Değişeni düzeltme arayışı

Kutsal toprakların halkları artık birbirine karışmıyor.

Değişeni düzeltme arayışı

Kutsal toprakların halkları artık birbirine karışmıyor.

duzeltme_arayisiAraplarla Yahudiler birbirinden kopuyor; ve bunun sebebi İsrail'in Batı Şeria boyunca (ve içinde) inşa ettiği duvar, herkesin sorunlara kendi bakış açısından yaklaşması, karşı tarafı yok sayma isteği ve atalet. Hiçbir şey durağan değildir. Bölünmeyi aşma iradesi buhar olup uçtuğu için uçurum derinleşiyor. Ve sonuçta hayali bir dünya ortaya çıkıyor. İsraillilere, yanı başlarındaki Filistinlilerde kişi başına düşen gelirin kendilerine göre yirmide bir olduğu unutturuluyor. Yaşadıkları hayali toplumu, yoksul komşuları ve sorunlu Ortadoğu bölgesiyle değil, yüksek teknolojili gelişmiş dünyayla karşılaştırıyorlar. Filistinliler de derin bir yanılsama içindeler. Dedelerinin zeytinlikleri hâlâ anılarda canlı; ve bu anılar yaşadıkları çetin gerçekliği onlara unutturuyor. Bir strateji olmadan devlet olamayacakları halde keskin görüş ayrılıkları onları felç ediyor. Liderlerinden onlarca yıldır bu kadar kötü hizmet almış başka bir millet zor bulunur. Yahudilerle Filistinliler artık yalnızca eski Kudüs'te yan yana yürüyor. İsrail Doğu Kudüs'ü 1967'deki Altı Gün Savaşları'nda ilhak etmiş, fakat uluslararası hukuk gereği bir ülkenin başka ülke vatandaşlarını kendi uyruğuna geçiremeyeceğine karar verdi. Dolayısıyla ilhak edilen topraklardaki Araplara daimi oturma izni verildi, ama vatandaşlık verilmedi. İsrai l l i yazar Gershom Gorenberg, "Uluslararası hukuku işlerine geldiği gibi uyguladılar. Örneğin, Doğu Kudüs sakinleri İsrailli seçmenlerin safına kabul edilmedi; ama toprakları ülke topraklarına katıldı" diyor. Böylece Doğu Kudüslü 250 bin Arap iki arada bir derede kaldı. Bu insanlar evlerinden tahliye edilmek dâhil, her türden güçlüğe göğüs geriyor. Neyse ki bugünlerde, en azından Eski Kudüs'te, olumlu bir hava var. Turizm canlandı. Daracık sokaklardaki dinler mozaiğine hayran kaldığınız bir sırada (El Aksa Camisi'nden çıkıp Şam Kapısı'na giden bir Müslüman kalabalık, Batı Duvarı'na yönelen aşırı muhafazakâr Yahudilerin yanından geçiyor) bir grup Filipinli Hıristiyan, büyük bir tahta haçla Çile Yolu'ndan geçerek Ermeni Katol ik Kilisesi'nin önünde duraklıyor ve bir ilahi okuyor. Kudüs'ün üç büyük tek tanrılı dinin de (Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslam) saygı duyduğu bir şehir olduğunu söylemek güzel bir vecize olmakla birlikte konunun özünü kaçırıyor. Çünkü insanlığın büyük bir bölümünün dini tutkuları buradaki birkaç kilometrekarelik bir alanda yoğunlaşıyor. Yahudiler dua etmek için Batı Duvarı'nda toplanıyor, yani Romalıların M.S. 70'te yıktığı İkinci Tapınağa ait tek kalıntıda. Bu duvar Tapınak Tepesi'nin istinat duvarı. Kral Süleyman M.Ö. 950 civarında Birinci Tapınağı burada inşa etmiş, Kral Herod ikincisini burada genişletmişti. Arapların 638'deki fethinden sonra Tapınak Tepesi'nde El Aksa Camisi yapıldı. Nefis bir yapı olan Kubbetüs- Sahra bir halife tarafından burada, Temel Kayası'nın üstüne inşa edildi. Yahudiler bu kayanın Cennetle yeryüzünün manevi buluşma noktası olduğuna inanır; Müslümanlarsa burayı Hazreti Muhammed'in miraca çıktığı yer olarak kabul ediyor. Dolayısıyla iki büyük dinin kutsal mekânları burada iç içe geçmiş durumda. Üstelik Hıristiyanlar yakındaki bir başka bölgeyi Tanrı'nın oğlu İsa Mesih'in çarmıha gerildiği yer olarak biliyor. Barış müzakerecilerinin elinde haritalar var. Sınırların nasıl çekileceği hakkında fikirleri var. Onlar haklı olarak geçmişe değil, geleceğe öncelik verilmesini istiyor. Fakat Kudüs'te her şeyi sağduyuyla açıklayamazsınız. İç içe geçmiş hassasiyetlerin ayıklanması gerekiyor. Eski Kudüs'teki kalabalık ama sakin sokakların da gösterdiği gibi, imkânsız değil bu. Fakat çok zor olduğu kesin. Geçen gün Tapınak Tepesi'ne çıktım. Girişteki tabelada, "Tevrat Yasası'na göre Tapınak Tepesi'ne girmek, bölgenin kutsallığı dolayısıyla kesinlikle yasaktır" diyor. İmza, Başhahamlık. Kubbet-üs-Sahra'da da bir Filistinli, gayrimüslimlerin oraya girmesini engelliyor. Yani ayrımcılık sürüyor. O gün hava çok güzeldi. Ayrımcılıkların hiçbirine aldırmayan çocuklar Tapınak Tepesi'ni çevreleyen geniş alanda futbol oynuyorlardı. Onların sade eğlenceleri bana İsrailli büyük şair Yehuda Amichai'nin Kudüs hakkındaki dizelerini hatırlattı. Amichai, Davut Kulesi'nin yakınındaki basamaklara otururken bir rehber onun başını referans göstermiş. Bunun üstüne şair, "Kendi kendime dedim ki, Kurtuluş ancak şu rehber, 'Roma döneminden kalan kemeri görüyor musunuz? Onun bir önemi yok, ama hemen yanında, biraz sola ve aşağı doğru, ailesine meyve sebze almış bir adam oturuyor' dediğinde mümkün olacak" diye yazmış. THE NEW YORK TIMES