Hipnoz ve Mekanizması

"Kelimeler, insanlığın hizmetindeki en kuvvetli ilaçtır"

Kipling

Bu bölüm "Principales of Anesthesiology" V.I. Collinec; Henry Kimpton Publishers. London; Hypnosıs. Chapter 41. pp.'den alınarak Türkçe'ye çevrilerek sunulmaktadır.

TARİHÇE:

Yıl 1779: Anton Mesmer - Manyetizma Animal.

Yıl 1880: Maxime Puységur - Ameliyat sırasında ağrıyı azaltmak için Mesmerizm'in kullanılışını ilk defa önermiştir.

Yıl 1837: John Ellitson - Bir İngiliz operatör olup mesmerik anestezinin önderiliğini yapmış ve bunu bir çok ameliyatlarda gerçeklleştirmiş.

Yıl 1840: James Esdaille - Modern hipnozun babasıdır. "Nörohipnoloji" adlı klasik bir monograf yayınlamıştır. 1843'de "hipnotizm" adını teknik bir terim olarak kullanmıştır (1846 - 1847).

1860'larda eter ve kloroformun ortaya çıkışı ile Hipnotizm çalışmalarında duraklama başladı. 1900'de Freud hipnoz tekniğini yeniden ele aldı.

Yıl 1940: Muhtemelen Rönesans nedeni ile bu konuda yeniden yayınlar başladı.

Yıl 1955: İngiliz Tıp Derneği Hipnozu resmen kabul etti.

Yıl 1958: Amerikan Tıp Derneği; Hipnozun, tıp mensuplarının tamamen mesleki yönden, yani tedavi gayesi ile ve spesifik alanlarda kullanılmasını kabul etmiştir. Eğlence gayesi ile kullanımı ise, kesin olarak yasaklanmıştır.

"Ameliyatta ve diş çekimlerinde ağrının giderilmesi veya anestezinin oluşturulmasında hipnozun yeri vardır. Uygun olan kişiler, normal doğum sancılarından hiçbir değişiklik olmaksızın, hipnoz metodu ile ağrısız doğum yapabilirler. Hipnozun klinik kullanılışı ile ilgili yöntemler, mezuniyet sonrasında olmak şartı ile, tüm psikolojik tıp eğitimi gören öğrencilere, anestezi uzmanlarına ve doğum yaptıran kişilere öğretilmelidir. Böylece hipnozun etki alanlarını ve pratik uygulanışını iyice benimserler."

HİPNOZUN TANIMI

Hipnoz, değişik bir "farkına varma" durumu olarak tanımlanabilir. Birey çevreden kontrollü bir şekilde ayrılır. Kendisine verilen bilgi, hiçbir şekilde eleştirilmeksizin merkezi sinir sistemine ulaşır. Bireyin dikkati, hipnotizeler tarafından seçilen spesifik alana çekilir ve konsantre halinin devamlılığı sağlanır. Ayrıca, bireyin istenmeyen enformasyona karşı hassaslığı ve uyanıklığı da temin edilir. Trans durumu, kesif bir konsantre olma halidir. Fizyolojik ve operasyonel anlamda hipnoz, bireyin kendisi için hazırlanmış olan bir amaca ulaşması için, kesif bir konsantrasyona sahip olması ve onun uyanıklık halinde bazı değişimler yapılarak, kendine verilen uyarılar alınan bir cevaptır.

3 Çeşit hipnoz vardır. Oto-hipnoz, Spontan-hipnoz, Formal-hipnoz.

Oto Hipnoz: Kesik bir konsantrasyon ve meditasyon ile sağlanır.

Spontan Hipnoz: Bireyin farkına varmaksızın oluşu.

Formal Hipnoz: Bir diğer kişi tarafından oluşturulan hipnozdur. Bu kişi bu alanda yetkisi ve yeteneği olan bir kişidir. Hipnozitör geleneksel bir uygulama ile bireyin uyanıklık halini değiştirmek için bazı şartları gerçekleştirir. Bizim burada üzerinde durup, değişik yönleri ile anlatımını yaptığımız, "Formal Hipnoz" dur.

GİRİŞ (Başlangıç)

Hipnoz bir işlemdir, bir metotdur. Hipnozda bireyin kontrolü, kendi isteği ile hipnozitörün, yani bir diğer kişinin yetkisi altına girer. Bireyin davranışını kontrolde 5 ayrı yaklaşım metodu vardır:

1- Mekanik bir kuvvet ile yaklaşım,

2- İlaç ile yaklaşım,

3- Ceza veya ödül vererek yaklaşım,

4- İkna etme, mantıklaşma yolu ile yaklaşım,

5- Telkin ile yaklaşım.

metotların her birinde de, gerekli davranışı başlatacak olan bir fikri kabullenmede, bireyin taraflı bir tutumu olmamalıdır. Birey eleştirici olmamalıdır. Eleştirici bir tutum, telkinin etkisini engelleyebilmektedir. Doktorun, hipnozu oluşturmakta çok önemli bir pozisyonu vardır. Çünkü kendi prestijini rahatlıkla kullanabilir. Doktor, hastasına hipnozu önerdiğinde veya bazı telkinlerde bulunduğunda, hasta pek eleştirici olmaz. Anestezistin de bu yönde bazı avantajları vardır. Çünkü hasta, operasyon ve anestezisinin çok iyi ve emin olmasını kuvvetle ister. Bireyin eleştirici tutumunu azaltan ve hipnozda başarıyı sağlayan birçok etken vardır. Gözkapağı katalepsisinde olduğu, doğal şartlar ve telkini pekiştirme fenomeni şöyle uygulanmaktadır. Birey göz karesini yukarı doğru kaydırarak, hipnozitörün alnının ortasına bakarken hipnozitör ona, göz kapaklarını yavaşça kapatmasını söyler ve ilaveten kesin bir şekilde "Şimdi gözlerini açamayacaksın" der. Birey ise, bu sözden sonra, gerek telkin ve gerekse fizyolojik güçlülük nedeni ile göz kapaklarını, yukarıda belirtilen şartlarda, açamadığını görür.

HASTALARIN SEÇİMİ

Hipnotize edilebilecek olan hastaların seçimi kadar, hipnotize edilmemesi gereken hastaların seçimi de önemlidir. Doğal olmayan davranış eğilimi gösteren hastalar veya nöropsikiyatrik şikayetleri olanların, psikolojik değerlendirme ve konsültasyona ihtiyaçları vardır. Psikolojik bozuklukları olanlar ayırt edilmeli ve bunların karakterleri iyice bilinmelidir. Anestezi uygulamasında da, hipnotik tekniğin kullanılışının spesifik bir nedeni olmalıdır. Genellikle zeki kişiler iyi hipnotize edilirler, çünkü onların konsantrasyon yeteneği yüksektir ve motivasyonları (istekleri) da çoktur. Hipnozitörün telkinlerini eleştirenler hipnoza uygun değildirler.

Halk arasında bu konuda bazı yanlış peşin hükümler vardır. Bunlar soru cevap şeklinde ele alınacak olursa, açıklığa kavuşabilir.

Bir kişi istemediği halde hipnotize olabilir mi?

Hayır. Kişi ancak isterse hipnotize olabilir ve kendi ahlak anlayışına ters düşen hipnotik talimatları yerine getiremez.

Herkes hipnotize olabilir mi?

Eğer isterse olabilir. Yaklaşık, kişilerin % 80'i belirli bir ölçüde hipnotize olabilirler. Bu bireyin telkin alma derecesine bağlıdır. Kişilerin ancak % 25'i derin hipnoza girebilirler.

Başarılı bir hipnoz için kişinin zekasının düşük olması mı gerek?

Tam tersine, çok zeki ve hayalgücü yönünde de zengin olanlar çok iyi hipnotize olurlar. Embesiller, psikotikler hemen hemen hiç hipnotize olamazlar. Anestezistler, psikoterapi olan hastalarının hastalık durumlarını iyice bilmedikçe hipnoanesteziden sakınmalıdırlar.

Hipnotizma zararlı mıdır?

Hayır. İyi ahlaklı kimseler, iyi eğitilmiş doktorlar, diş hekimleri veya psikiyatrlar, psikologlar tarafından uygulandığı sürece tehlikeden uzaktır. Hipnozitör, subjektif olmamalı kendinden bazı katkılarda bulunmamalıdır.

BAŞARILI BİR HİPNOZ İÇİN GEREKLİ ŞARTLAR

Başarılı bir hipnoz için gereken şartlar çok çeşitlidir. Bunlar şöyle özetlenebilir:

1- Bireyin hipnozitöre güveni. Bu hipnozitörün prestijine ve vardığı güven duygusuna dayanır.

2- Hipnozu alabileceğine ikna. Bu, karşılıklı anlayışa bağlıdır.

3- Kuvvetli bir karşılıklı ilişki kurulması.

4- Fizyolojik sonuçlarından yararlanarak, psikolojik telkinin pekiştirilmesi. ("Kolun şimdi relaks oldu, gevşedi, ağırlaştı" gibi sözler), (Kola vurarak bir çeşit sedatif masaj halinin oluşturulması).

TELKİNİYET (Telkin Alma)

Bir kimsenin kolay hipnotize olup olmayacağına karar vermek en arzu edilen şeydir. Bireyin uyku yaşantısı ile hipnotize olma arasında iyi bir bağlantı vardır. Şu soruya kesin olarak, olumlu cevap verebilen herkes hipnoz haline geçebilirler. "Gündüzleri rahatlıkla uyuyabilir misiniz?" Herkesin belirli derecede telkin alma özelliği vardır. Hipnozda başarılı olmak için yapılacak iş, sadece ve sadece bu özelliği artırmaktır. Hipnotize olma ile kişinin şahsiyet yapısı arasında da bir korelasyon mevcuttur. Çok çekici bir şahsiyeti olan kişi, telkine en yatkın olan kişidir. Dışa dönüklük ile hassasiyet arasında pozitif bir korelasyon mevcuttur. Hassas kişiler genellikle iyi adapte olan gruba girerler.

Hipnozu seks faktörü de etkilemektedir. Öyle ki, erkekler kadınlara nazaran telkiniyete daha çok yatkındırlar. ("Postural Sway Testi" skorlarına göre, tam telkiniyet dolayısıyla hipnotik hassasiyet, istikrarlı olan tüm ekstrovert ve introvert'lerde görülür.) Kişinin iç güdüleride önemlidir. İçgüdülerinin kuvvetli oluşu, hipnozu ve konsentrasyonu engeller. Yatıştırıcı ilaçlarla kişinin bu iç güdüsündeki fazlalık azaltılarak onların da hipnozdan yararlanmaları sağlanır. Bazen hipnozun yanısıra, kronik anksiyetesi olanlar bu aktiviteyi devam ettirip (merkezi otonomik reaktiviteyi azaltarak) hipnozda hassasiyet gösterebilirler. Böyle hallerde fenotiazin gereklidir. Fakat asla uzun tesirli barbituratlardan yararlanılmamalıdır. Eğer anksiyetesi yani ruhi gerilimi veya kaygısı pek çok ise, mebrobomat veya kısa tesirli barbituratlar, ufak dozlarda olmak şartı ile yararlı olabilirler.

HİPNOTİZE OLMA TESTİ

Spiegel'in "The Hypnotic Induction Profile" (HIP)'i transa girme kapasitesinin bir endeksini verir. Deneğin profili 10 dakika içinde saptanabilir. Profil, 0 ile 4 derece arasında puanlanır. Bu derecelerin deneğin kendisine verilen çeşitli işaretlere verdiği nörofizyolojik cevap paternleri ile iyi bir korelasyonu vardır. Göz hareketi, koldaki hafiflik hipnoz sonrası subjektif hassasiyet, hipnoz sonrası motor uyumu, trans yaşantısını anlatabilme yeteneği, kendisine verilen işaretler, uyumu kesme, amnezi. Deneğin gözünü kapatırken, yukarı doğru bakma yeteneği testin 1 nolu anahtarıdır. HIP puanına göre, transa girme kapasitesindeki deneklerin % 75'inde bu puan koreledir. Bunu "Eye Roll Sign" (göz döndürme işareti) denir.

TESTİN UYGULANIŞI

Hastaya talimat şöyle verilir.

1- Başını tam karşıya bakarcasına dik tut.

2- Başını bu şekilde tutarken, kaşlarına doğru bak, şimdi başına doğru bak. (Yukarı bakış "Up-Gaze")

3- Yukarı doğru bakarken, aynı zamanda yavaşça gözlerini kapat. (Gözün döndürülmesi "Roll")

4- Şimdi gözlerini aç ve başlangıçtaki gibi tam karşıya bak.

Up-Gaze ve Roll 0 ila 4 arasında puanlanır. Değerlendirme, aşağıda görüldüğü şekilde yapılır:

Alt göz kapağı ile korneanın alt kenarı arasında görülen sklera miktarı en pratik bir ölçüdür. İkinci ölçüde üst göz kapağının altındaki korneanın yukarı doğru hareketidir. Bazı hallerde yukarı doğru bakma (Up-Gaze) ve (Roll) iç şaşılığa sebep olur. Bu şaşılık da 1 ila 3 derece arasında değişim gösterir. Şaşılık ölçüleri Up-Gaze ve Roll ölçeklerine anlam kazandırır. (Örneğin, Up-Gaze 2 Roll 1 puan iken, şaşılık 2 puan olduğundan, bu hal operasyonel olarak Roll 3'e veya Up-Gaze 2, Roll 3'e eş değerdedir. Test, 5 ila 10 saniye içinide uygulanabilmektedir.

FİZYOLOJİK MEKANİZMA

Emosyonlar, yüksek seviyede bir konsantrasyona sebep olurlar ve dikkat mekanizmasını tekeli altına alırlar. Hipnozda birey, duygusal peşin hükümlerden uzaklaştırılır ve hipnozitör ile işbirliğine girer. Braid bu hale, fikri tekel altına alma der.

İdrak, reseptör organlardan gelen, nörol empülslerin duyusal korteks ve sonra motor kortekse ulaşması ile oluşur. Subkortikal yollar vasıtasıyla birey, algılama, diğer bir ifade ile idrak etme, olayına tanık olur. Burada bilinmesi gereken şey, dikkat olayı gerçekleştikten sonra, onun konsantrasyon halinin özlemesidir.

Planlanan herhangi bir respons için empüsler limbik sisteminden hippocampal rudimentlere ve hippocampus'a gider. Daha sonra duyu organları ve limbik sisteminden gelen bu empüsler transformasyona uğrar ve ortabeyin serebellum ve hipotalamus ile ilişkin motor empulslara dönüşür ve nihayet motor korteks aktive olur.

Beyin fonksiyonunun kontrol ettiği hal, spekülatif olmaktadır. Bununla beraber nörofizyolojik bir tarz ayırdedilebilmektedir. Beyne giden tüm enformasyonlar işleme girer. (Batının enformasyon teorisine göre) Bu işlemler için seçicilik, tarama, depolama ile belirli enformasyonun daha ileri işlemler için ayırt edilmesi gibi, istenmeyenler için de bir dissosiasyon hali oluşur.

BEYİN İLE İLGİLİ 2 SİSTEM VARDIR

1- Retiküller Aktivating Sistem: Duyusal enformasyonun entegrasyonu (bütünlüğü) genel seviyede bir uyanıklık yaratır.

2- Yaygın Talamokortikal Propeksiyon Sistem: Dikkatin belirli bir uyarıya verilmesini sağlar.

Bu iki sistemin uygun bir şekilde dengesi ile, birey dış dünyaya dar bir açıdan bakar. Bireydeki bu hal şu 2 şart ile oluşur: Birincisi, dikkat çok dar yayılımı olan bir uyarıya kenetlenerek dış dünyadan gelen ve kendine uymayan detayı birey eler. Genel uyanıklık azalır. Uyarıya reaksiyonda bir azalma olur.

Böyle bir mekanizma, objeye fokus olma monoton tekniğini ortaya çıkarır. İkinci ise; duyusal giriş (input) çok yüksek olduğunda, tıpkı kuvvetli emosyonel durumlarda olduğu gibi, uyanıklık hali yüksektir. Bu halde feedback (geri beslenme) mekanizması ile fazla olan enformasyon fonksiyonel olarak reddedilir. Öyle ki, sadece hipnozitör tarafından verilen enformasyon kabul edilir. Bu mekanizma hipnozun yüksek tembih-giriş tekniği içinde temsil edilir (Bu hal otoritatif bir tekniktir ve daha ziyade sahne hipnozitörleri tarafından kullanılan bir çeşididir).

HİPNOZUN SOLUNUM SİSTEMİNE ETKİSİ

Hipnozda nefes alma ritminde azalma olur. Karbondioksit konsantrasyonunda çoğalma olur. Ölçümler gösterir ki C02 respons eğrisi denek hipnoz altında iken sağa doğru bir yer değiştirir ve ortalama 6.9 mm.'dir. Hg, alveolar vantilasyondan 15 1./ min.'dir. (Bu solunum sistemindeki depresyon derecesi, uyku sırasındakine benzemektedir.) (7.1 mm. Hg, 20L./min.'ın arasında yer değiştirir ve muhtemelen morfin ile olandan daha yüksektir) (4.4 mm. Hg. 20L./mm.ın arasında yer değiştirir.) hipnoz esasında karbondioksit respons eşiğindeki değişim sağa doğru giden bir paraleldir, doğru inen bir eğri değildir. Böylece, hipnozdaki nefes alma değişimi muhtemelen nefes alma merkezlerindeki hassasiyet değişimlerinden çok eşikte bir değişimdir.

HİPNOZUN UYKU İLE İLİŞKİSİ

Uyku ile hipnoz arasındaki farkı iyi ayırt etmek gerekir. Uykuda, çevre ile ilişkide azalma olur. Hipnoz ise dikkatin bir noktada toplandığı (Focus) bir durumdur. Burada deneğin amacı ile ilgisi olmayan duyusal giriş'in (İnput) ekarte edildiği kesif bir seçici uyanıklık hali vardır. Hipnozda denek, aktif olarak bazı şeyler yapabilmelidir (düşünmek, bir fikre konsantre olup istemediğini inkar etmek). Her iki durumda da kişi telkin alabilmektedir.

Barber'in çalışması "hipnotik durum" ile "uyku" arasındaki ilişkiyi inceler. Denekler, telkin alma yönünden sıradan bir uykuda test edilir, fakat deneklerin çoğu hipnoz sırasında telkine daha anlamlı cevap verirler. İstekli olan, kolay ve çabuk uykuya giden kişilerin en iyi şekilde hipnotize edildiği görülür. Şu halde hipnotik durumdaki birçok fenomen aynı zamanda uyku halinin de bir karakteristiğidir. Sonuç olarak, her istekli olan denek hipnotize olabilir denilir. İstekli bir deneği hipnotize etmek 5 ile 30 dakika arasında bir zaman alır. Denek yorgun ise, daha kolay hipnotize olur. Gecenin geç saatinde karanlık odada ve denek kendi yatağında iken onu hipnotize etmek çok daha kolaydır. Bu zaman bizim metodumuzda çok kısadır.

ELEKTROENSEFALOGRAFİ

Draw'un EEG çalışmalarına göre, hipnoz, uykunun ilk aşamasından "early stages of sleep" ayırt edilmektedir. Bu hallerde alfa ritmi vardır. D.C. potansiyelinde azalma ve senkronizasyondaki fazlalaşma ile uyanıklık halindeki EEG pateninden ayrılırlar. Kubie'ye göre, hipnotik halin oluşması kısmen bir uyku halidir ve bu uyku halinde, duygusal motor kominikasyonun 1 veya 2 kanalı, denek ve dış dünya arasında açık bırakılmaktadır. Narusel'in çalışmalarına göre ise, hipnozdan çıkarken alınan EEG bulguları uykudan sonra uyuma halindeki EEG bulgularından tamamen farklıdır. Hafif uykudaki paterne benzemekte, fakat "hafik uyanıklık" halindeki "traselere" benzemektedirler. Bu traseler "uyku öncesi paterni" diye adlandırılır. EEG'de hafif hızlanan dalgalar vardır, genellikle alfa dalgalarının amplitudlerindeki azalmanın yanı sıra bazı paraksimler görülür.

Deneğin gözü kapalı iken konsantrasyon daha da kolay olmaktadır. Gözler kapandığında tüm kortikal frekanslar yavaşlar. Bugüne kadar hipnozda "derin uyku paterni" bulunmamıştır. Mamafih, şayet hafif hipnozda olan her seansa "derin tabii uykuya gitmekte serbest olduğu" söylendiğinde, EEG paterni, tabii uyku özelliği kazanır. Keşif dikkat hallerinde ve derin meditasyon yapan kişilerin EEG bulgularındaki alfa ritmi de karakteristik bir haldir.

FENOMEN (İşaretler ve Semptomlar)

Telkin alma gücünün artışı ve bilinç alanındaki daralım, hipnoz ile ilişkili olan fenomeni oluşturur. Hipnozda genel gidişat aşağıda görüldüğü gibidir. Relaksasyon - Hafif uyku - Katalepsi - Amnezi - Ağrı Hissini duymama - Uyku Hali (somnanbulizm) - anestezi.

Bireydeki değişim detaylı listesi aşağıdaki tabloda görülmektedir.

HİPNOZ FENOMENOLOJİSİ (Spiegel)

Duyum Değişimleri:

. Ağrı hisinin kaybolması

. Parestezi

. Anestezi

Hallusinasyon

. Görsel

. İşitsel

. Dokunsal

. Zamanda sapmalar

Rüya - Fantazi cevaplar - Deluzyonlar

. Duyusal idrakta çoğalma

. Hafızada artış

Hafızada azalma (amnezi)

Yaşta gerileme (ablosyon)

Motor Değişimler:

• Relaksasyon

• Takatsizlik

• Flassid paralize

• Spastik paralize

• Katalepsi

• Hiperkinesis

• Adale kuvvetinde artış

Otonomik Değişimler :

• Nefes alma: Yavaş ritmde, C02 responsunda azalma

• Kardiovaskuler : Yavaş nabız

• Sekresyonda değişim

Metobolizmada Aşırı Davranış Değişimleri:

• Kompulsif Triad

• Somnanbulizm

Hipnoz Fenomeni, denek ile hipnozitör arasındaki karşılıklı ilişkinin kuvvetli oluşuna bağlıdır. Denek kendisini rahatça serbest bırakabilir ve kendini emniyet içinde hissederse hipnozitör-denek ilişkisi tamdır. Denek, hipnozitöre bağlanmakta, onu bir çeşit anne veya baba yerine geçirmektedir. Böylece psikolojik yönden bir regresyon hali söz konusudur. Emosyonel inhibisyondaki bu azalım hipnoz halinde kazanılan bir yetenektir. Hipnotik telkin (HPS), denek bu halde iken çok kere mümkündür ve özellikle hafif trans olduğundan etkilidir. Hipnozda amnezi hali ortaya çıkar. Bu hal, sezilen fikre karşı bir çeşit organizma savunmasıdır (Savunma mekanizması). Katalepsi ise, hareketsizlik olarak, hayvanlarda görülen koruyucu bir fenomendir.

HİPNOZ’UN

AŞAMALARI

Hipnozda 4 aşama tarif edilir. Bu aşamalar Davis ve Husband’ın 0 ile 30 arasındaki numerik ölçeği ile ölçülmektedir. Bu sonuçlar klinik fenomen ile koreledir. Hipnotik derinliğin ölçeği şöyledir :

1- Uyanık/ 2- Hafif hipnoz/ 3- Orta hipnoz/ 4- Derin hipnoz/ ve 5- Çok derin hipnoz. Bu 5’li ölçek Lecron tarafından ileri sürülmüştür. Tart, bu ölçeği, elektriksel deri rezistansında azalma ile korele etmiştir. Böylece sempatik aktivitede azalma olmaktadır. Aşamalar arasında kesin sınırlar yoktur, fakat bir aşamadan diğerine geçiş yavaş olur. Şüphesiz, işaretlerin (sign) çoğu, hipnozitörün telkini ve denek tarafından kabul edildiği üzere, zihni kontrol ve psikolojik disiplinin varlığının bir kanıtıdır.

Davis ve Husband, bu ölçeğe göre yaptıkları araştırmalarında, uyuyan yani hipnoz haline geçen deneklerin yarısının orta trans aşamasına ulaşabildiğini bulmuştur.

HİPNOZ ÖNCESİ HAZIRLIK

Deneğe, zihnin ve ruhun bedeni etkilediği söylenir, basit örnekler verilir. Üzüntü ve hazımsızlık, heyecan ve kalp atışında artış gibi, kısacası, hipnozun doğal bir psikolojik fenomen olduğu belirtilir ve hipnoz sırasında olan herşey uyanık halde de olabilir. Basit, açıklamalardan sonra, deneğin istekli ve işbirliği içerisinde olup olmadığı denenmeli ki hipnoz işlemine geçilebilsin. Bu safhada ona, hipnozitörün talimatlarını özlemesi söylenir.

Motivasyon (istek) gereklidir. Deneğin motivasyonunun araştırılması için hipnozitörün iki amaca da ulaşması gereklidir.

Birinci amaç; hastanın sahip olduğu negatif telkinleri yenmek.

İkinci amaç; ona pozitif hedefler bulmak.

Eğer şahsın arzu ettiği bir amacı varsa ve bunun gerçekleşmesini çok istiyorsa onun tüm güçlükleri yenebileceği belirtilir. Birinci meseleye gelince pek çok kişi hipnoz sırasında kendisine kötü bir şey yaptırılacağına veya bir suça itileceğine, utandıracak bir davranışta bulundurulabileceğine inanır. Kişi bu yanlış inançtan kurtarılmalıdır. Eğer bir kimse ahlaken iyi bir kimse ise, hipnoz altında da kötü bir şey yapmaz.

GARANTİ (Hipnoz olacak kişiye güvence vermek)

Daha önce de söylendiği gibi hipnoz tıbbi bir metotdur. Sahne hipnozu ise bu metodun kötüye kullanılmasıdır. Hipnoz, eğitim ve yönetmeliklerle tıptaki yerini almalıdır.

Hastalar şu konulardan emin olmalıdırlar: Onlar zeki olmalıdır koopere etmelidirler. Denek normal bir şekilde uyuyabildiği gibi, normal bir şekilde de uyanabilir. Hipnozdaki uyku, yatıştırıcı ile uyumaya benzemez, bu nedenle kişi gereksiz şeyler konuşmaz. Böylece kendi özel sırlarını hipnozitöre açıklamaz. Diğer taraftan hipnozitör belirli tedbirlerini almalıdır.

Psikiyatrik bir güçlük veya herhangi bir engeli farkettiği an hipnozu durdurmalı, bilgi ve yeteneğinin dışına çıkmamalıdır. Hipnozitör yorgun, stresli veya vesveseli ise, hipnoz yapmaya kalkışmamalıdır. Denek, hipnoza istekli olmalıdır ve kendisine verilen talimatları analiz eder halde olmamalıdır.

Özetlemek gerekirse, hipnozitöre bir öğretmen gözüyle bakılmamalıdır. Hipnozitör, hastasının herhangi bir şüphesi olup olmadığını iyice anlamalı ve bunları gidermelidir. Güven telkin etmeli, hastanın güvenini kazanmalı, ona iyi amaçlar vermeli, motive etmeli ve yeni olanaklar göstermelidir. Hasta şundan emin olmalıdır ki, kendisine verilen talimatlar ona ters gelirse, kesinlikle yapmaz ve istediği an içinde bulunduğu trans halinden çıkabilir.

Hipnoz öncesinde, gerekli olan herşeyi deneğe anlatmak çok önemlidir. Denek tarafından kabul edilebilir telkinler verilmeli ve ifade sade kelimelerle olmalıdır.

TEKNİK

Endüksiyon Metodu (Mantıklaştırma):

Endüksiyonun gerçekleşmesi için, sınırlı bir duyusal giriş (input) ve motor çıkış (output) gereklidir.

Hipnoz işlemini kapsayan 3 tip psikolojik mekanizma vardır:

1- Deneğin kritik etme eyleminin direkt olarak azalması,

2- Deneğin sahip olduğu latent telkin işleminin aktivasyonu,

3- Genel regresyonun başlaması.

Kritik olarak değerlendirmenin ekarte edilmesi gereklidir. Dikkat fikse edilmelidir. Tüm hipnozitörler, ideomotor ve ideoduyusal şartlanmayı kullanırlar. İdeomotor faaliyet, bilinçsiz bir şekilde oluşan adele hareketine sebep olur. (Sallanma fenomeni, gözler yukarı doğru fikse edildiğinde gözü açma güçlüğü). İdeoduyusal faaliyet ise, duyusal hayal gücünü gelişimine neden olur. Bunlar dokunsal, görsel, işitsel ve diğer bazı uyarılarla sağlanabilir.

Hipnoz olayını gerçekleştirebilmek için kullanılan teknikler sonsuzdur. Pasif yapıdaki şahıslar, otoriter tekniklere cevap verirler. Dominant şahıslarda ise daha çok mantıklarına hitap edilerek yaklaşıldığında, başarı sağlanabilir.

Spesifik metotlar 3 grup halinde gösterilebilir:

1- Mekanik metotlar,

2- Rasyonel metotlar,

3- Otoriter – Direkt metotlar,

Mekanik metotlar:

Bu metotda fiksasyon objesi vardır. Bu objeyi kullanmanın nedeni deneği duyusal yönden yormak ve dış dünyadaki uyarılardan uzaklaştırarak kritik etme yeteneğini azaltmaktadır. Burada etken, tekrar etme ve monotonluktur. Böylece denek, bir manada yorulunca dikkati belirli bir yöne çekilebilir. Bir metronom, saatin tik takları, bir sarkaça bakmak, kısa devrelerle verilen ışık tenbihleri gibi mekanik şeyler, tekrarlanan duyusal uyarı olarak kullanılır. Son zamanlarda, beyin dalgalarının senkronize eden bir alet de geliştirilmektedir. Bu alet bir fonik stimulan esasına dayanır. Nabız kontrolünden yararlanarak, deneğin alfa delta ve beta gibi kortikal ritimine uyacak şekilde bir fotik stimulanın frekansı ayarlanabilmektedir.

Rasyonel metotlar:

Kooperesyonun hakim olduğu bir metotdur. Deneğe verilen her bir talimatın nedeni iyice açıklanır. Doğuştan gelen telkin alma gücü çalışır hale sokulur. Telkinler basitten başlanıp, komplike olana doğru gidilerek verilir. Verilen her telkin mantık ölçüleri içindedir. Ayrıca bunların fizyolojik hallere dayandığı da açıklanır. Bu tip yaklaşımında hipnozitör “Anne” tutumundadır. Bu nedenle şefkat ve emniyet hissi oluşturulur.

Otoriter – Direkt metotlar:

Otoriter – Direkt metotlar:

Burada hipnozitör dominant bir tutumdadır. Kuvvetli bir pozitif duyum ve motor şartlanma vardır. Çoğunlukla göz fiksasyonu ve çeşitli adale gruplarının gevşemesi ile oluşan yorgunluğa bağlıdır. “Git gide kendini daha gevşemiş olarak hissedeceksin tavana doğru bak, göz kapaklarının ağırlaştığını farkedeceksin ve gözlerini kapatmak isteyeceksin” gibi sözler, göz açıkken gözün yorulacağı, dolayısıyla göz kapağının ağırlaşacağı gibi fizyolojik olaylarla da psikolojik telkin pekiştirilir.

Diğer bir direkt metotda ise, baştan göz kapattırılır. En süratli sonuç alınan metot ise, paraya fiksasyon metodudur.

Hipnoz tekniklerinin çoğunda, en önemli olan şey deneğin rekresyona geçmesidir. Kısacası, direkt metodunda, rekresyon temel teşkil etmektedir. Denek hipnozitörün prestiji ve otoritesi ile rekrese olmaya zorlanır. Bir noktada bu metot “baba” otoritesi ile ilgilidir. Freud buna “korku yolu ile olan rekresyon” der.

PRENSİPLER

Hipnozitör relakse bir ses tonu ile konuşmalıdır. Rasyonel metotlarda hipnozitör bir öğretmen olmalı ve denekten kendisi ile işbirliğinde bulunmasını beklemeli ve istemelidir. Hipnozitör negatif hallerden, özellikle olumsuzluk gerektiren hallerden sakınmalıdır. Şayet denek hiç eleştirici değilse, hipnozitör bunun nedenini araştırmalıdır. Çocuklar otoriter metodundan daha çok yararlanırlar, fakat onlara da daima kısa ve anlayacakları şekilde açıklamalar yapılmalıdır.

Deneğin direnç göstermesi: Denek direnç gösteriyorsa o anlar ısrar edilmemelidir. Hipnozitörler uyku ağrı giderme veya hipnoz sonrası telkin durumlarında başarı sağlayabilmek için deneğin bu direnç halini kırmağa çalışabilirler. Psikiyatrlar, deneğin çatışmalarını, onun psikolojik dengesini bozan şeyleri bulmak amcıyle deneklerin kudretlerine karşı gelebilirler.

İşlem

Her şeyi anlatmak: Bir açıklama “Sen uyuyacaksın, ben sana yardım edeceğim.”

Hazırlayıcı talimat: “Gözünü etrafta gezdirmeyeceksin”, “dikkatini bana vereceksin”, “Rahat oturuyor musun?”, “Gözlerini tavana dik” gibi sözler söylenir.

Göz kapağı – göz küresi fiksasyonu

Adaleler: Adaleler gevşiyor zihninizi, ruhunuzu, becerinizi kontrol için eğitiyorsunuz. Uyku hali geliyor.

Duyusal değişimler: Kollar ağırlaşıyor. Kolların hassasiyetini kaybeden kişi kendisinin uyku gibi bir şey içinde olduğunu hisseder. Fakat bundan canı sıkılmaz ancak anahtar cümleler devamlı olarak tekrar edilir. “Gevşedin, yorgunluk hissediyorsun, kolların ağırlaştı, nefes alışın daha derin ve daha yavaş, şimdi daha da gevşedin, daha derin, uyuyorsun...”

Uyanma: Uyanma aniden olmamalıdır. Deneğe iyi olma ile ilgili telkinler vermeli, ayrıca bazı işaretler de vererek uyanmayı birkaç dakika içinde gerçekleştirilmelidir.

Özet: Başarılı bir hipnoz için aşağıdaki noktalar sıra ile gerçekleştirilmelidir:

1- Kullanılan kelimeler çok iyi seçilmelidir. Bunların denek tarafından değerlendirilmesi göz önünde bulundurulmalıdır.

2- Kelimeler gerçek anlamlarında kullanılmalıdır. (Senbolik anlamda değil)

3- Hastayı/deneği şüphelendirecek kelimeler kullanmamalıdır.

4- Hipnoza geçmeden önce, tüm yanlış anlaşılan veya anlaşılması olası şeyler ekarte edilmelidir.

İşlem

Her şeyi anlatmak: Bir açıklama “Sen uyuyacaksın, ben sana yardım edeceğim.”

Hazırlayıcı talimat: “Gözünü etrafta gezdirmeyeceksin”, “dikkatini bana vereceksin”, “Rahat oturuyor musun?”, “Gözlerini tavana dik” gibi sözler söylenir.

Göz kapağı – göz küresi fiksasyonu

Adaleler: Adaleler gevşiyor zihninizi, ruhunuzu, becerinizi kontrol için eğitiyorsunuz. Uyku hali geliyor.

Duyusal değişimler: Kollar ağırlaşıyor. Kolların hassasiyetini kaybeden kişi kendisinin uyku gibi bir şey içinde olduğunu hisseder. Fakat bundan canı sıkılmaz ancak anahtar cümleler devamlı olarak tekrar edilir. “Gevşedin, yorgunluk hissediyorsun, kolların ağırlaştı, nefes alışın daha derin ve daha yavaş, şimdi daha da gevşedin, daha derin, uyuyorsun...”

Uyanma: Uyanma aniden olmamalıdır. Deneğe iyi olma ile ilgili telkinler vermeli, ayrıca bazı işaretler de vererek uyanmayı birkaç dakika içinde gerçekleştirilmelidir.

Özet: Başarılı bir hipnoz için aşağıdaki noktalar sıra ile gerçekleştirilmelidir:

1- Kullanılan kelimeler çok iyi seçilmelidir. Bunların denek tarafından değerlendirilmesi göz önünde bulundurulmalıdır.

2- Kelimeler gerçek anlamlarında kullanılmalıdır. (Senbolik anlamda değil)

3- Hastayı/deneği şüphelendirecek kelimeler kullanmamalıdır.

4- Hipnoza geçmeden önce, tüm yanlış anlaşılan veya anlaşılması olası şeyler ekarte edilmelidir.

5- Deneğe nazik davranılmalıdır. Telkinler kesin olarak verilmelidir. Telkinler gerektiği kadar tekrarlanmalı ve pekiştirilmelidir. Bazı kelimeler vurgulanarak söylenmelidir.

6- Bilinen fizyolojik fenomenlerden yararlanılmalıdır. Sağlanma fenomeni; el havada, yukarı doğru bakarken gözünü açmamak hali gibi fiziyolojik hallere yapmadan önce de telkin edilmelidir.

HİPNOZUN UYGULANMASI

Hipnozun genel olarak uygulandığı yerler

1- Yatıştırıcı olarak: Deneğin ameliyat öncesi anksiyetsi veya vesvesesini yenmesine yardımcı olmak için.

2- Ağrıyı kaldırma: İdeal bir anestezi olarak kullanıldığı gibi kimyasal maddelerin dozunu azaltmak için.

3- Anestezi olarak: Küçük ameliyatlarda Hipnoanestezi, kısa süren ameliyatlarda ise total anestezi olarak,

Uzun süren ameliyatlar için somnanbulik trans hali gereklidir. Büyük ameliyatlarda kullanılma olanağı sınırlıdır.

4- Posthipnotik telkin (PHS): Ağrıyı kontrol altına almaya yarar. Hastalar daha mutlu ve rahattır. Narkoz ve ağrı dindirici ilaç alma ihtiyacı, kusma ve bulantı azalır. Kateter ile trakebronşyal emmmenin daha iyi olmasını sağlar.

Çocukların yarısından çoğu gerekli derinlikte uyuyabilirler. 8-14 yaşındaki çocuklar çok daha iyi hipnotize olurlar çünkü kavramları iyidir, hayal güçleri yüksektir, yaratıcı fantezi bir dünyaları vardır.

Klinik Kullanışı:

Klinik kullanılışı spesifik birkaç alanda çok önem kazanır. Diş hekimliğinde başarılı bir şekilde uygulanabilir. Hipnoz ile ağrının kaldırılışı en güçlu bir şekilde etki alanı olarak hipno aneljeziden (nitrat oksit) anesteziye yardımcı olmaya kadar uzanır. Doğumda tam bir başarı sağlanır. Burada doktorun prestiji genellikle çok iyidir. Doktor-hasta arası ilişkinin iyi olması hastanın motivasyonunun yüksekliği, işbirliği hali çok önemli bir rol oynar. Hastanın şartlanma deneyimleri, gebeliğin üçüncü veya dördüncü ayında başlayabilir. Hipnozun her seviyesinde başarılı doğum sonuçları alınır. (gevşeme amnezi, aneljezi anestezi ve hipnoz sonrası telkin) sezaryen seksiyonları hipnoz anestezisi ile performe edilir. Bu denekler seçme deneklerdir. Deneklerin ancak % 10’u hipnoz metodu kemoanesteziye de yardımcı olur. Kalp ameliyatlarında nitro “commissurotomy” de hipnoz son derece faydalıdır. Çok kere anestezi olarak kullanılır. Genellikle korkuyu, anksiyeteyi gidermek ilacının dozunu azaltmak, amnezi hali oluşturmak ve rasyon sonrası halin ciddiyetini hafifletmek için kullanılır.

MÜZİK ve SES (Audioanaljezi)

“Ninni en eski bir müsekkindir”

Giriş: Ses ve müziğin tıbbi değeri ile ilgili pek çok örnekler vardır. Özellikle 3 ana alanda yararlanılır. Psikiyatrik düzensizliklerin terapisinde, hastane personelinin moralini düzeltmekte ve anestezide yardımcı olmakta. Ses, fiziki olarak hava ve hava akımı ile ilgilidir. Müzik ise, organize bir sestir. Audioanaljezide, ritmik uyumun sağlanmasına yarar.

Sesler iki kısma ayrılır. Beyaz ses ve beyaz gürültüden, şelale sesine kadar değişir. Doğal seslerin tümüne beyaz ses denir.

Beyaz gürültü: Yapay yani doğal olmayan seslerdir. Elektronik aletlerden çıkan çeşitli frekanstaki sesler bu gruba girer.

Psikolojik Sonuçlar: Müzik ve ses, kesin psikolojik sonuçlar verir. Deneğin dikkatini toplama kabiliyetini arttırır, o andaki psikolojik durumunu değiştirir, düzeltir, hayal gücünün uyarılmasını sağlar. Yüksek tonda ses ve gürültü ızdırap verici olabilir, korku ve gerilim yaratabilir. Hoş sesler ve müzik, kişiyi istikrara ve relaksa davet eder. Müziğin adalelerde gevşeme yaptığı, aletlerle saptanmıştır.

Sesin Algılanması: İnsan kulağı çok hassas bir organdır. İntensif sesin analjezik bir etkisi olduğuna dair örnekler vardır. Ses elementlerinin analizi, bazı önemli detayların ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Empulsler koklea’dan çıkıp, talamusa gider sonrada serebral kortekse geçer, sonuçta audiotory kortekste (temporal lobun altında) işitsel algı tamamlanır ve şuur altına girer. Ayrıca, talamustan çıkan empulslar hipotalamus gibi supra segmant ile otonomik merkezlerle ilgilidir, dolayısıyla otonomik responsu da etkiler.

Aneljezik Tesirler: Monovural müzik, hastaların % 40’ında analjezi oluşturur. Beraberinde beyaz ses kullanıldığında tesir % 62’ye çıkar. Beyaz ses simultane olarak kullanıldığında ise deneklerin % 76’sında analjezi olur. Müzikten anlayan deneklerde ise etki alanı % 90’na yükselir. (Schermer). Müzik ve beyaz ses, çevreden gelen dikkat dağıtıcı ve gürültü seviyesinde olan seslerin bloke edilmesinde ve kişinin dikkatini bir noktaya toplamasına yardımcı olur. Bu manada müzik bir trankilandır. Beyaz ses ise tek başına olduğunda özellikle gereksiz seslerin duyulmasını engelleyen, “maskeleşmiş bir sestir.” Müziğin vasat doza anesteziklerin ve sedatif içkilerin kombinasyonu ile uyku hali oluşur.

Uygulamalar: Hastaya uygulanan müzik, hastanın arzusuna göre değiştirilebilir. Ameliyat olacak olan hastalara gevşetici mahiyette müzik uygundur. Beethoven’in “Moon Light Sonatı” Debussy’nin “Clair de Lune” Wagner’in “Evening Star” ve “Forest Murmurs”, Humperdick’in “Dream Pandomime” gibi. Müzik ve sesin anestesiolojide uygulanışı, Aneljezinin kontrolu de olasıdır. Ameliyat odasında müzik, hastanın dikkatini etrafındaki faaliyetlerden ve operasyondan çekmesi için kullanılır. Ayrıca müzik, bölgesel ve lokal anestezide de yararlıdır.

Barett, hastaları gevşettiği kadar, gerilimlerini azalttığı ve yeterliliklerini çoğalttığını yaptığı araştırmaları ile göstermiştir.

Müziğin etkili bir şekilde kullanılması için, aşağıdaki noktaların gözönünde tutulması gerekir.

1- Ne tip müzik olursa olsun, uzun süre dinlenmemelidir, her 45 dakikada bir 15 dakika için durdurulmalıdır.

2- Müzik hoş tonda olmalıdır.

3- Çok yakından gelmesi engellenmelidir. (çok yüksek tonda müzikten sakınılmalıdır)

Audioaneljezi, doğumda başarılı ile kullanılır. Hasta kendisine uyan müziği dinler. Hastanın ağrısı geldiğinde “beyaz ses” işitebilir. Ölçüde en yüksek seviyeye getirilir. Ağrı azalınca, ses tonu daha azaltılır.