İlişki yönetimi yaşam kalitesini belirliyor

Dikkat! İlişki yönetimi yaşam kalitesini belirliyor. İşte doğru iletişim kurma ve ilişki yönetimi tüyoları.

İlişki yönetimi yaşam kalitesini belirliyor
Paylaş:

Dikkat!  İlişki yönetimi yaşam kalitesini belirliyor. İşte doğru iletişim kurma ve ilişki yönetimi tüyoları.

İlişki yönetiminin yaşam kalitesine etkilerini Üsküdar Üniversitesi Sürekli Eğitim ve Araştırma Merkezi Feneryolu Polikliniği’nden Uzm. Psk. Çiğdem Demirsoy PSİKOHAYAT’ın son sayısında anlattı. İletişimin “ilişki” ve “içerik” olmak üzere iki ayrı düzeyi vardır. İnsanlar yalnızca iletişim kurmakla kalmaz aynı zamanda kurdukları iletişim hakkında da bildirimde bulunurlar. İnsan sosyal bir canlı olarak yaşamı boyunca sürekli diğer insanlarla etkileşim halindedir. İstesek de istemesek de insanlarla iletişim kurmak zorunda kalırız, hatta sessiz kalıp konuşmadığımızda bile çevremizdekilerle bir etkileşim, bir ilişki söz konusudur. Yani iletişim kurmamak mümkün değildir. İki insan birbirini fark ettiği ilk andan itibaren kaçınılmaz olarak aralarında bir ilişki başlar. Bu ilişkinin içinde bilerek veya bilmeyerek aradaki ilişkide hangi davranışların yer alıp almayacağının mesajları gidip gelmeye başlar.

 SAĞLIKLI İLETİŞİM KURMANIN YOLLARI

Bu noktada iletişimin kalitesi kavramı önem kazanır. Yaşam kalitemizin bir göstergesi de yürüttüğümüz ilişkilerin kalitesidir. Çünkü insanın ilişkilerinin niteliği, o kişinin yaşam kalitesine etki eder. Madem ilişki, iletişim kurmamak mümkün değil, o halde insanlarla aramızdaki ilişkide neler olup bittiğini anlamalıyız ki ilişkilerimizi yaşam kalitemizi düşürmeyecek şekilde ustalıkla, sağlıklı bir şekilde yürütebilelim. İlişkilerimizi sağlıklı bir şekilde yönetebilmek için “kendimizi”, “karşımızdakini” ve “ilişki sürecinde olup bitenleri” bilmemiz, anlamamız ve tepkilerimizi buna göre ayarlamamız gerekir. İnsanlar iletişim halinde iken birbirlerine karşılıklı olarak duygu, düşünce veya bilgi aktarımında bulunurlar. Hiçbir insan diğerinin aynı değildir. Birbirine benzer özelliklere sahip olsalar bile her bir birey kendisini tek ve eşsiz kılan bir iç yaşantıya ve birbirinden farklı özelliklere sahiptir. İnsanlar bir araya geldiklerinde sahip oldukları bu özellikler aralarındaki ilişkiye taşınır. İnsanların hayata bakışı, olayları algılayış ve değerlendirişleri ve olaylar karşısında yaşadıkları duygular ile verdikleri tepkiler birbirinden çok farklıdır ve ilişkiye bu özellikleri ile girerler. Önceden getirilen bu özelliklerin yanı sıra karşılıklı etkileşim sürecinde de yaşanan bir takım duygu ve düşünceler ile verilen tepkiler ilişkiye yön verir. İki insan arasındaki ilişkide hangi duygu ve düşüncelerin, hangi davranışların yer alıp almayacağının belirlenmesine “ilişkinin tanımlanması” denilir.

İLETİŞİM DÜZEYLERİ VE İLİŞKİ TÜRLERİ

İletişimin “ilişki” ve “içerik” olmak üzere iki ayrı düzeyi vardır. İnsanlar yalnızca iletişim kurmakla kalmaz aynı zamanda kurdukları iletişim hakkında da bildirimde bulunurlar. Karşımızdakine bir şey söylerken aynı zamanda söylediklerimize bir anlam verir ve nitelemeler yaparız. Örneğin bir eleştiriyi gülerek veya çatık kaşla yapabiliriz. Karşımızdaki kişiye onu gördüğümüze memnun olduğumuzu söylerken diğer yandan yüzünü bile görmek istemediğimizi bildiren ses tonu veya yüz ifadesi takınabiliriz … İnsanların iletişim sırasında gönderdikleri iletiler; yer aldıkları bağlam, söylenen sözler, vurgulamalar ve beden hareketleri ile nitelenir. İnsanlar birbiri ile ilişki kurarken kaçınılmaz şu iki durumla karşı karşıya kalırlar: 1. İlişkilerinde hangi iletiler veya davranışlar bulunacak. 2. Bunu kim belirleyecek. İki kişi arasındaki ilişkide biri diğerine bir ileti gönderdiğinde aynı zamanda aralarındaki ilişkiyi tanımlayan bir hamle yapmış olur. Bunu, hem söylediği ile hem de söyleyiş biçimi ile gerçekleştirir. Karşısındaki kişi de onun yaptığı tanımlamayı ya kabul etmek ya da karşı çıkmak durumundadır. Bu kaçınılmaz bir durumdur, hiçbir şey söylemesek ve yapmasak bile bir şey söylemiş oluruz.

TEPKİSİZLİK DE BİR MESAJDIR

Bazı durumda tepkisizlik bile bağlamına göre ilişki sürecinde bir anlam ifade eder. İnsanlar arasındaki ilişkilerde karşılıklı mesaj alışverişleriyle (nitelemeler ile) bir süre sonra aralarında nasıl bir ilişkinin yürüyeceğine dair bir anlaşma olur ve ilişki bir temele oturur. Bu anlaşma bazen açık bazen de kapalıdır. İnsanlar söylediklerini sürekli tutarlı bir şekilde nitelemiş olsalardı ilişkiler açık ve basit bir şekilde tanımlanabilirdi. Ama bu her zaman böyle olmuyor. Söylenen sözler bir tür ilişkiyi betimlerken diğer yandan başka mesajlarla farklı türden bir ilişkinin nitelemesi yapıldığında insan ilişkilerinde güçlükler çıkmaya başlıyor. Üstelik ilişki sürecinde bu olup bitenler her zaman bilinç düzeyinde de olmuyor. Bazen bilinçsizce, bilinç dışındaki duygu ve düşüncelerin iletişime yansıması ile ilişki karmaşık bir hal alabiliyor.

İLİŞKİ TÜRLERİ

İlişkiler “Simetrik-eşit” ve “tümleyici-eşit olmayan” olmak üzere kabaca iki grup altında toplanabilir. Simetrik ilişkide kişiler birbirine aynı türden iletiler gönderirler. Bu tür bir ilişkide kişiler sürekli olarak birbirleri ile eşit olduklarını belirtmeye çalışırlar. Örneğin; biri başarılarından söz ediyorsa diğeri de kendi başarılı olduğu alanlardan söz eder. Birisi öfke tepkisi veriyorsa diğeri de öfke ile karşılık verir... Biri bir hareketi başlatır diğeri devam ettirir. Tümleyici ilişkide ise farklı türden iletiler alınıp verilir. Biri üstün diğeri ikincil konumdadır. Biri verir, diğeri alır: biri öğretir diğeri öğrenir, biri öğüt verir diğeri öğüdü izler, biri destek verir diğeri yardım alır...

İLİŞKİ DEVAM EDERKEN TÜR DEĞİŞEBİLİR

İlişkilerin bu şekilde sınıflanması farklı ilişkileri birbirinden ayırt edebilmeyi ve bir ilişkinin içinde neler olup bittiğini görebilmeyi kolaylaştırır. Diğer yandan iki kişi arasında sürekli olarak aynı ilişki türü olmayabilir. Bir ilişki türünde bazen aynı zamanda diğer ilişki türünün özellikleri bulunabilir veya zaman içinde değişim gösterebilir. Örneğin bir çocuğun anne babasıyla olan ilişkisi çocuk büyüdükçe tümleyici ilişkiden simetrik bir ilişkiye doğru ilerler. Bir öğretmen öğrencinin sorusunu cevaplarken tümleyici ilişki içindedirler. Eğer öğrenci öğretmenine kendisinin de onun kadar bildiğini gösterir tarzda soru sorarsa ilişkilerini simetrik bir ilişki olarak belirlemeye çalışmaktadır. Bu durumda ise öğretmen ya bunu kabul edecek ya da ilişkiyi yeniden tümleyici bir ilişki olarak belirleyecek, söz ve davranışlarda bulunacaktır.

İLETİŞİM BİLGİ AKTARIMI DEĞİLDİR

Özetleyecek olursak; insanlar iletişim kurarken sadece birbirlerine bilgi aktarmaz, aynı zamanda aralarındaki ilişkiye dair belirlemeler yaparlar. İlişkiyi kim tanımlarsa o kişi ilişkiyi yönetme gücünü kazanmış olur, çünkü ilişkiyi belirleyen taraf ilişkiye yön verir. İlişkilerde yön veren taraf olabilmek için kişinin öncelikle kendi duygu ve düşüncelerinden haberdar olması ve tepkilerine gerektiği tarzda yön verecek şekilde duygularını yönetebilmesi gerekir. PSİKOHAYAT