Çırçır, Karakulak, Şifa suyu, Hünkar suyu, Taşdelen, Sırmakeş...

Çırçır, Karakulak, Şifa suyu, Hünkar suyu, Taşdelen, Sırmakeş...
Uzm.Dr. Oğuz TanÇocukluğumda, bir Arabistan şehrinde ihtiyar bir kadın tanımıştık. Sık sık hastalanır, humma başlar başlamaz İstanbul sularını sayıklardı:

-Çırçır, Karakulak, Şifa suyu, Hünkar suyu, Taşdelen, Sırmakeş...

Âdeta bir kurşun peltesi gibi ağırlaşan dilinin altında ve gergin, kuru dudaklarının arasında bu kelimeler ezildikçe fersiz gözleri canlanır, bütün yüzüne bizim duymadığımız bir şeyler dinliyormuş gibi bir dikkat gelir, yanaklarının çukuru sanki bu dikkatle dolardı.’

                                                            ***
Tanpınar’ın meşhur Beş Şehir’inin İstanbul bölümünün girişidir yukarıdaki cümleler.

Tanpınar, beş adet şehrimiz hakkında deneme (veya monograf veya güzelleme… artık her ne derseniz…) yazmıştır: İstanbul, Ankara, Konya, Erzurum, Bursa… (Kitabın beş bölümünden dördünün başlığı sadece şehrin adını taşırken, bir bölümü iki kelimeden mürekkeptir: Bursa’da Zaman.)

Beş Şehir Türk Edebiyatı’nın zirvelerindendir. Türkçenin okunmazsa olmaz eserlerinden… İlk baskısı 1946’da yapılmış.

İstanbul hakkındaki bölüm, ki kitabın ilk bölümüdür, İstanbul’un sularından  bahisle başlar.

Dünün lezzetli sular şehri, ‘kurumuş sular’ şehri olmaya giderken…

Gel de yanma!

Sadece dilimiz damağımız değil, yüreğimiz de yanıyor…

                                                           ***
Tanpınar devam eder:

‘Bir gün damadı babama:
-Bu onun ilacı, tılsımı gibi bir şey… Onları sayıklayınca iyileşiyor.

Kaç defa komşuluk ziyaretlerimizde, döşeğinin yanı başında, onun sırf bu büyülü adları saymak için, bir mahzenin taş kapağını kaldırır gibi güçlükle en dalgın uykulardan sıyrıldığını görmüştüm. Sıcaktan ve sam yelinden korunmak için pencereleri koyu yeşil dallarla iyiden iyiye örtülmüş odanın, berrak su ile doldurulmuş havuz gibi loşluğuna bu isimler teker teker düştükçe ben kendimi bir büyüde kaybolmuş sanırdım. Bu mücevher parıltılı adlar benim çocukluk muhayyilemde bin çeşit hayal uyandırırdı.’

                                                           ***
‘İstanbul bu kadın için serin, berrak, şifalı suların şehriydi. Tıpkı babam için, hiçbir yerde eşi bulunmayan büyük camilerin, güzel sesli müezzinlerin ve hafızların şehri olduğu gibi.’

                                                           ***
Tanpınar’ın babası kadıdır. Arabistan’da bulunma sebebi de babasının memuriyetidir. Babası camilerini sayıklar İstanbul’un, komşusu sularını…

                                                           ***
Eski medeniyetimizin farklı taraflarından biri de çeşmeler idi.
Her köşe başından minareler yükselirdi, evet…
Ama her köşeden sular akardı aynı zamanda…

                                                          ***
Sebil, yol demektir. Fî sebîlillah: Allah yolunda…
Bu yüzden olsa gerek, karşılıksız yapılan iyiliğe, sebil kelimesi yakıştırılır olmuş.
Fakat kimi çevirip ‘Sebil nedir?’ diye sorarsanız, herhalde ‘Su’ veya ‘Çeşme’ cevabını verir.

Nitekim Türk Dil Kurumu’nun sözlüğü de bunu doğrular:  

Sebil:
  1. Kutsal günlerde karşılık beklemeden hayır için dağıtılan içme suyu.
  2. Genellikle camilere bitişik özel bir biçimde yapılmış, karşılık beklemeden hayır için içme suyu dağıtılan taş yapı, sebilhane.
  3. (halk ağzında)  Meyan kökü şerbetini bir hayır için dağıtma.
Bir de sebil etmek deyimi vardır ki, manası iyice güzeldir: Bol bol vermek, dağıtmak!
Eski çeşmelerin üzerinde güzel hatla yazılı bir de âyet vardır: ‘Biz her şeye sudan hayat verdik.’
Susuz İstanbul’un suyla ilişkisi ne kadar âşıkane olmuştur!

                                                           ***
‘Bu kadın sonra ne oldu bilmiyorum. Fakat içimde bir taraf, ölümünden sonra bir pınar perisi olduğuna hâlâ inanıyor.’

KAYNAK: //www.moralhaber.net
Paylaş:



İlginizi Çekebilcek Diğer Yazılar
  • Teselli edici sözler kişinin üzüntüsünü azaltmaz, aksine artırır. Önce kişilere üzülme, yani kendilerini ifade hakkı tanımak gerekir.
  • Motivasyonunuzu kaybettiğiniz anda hayatınızda bazı değişikliklere ihtiyacınız olabilir. İşte öneriler...
  • Kişinin hayatta en çok endişe duyduğu şeylerin başında sevdiklerinin başına kötü bir şeyin gelmesidir. Bu dönem eğer doğru biçimde geçirilmezse kişiy
  • Prof. Dr. Nevzat Tarhan, aşk su gibidir fazla kaynarsa buharlaşır diyor ve ekliyor: Aşkın formülü H20'dur. Pozitif iletişim kurulamazsa aşk buhar olu
  • Sevdiğini hastalık derecesinde kıskananlar, çevresine kötü koku yaydığına inandığı için suçluluk duyanlar, doktor muayenesine genelde kendi kafasında
  • Çocukluk çağında olduğu gibi erişkin yaşamda da DEHB tedavisinde ilaç kullanımı genellikle etkili ve hızlı cevap oluşturur.
  • Randevu Al