Fillerin uçmasını seyredin

Mısır seçimlerinin yeni turunda oylar sayılırken sadece not tutuyorum. Fillerin uçmasını seyredin.

Fillerin uçmasını seyredin
Paylaş:

Mısır seçimlerinin yeni turunda oylar sayılırken sadece not tutuyorum. Fillerin uçmasını seyredin.

Haber3Bir gün, Mısır'da yaşanan ve şimdi birinci yıldönümü yaklaşmakta olan isyanı işleyen bir gazetecilik dersi yapmayı çok isterim. Birinci Ders şu olurdu: Fillerin uçtuğunu gördüğünüzde, susup not tutun. Mısır'daki isyan, fillerin uçmasına denk. Hiç kimse bunu tahmin edemedi ve daha önce hiç kimse böyle bir şey görmedi. İsyanın gelişini görmediyseniz, hangi yöne gittiğini bildiğinizi nasıl düşünürsünüz? Bu yüzden şu anda yapılacak en akıllıca şey, susup not almak. Bunu yaparsanız yazacağınız ilk şey, muhafazakârların (Müslüman Kardeşler ve Selefi Nur Partisi) Mısır'daki özgür seçimlerde, isyanı asıl başlatan laik liberalleri ezip meclisin yüzde 65'ini aldığı olacaktır. Bu muhafazakâr partilerin teokratik, çoğulculuk ve kadın hakları karşıtı eğilimlerinden endişe duymamak, saflık olur. Ama muhafazakârların iktidar olmanın getirdiği sorumluluklardan, ülkede rekabet halindeki yeni güç odaklarından, halkın istihdama ve temiz hükümete öncelik vermesinden etkilenmeyeceğini veya ılımlı çizgiye gelmeyeceğini varsaymak, güncel Mısır siyasetinin dinamizmini ıskalamak olur. Şimdi Kahire'nin çok yoksul Şubra El Hema mahallesine ve seçimlerin 4 O cak'ta yapılan turunu izlediğim, sadece kadınların oy verdiği bir oy kullanma merkezine ev sahipliği yapan, köhne Ömer Abdülaziz Okulu'na gidelim. Rehberimiz, geçen yıl Tahrir Meydanı'nda Hüsnü Mübarek rejiminin devrilmesi için savaşan, ticaret okuyan 22 yaşındaki laik genç Amr Hassan. İşte çok çarpıcı bir gözlem: Oy verdikten sonra konuştuğumuz, tümü tesettürlü olan ve bazıları sadece gözlerini açıkta bırakan bu kadınların neredeyse hepsi ya Müslüman Kardeşler'e ya da Selefiler'e oy verdiklerini söyledi. Ancak neredeyse hiçbiri dini sebeplerle oy verdiğini söylemedi. Çoğu kadın, muhafazakârlara komşuluk nedeniyle oy verdiğini söyledi oysa laik liberal adaylar onları hiç ziyaret etmemiş. Okuma yazması olmayan bazı yaşlı kadınlar bana bir sır vererek, çocuklarının kendilerine söylediği biçimde oy verdiklerini söyledi. A ma neredeyse tümü, Müslüman Kardeşler'e ve Selefiler'e daha fazla cami yapmaları ve içkiyi yasaklamaları için değil, ülkeyi daha iyi ve dürüst şekilde yöneteceklerini umdukları için oy verdiğini belirtti. Mısırlı kadınların muhafazakârlara neden oy verdiklerini açıklayan sözlerden bazıları: "Müslüman Kardeşler'i seviyorum, dürüst olan bir tek onlar… İyi bir eğitim ve solunacak temiz hava istiyorum… Düzgün bir sağlık hizmetine ihtiyacımız var… Çocuklarım iş bulamıyor… Müslüman Kardeşler sadece muhafazakâr bir parti değil… Onlar ülkenin tüm sorunlarının çözülmesine yardım edecek". Bu arada, devrime katılan genç rehberimiz Hassan'a kime oy verdiğini sorduğumda, oy pusulasına "Kahrolsun YAK" (şu anda ülkeyi yöneten askeri konseyin kısaltması) yazdığını söyledi. Hassan, Mübarek'i kendisi gibi laik gençler devirdiği halde muhafazakârların seçimleri kazanması ve kendilerini kurtarmak için Mübarek'i terk eden generallerin hâlâ iktidarda olması gerçeğinden duyduğu tiksintiyi ifade etti. Mısır'ın şu anki halinin tarifi işte bu: Ordu, yükselen muhafazakâr partiler, daha ufak liberal partiler ve Tahrir Meydanı'ndaki laik gençlik arasında yaşanan, dört taraflı bir iktidar mücadelesi. Hassan, "Yeni fikirleri olan yeni bir Mısır hükümeti görmek istiyoruz. Gerekirse Tahrir Meydanı'na yeniden gitmeye hazırım" diyor. Aslında şu anda herkes daha güçlü olduğunu düşünüyor. Ordunun silahları var ve halen ülkeyi yönetiyor, hem muhafazakârlar hem de liberaller seçmenlerden yetki aldı, Tahrir Meydanı'na çıkan laik gençler de daha güçlü olduklarını düşünüyor. Oyların gerçekten sayıldığı bir seçimde oy veren ve ülkede "Kanepe Partisi" diye çağrılan sessiz çoğunluk bile güçlendiğini hissediyor. En sevdiğim seçim öyküsünü, uluslararası bir gözlemciden dinledim. Gözlemcinin bulunduğu oy verme merkezi henüz yeni kapanmış ve görevliler merkezi bir sayım istasyonuna götürülecek oy sandığını bir otobüse yüklüyormuş. Az önce oy vermiş bir kadın onlara yaklaşıp seslenmiş: "Lütfen sandığın başından ayrılmayın. O bizim geleceğimiz. Gidin ve onun doğru yere koyulmasını sağlayın". Bu sandık ve birçok sıradan Mısırlının onun i çine k oyduğu umutların t ümü, ülkede yeni bir başlangıç yapmak için kesinlikle gerekli. Ama bunlar yeterli değil. Ülkenin bir lidere ihtiyacı var ve en tepede büyük bir boşluk mevcut. Bu lider bütün bu oyları ve umutları alıp birleştirerek istihdam yaratmaya, eğitim, adalet, güvenlik ve tüm Mısırlıların açıkça can attığı emniyeti sağlayacak bir strateji üretebilmeli. Bu olursa, oylar Mısır'ın geleceğini değiştirir. O zamana kadar sadece notlar tutacağım. THE NEW YORK TIMES