Felsefe ve Yol

Dünya Felsefe Gününü Kutlarken...

Felsefe ve Yol

“Felsefe yapmak yolda olmaktır” der ünlü bir filozof.
Peki yol nedir?
Bunun cevabı size, daha doğrusu bize ait. Hayatımızda gittiğimiz, gideceğimiz bir hedefimiz varsa; yol bizi oraya götüren şeydir.
İnsanı insan yapan; diğer varlıklardan ayıran bu yol bilinci olmalı.
Diğer varlıklara baktığımızda onlar için YOL kavramının olmadığını görüyoruz.
Kuşlar, hele hele göçmen kuşlar, som balıkları da uzun mesafeleri kat ederek göç ederler.
Ama onlar bunu kendilerine verilen içgüdüleri ile yaparlar.
Ne yolu ne de yönü düşünürler… Sadece içlerinden geldiği gibi sürekli belli bir yöne doğru giderler. Binlerce kilometre yol kat ederler… Kıtadan kıtaya göç ederler.
Ama insan öyle değildir. Bütün sorunda burada.
Hangi yoldan gitmeliyim?
Bu yol mu, yoksa şu yol mu?
Sağ yol mu, sola giden yol mu?
Neye göre tercih etmeliyim?
Romalı bilge Seneca, hayat yolunu aklın kılavuzluğunda giden bir filozof.
Mutlu Yaşam Üzerine, Seneca'nın yetişkin denemelerinden biridir.
Kendisi 62 yaşında iken kardeşi Gallio için M.Ö. 58’de yazılmıştır. Bundan 21 yüzyıl önce. Ama hala bizler için de mesajlar içeriyor.
Kitabın ana tezi hayatta mutluluk arayışı ile ilgili. Önemi de buradan geliyor. Mutluluk arayışımız devam ediyor.
Mutlu olmak için neler yapmıyoruz ki?
Seneca, hayattan haz almak ve iyi bir hayat yaşamak için, içgüdülerin değil, aklın rehberliğini esas almak gerekir.
Duyular ve içgüdüler bizi yanıltabilir.
Stoacı felsefi dil ile konuşursak, Seneca’ya göre her konuda sadece aklı kullanmak ve aklı rehber etmek sürekli gelişen mutlu bir hayat sürmemizi sağlayabilir.
Kardeşinin şahsında insanlara nasihati açık ve nettir:

“Bütün insanlar, kardeş Gallio, mutlu yaşamak istiyor”.
“Ancak yaşamı mutlu eden şeyin ne olduğunu tam olarak algılamakta kalın kafalıdırlar”.
Endülüslü Müslüman filozof İbn Rüşd de ısrarla aklımızı kullanmaya teşvik ediyordu.
Bunun kutsal kitabın da gereği olduğunu özellikle vurguluyordu. Ona göre Allah’ın bizlere en büyük lütfu akıldı. Sadece aklını kullananlar gerçeği bulabilirdi.
Ancak birçok kişi aklını kullanarak değil, duyularını veya başkasını taklit ederek hayat yoluna devam eder.
Bundan olsa gerek, Alman filozof Kant 18. yüzyılda bir kez daha bizi aklımızı kullanmaya davet etti. Hem de tahrik edercesine: “Aklını kullanmaya cesaret göster”.
Yani ancak cesur olanlar düşünebilir.
Sadece cesur ve idealleri olan; gideceği bir hedefi olanlar YOLa çıkar, çıkabilir. Yolun meşakkatlerine katlanabilir. Ya da yolda olmanın keyfini çıkarabilir.
Kimisi ise sadece yürür.
Nereye, niçin yürüdüğünü bilmeden!
Kant’ın davetine uyan ve aklını kullanan Batı, Aydınlanma çağı ile yepyeni bir çağa girdi. Dünyanın geri kalan kısmı ise, hala Batı uygarlığı seviyesini yakalamaya çalışıyor.
Bütün mesele aklını kullanma ve kullanmamada…
Tercih bize ait.
Gideceğimiz yol ve varacağımız yer de buna bağlı olacak.

İbrahim ÖZDEMİR



Bu yazıya 0 yorum yapıldı.

Cevap yazdığın kullanıcı: