HASTALIK HASTASI ANNELER

HASTALIK HASTASI ANNELER
Paylaş:

Hürriyet

Eğer, hastalık hastası bir anneye sahipseniz, bittiğinizin resmidir… Dikkat kendi ailenizde böyle olabilir.


Bu durum ne yazık ki çocukluğa damgasını vuran sıkıntılı bir durumdur. Soğuk diye dışarı çıkıp arkadaşlarıyla oynayamaz, arkadaşları kardan adam yaparken kartopu oynarken onları adeta camdan izlemek durumunda kalır ve içi gider. Resmen çocukluğunu yaşayamaz. Doya doya ıslanamaz, üşüyemez, kirlenemezler. Adeta az evvel değindiğimiz gibi ev kuşu olur çıkarsınız. Artık büyüdükten sonra çocukluğunda yaşayamadıkları aklına gelir ve kendi kendine hayıflanır.

İşte, kısaca böyle annelerin, çocuklarının yaşayacakları durumun resmini çizmeye çalıştık. O zaman annelere tavsiye; bırakın ıslansınlar, bırakın kirlensinler, bırakın üşüsünler, bırakın düşsünler. Unutmayın, her zaman siz çocuklarınız yanında olamayacaksınız. Bu tür ebeveynler yaradılışlarından ötürü telaşlı ve kendilerine pek güvenli bireyler değillerdir. Ancak işin asıl can sıkıcı tarafı da bu durumdan muzdarip olan çocuklar bir süre sonra ebeveynlerine benzerler. Bu durumda paranoyak düşünce sistemi olan bir anneyle bunların tersini savunarak savaşmak en doğru yöntem olacaktır, çünkü bu savaş bir tür anneye benzememeye karşı açılan bir savaş olacaktır, bu da gereklidir.

SAÇMALARDAN SEÇMELER

 “Hemen terliklerini giy yoksa ayaklarını üşütürsün! Hasta olursun.” sözü artık çocuklar uyanınca: “Günaydın” demeden her sabah söylenen marş gibidir ve çocuklar bundan her geçen gün ciddi anlamda sıkıntı duyarlar. Özellikle kız çocuklarına bu anneler tarafından söylenen ve ileri ki yıllarda insanlara karşı ciddi bir güvensizlik oluşturan: “Taksiye binme kaçırılırsın, dolmuşa tek başına binme kaçırılırsın, kimseye adres sorma!” söylemleri artık dayanılmaz bir hal almıştır. Sokağa her çıkışında çocuğa kapkaç hatırlatılırsa, bir süre sonra çocuk sokağa rahatça çıkamaz hale gelecektir. Bu annelere göre çocuk kimseye adres sormamalıdır çünkü oralı olmadığı anlaşılabilir ve başına bir şeyler gelebilir. Özellikle kız çocuklarına cinsel tacize uğramaları ile ilgili her evden çıkışında tembih edilmesi onlarda ileride cinselliğe ve erkeklere karşı bir savunma geliştirebilmesine neden olabilir. Özellikle annelerin bu tür saplantılı düşünceleri o kadar çok çeşitlendirilebilir ki hadi gelin bunları biraz daha arttıralım: “Aman üstüne gitmeyelim, depresyona girer evden kaçar.”, “Aman ders çalışması için zorlamayalım evden uzaklaşır.”, “Aman dışarıda yemek yememeli ya zehirlenirse!”, “Ya içtiğinin içine uyutan bir takım ilaçlar koyulursa!”, “Eyvah hala aramadı başına kötü bir şey geldi!” diye uzayan bir listeyle karşı karşıya kalmamız olası.

 Sevgili anne ve babalar, ama özellikle anneler; çocuklarınızı uyarmak ve korumak en doğal hakkınız ama bunu onları bezdirecek hale getirmemek lazım ve bu konuda söylediklerinizi duymaz hale gelmemelerini sağlamayınız lütfen. Uyarılarınızı tabii ki yapın, ama yerinde, zamanında ve dozunu kaçırmadan.

ÇOK ANNE-BABA OLMA SENDROMU


 Bu konuyla ilgili o kadar çok şey yazılıp çiziliyor ki, artık insanlar bu kadar çok bilgi bombardımanının altında iyi anne-baba olabilme kaygısı içinde yukarıda sözünü ettiğimiz takıntıları geliştirebiliyorlar. Aynı zamanda da bu; iyi anne-baba olma kaygısı içinde çocuklarını yetiştirirlerken ciddi panikler yaşamaktadırlar. Bu çok iyi anne-baba olmaya çalışan annelerin aslında iyi anne-baba olabilmeyi ıskalamalarına da çok sıklıkla rastlayabiliyoruz. Böylece anne-babaların zihinlerin de: “İyi anne-baba mıyız? Yoksa kötü anne-baba mıyız?” düşünceleri bir pinpon topu gibi gidip gelmekte bu da çocukta bazı sıkıntılar yaratabilmektedir. Aslında bu paranoyalardan kurtulmak çok zor değil, sadece bildiğimiz ama yapmadığımız şeyleri devreye sokmamız yeterli. Çünkü bu git-geller ortaya bir kaos çıkarıyor ve bu kaosun sonucun da bundan hem biz hem de çocuklarımız olumsuz etkileniyorlar.