ÇÖZEMİYOR MUYUZ?

THE NEWYORK TİMES

İş yaratamamanın suçunu siyasi mazeretlere yıkıyoruz.

ABD istihdam raporu sizi dehşete düşürdüyse, iyiye gittiğimizi düşünürken neye uğradığınızı şaşırdıysanız demek ki gelişmelere dikkat etmiyorsunuz.

 


Gerçek şu ki, Amerikan ekonomisi bir buçuk yıldır batağa saplanmış durumda. Ona rağmen konuşmalarda olumsuz anlamda bir edilginlik var. Televizyonlarınızı açtığınızda halinden memnun çokbilmişlerin, ekonominin kısa vadeli sorunlarını çözmek için bir şey yapılamayacağını ( "kısa vadenin" dördüncü yılında olduğumuzu unutmayın), uzun vadeye odaklanmamız gerektiğini söylediğini görüyorsunuz. Ancak bu düşünce tamamen yanlış. İşin aslına bakarsanız, durağan bir ekonomide devlet istihdam yaratabilir ve yaratmalıdır da. Evet, eyleme geçmenin önünde büyük siyasi engeller var ve bunların en önemlisi, ekonominin zayıflığından çıkar sağlayan bir partinin Temsilciler Meclisi'ni kontrol etmesi. Fakat bu siyasi tıkanıklık, ekonomik gerçeklikle aynı kefeye konmamalıdır. İstihdam yaratılamaması zorunluluk değil, bir tercihtir ve sürekli değişen bir mazeretler zinciriyle bu tercih makul göstermeye çalışılıyor.

Birinci Mazeret: Şu köşeyi dönünce bir gökkuşağı çıkacak. Karar vericiler durmadan ekonominin düzeltmekte olduğunu açıklıyor. Bu düzelme yanılgısı kriz derinleşirken hiçbir şey yapmamanın mazereti haline geliyor. İkinci Mazeret: Bono piyasasından korkun. The Wall Street Journal gazetesi iki yıl önce, Washington ekonomik durgunlukla mücadele etmekten vazgeçmezse devlet bonosu faizlerinin alıp yürüyeceğini söylemişti. O gün bugündür istihdam yaratmak için yapılan tüm devlet harcamalarına karşı "bono şahinlerinin" beklenen saldırıları hatırlatılıyor. Oysa temel iktisat bilgisi ekonomide bunalım sürdükçe faiz oranlarının düşük kalacağını söyler ve haklıdır da. The Wall Street Journal o uyarıyı verdiğinde 10 yıllık bononun faizi yüzde 3,7'ydi; 9 Temmuz'daysa yüzde 3,03. Peki, olağan şüphelilerin tepkisi ne oldu? Kendi gerçekliklerini uydurdular. Geçtiğimiz günlerde meclis üyesi Paul Ryan, "faizlerdeki baskıyı azaltmak" için devlet harcamalarını kısmamız gerektiğini açıkladı. Kendisi herhalde faiz oranlarını rekor düzeye indiren baskıdan söz ediyor. Üçüncü Mazeret: İşçilerin hatası.
Mali kriz sırasında ve sonrasında işsizlik tavan yaptı.

Dolayısıyla asıl sorunun işçiler olduğunu iddia etmek biraz tuhaf. Sahip olduğumuz ve ihtiyaç duyduğumuz işçiler arasında gerçekten bir uyumsuzluk olsaydı, doğru becerileri olan ve dolayısıyla iş bulabilen işçilerin ücretlerinde büyük artışların olması gerekirdi. Ama yok. Hatta geçen ay ortalama ücretler düştü. Dördüncü Mazeret: Ekonomiyi canlandırmaya çalıştık, olmadı. Herkes Başkan Obama'nın devlet harcamalarında büyük bir artışla ekonomiyi canlandırmaya çalıştığını ve bunun işe yaramadığını biliyor. Ama herkesin bildiği yanlış. Büyük bayındırlık projeleri nerede? Kamu işçilerinden oluşan ordular nerede? Şimdiki kamu çalışanlarının sayısı, Obama iş başına geldiğinde olan kamu çalışanlarının sayısından yarım milyon daha az. Ne oldu canlandırma çalışmalarına? Bunların çoğu vergi indirimlerinden ibaretti. Geri kalanın büyük bir bölümü de ya yoksul ailelere ya da güç durumdaki eyalet ve yerel yönetimlere yardım olarak harcandı. Yardımlar krizi hafifletmiş olabilir ama bizde olması gereken istihdam yaratma programı bu olmamalıydı.

Bunun geriye dönüp bakınca olayları yüzde yüz kavramakla ilgisi yok. Bazılarımız vergi kesintilerinin sonuç vermeyeceğini ve planlanan harcamaların çok yetersiz kalacağını baştan söylemiştik. Nitekim söylenenler oldu. Devletin öneml i bir fark yaratabilecekken neredeyse hiçbir iş yapmadğı bir başka alana daha dikkat çekmekte fayda var. O alan, sıkıntıdaki ev sahipleri. Obama yönetiminin mortgage yardım programı sonuçsuz kaldı. Ailelerin evlerini kaybetmemesi için ayrılan 46 milyar dolardan 2 milyar dolar bile harcanmadı. Özetlemek gerekirse, ekonomi kendi kendini düzeltmiyor. Hükümetin eyleme geçmesi için aslında gerçek bir engel de yok. Bono şahinleri de, yapısal işsizlik de çokbilmişlerin kafasında olan şeyler. Teşvik politikasının başarısız olduğunu düşünüyorsanız, bunun sebebi onun gerçek anlamda yürürlüğe sokulmamasıdır. Güya ciddi insanların ekonomi hakkında söylediklerini dinlerseniz sorunları "çözemiyoruz" sanırsınız. Oysa gerçek, sorunları "çözmek istemememizdir". Ve bu yıkıcı edilgenliği perçinleyen her çokbilmiş, sorunun bir parçasıdır.