, internette dolaşmak, uyumak dışınd
  • Sosyal medya insanı narsist yapıyor. Araştırmalar hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline gelen sosyal medyanın sadece paylaşım ve dijital iletişim
  • Japonya’da 1 milyon kişide bulunan Sosyal Çekilme hastalığı nedir?
  • Teknolojiyle hayatımıza giren sanal kumar bağımlılığının genellikle ergenlik döneminde başladığını belirten uzmanlar, bunun bir hastalık olduğuna dikk
  • Randevu Al