Cinsel şiddetten sınıfta kalan ülke

Bu ülke cinsel şiddetten sınıfta kaldı....

Cinsel şiddetten sınıfta kalan ülke
Paylaş:

Bu ülke cinsel şiddetten sınıfta kaldı....

Haber1Kadın canını kurtarmak için kaçtı. Kocası o gece ona tekrar tecavüz etmişti. Hem de bu kez, 15 yıllık evlilikleri boyunca görülmemiş ölçüde şiddet kullanarak. Kadını sıkıştırmış, boğazını sıkmış ve onu öldürmekle tehdit etmişti. 23 Mart 2008 gününün ilk saatlerinde, kaçarak merdivenlerden inip avluyu geçmiş ve sokağa çıkıp bir taksiye ulaşmıştı. ama sürücü arabayı hareket ettirmeden önce kocası yetişince, kadın en sonunda bir polis karakoluna varıncaya dek kaçtı. Şu anda 43 yaşında olan kadın bir röportajda, "Tüm hayatınızı, normal bir ailedeki eş kimliğinizi geride bırakmaya hazır olmalısınız. bir zamanlar sevdiğiniz adamı tecavüzcü olarak adlandırmaya hazır olmalısınız. bunu daha önce yapamadım. ama o gece, onu terk etmezsem öleceğimi anladım" dedi. norveç kuzeyli komşularıyla birlikte, dünyanın en cinsiyet-eşitlikçi toplumlarından. ama cinsiyet eşitliğinin hâlâ yatak odasının kapısında bittiği görülüyor. İskandinavya'daki kadına yönelik cinsel şiddet, daha eşitliksiz toplumlarda görülen özelliklere sahip: Çok yaygın ama nadiren bildiriliyor ve bu suçu işleyenler daha da nadir olarak ceza alıyor. erkeklerin ayrıcalıklarına dair eski önyargılar ve kadın özgürlüğü hakkındaki modern varsayımlar birleşerek bir sessizlik, utanç ve yasal belirsizlik duvarı oluşturuyor. ülkenin en büyük sığınma evi kurumu olan sığınma evi Hareketi Müdürlüğü'ne göre, norveç'te 15 yaşından büyük her 10 kadından biri tecavüze uğruyor. ancak adalet bakanlığı bu vakaların en az yüzde 80'inin hiçbir zaman resmi makamlara bildirilmediğini ve bunların sadece yüzde 10'unun mahkûmiyetle sonuçlandığını söylüyor. bu tabunun en etkin olduğu yer, uzun zamandır hukuki yaptırımların ve devletin kapsamı dışında olduğu düşünülen ev. sığınma evi Hareketi'nin genel Müdürü Tove smaadahl, "Tecavüzlerin çoğu evde oluyor" diyor. norveç Şehir ve bölge araştırmaları enstitüsü'nün 2005'teki araştırmasında, biriyle ilişkisi olan kadın katılımcıların yüzde 9'u, cinsel saldırıya uğradığını bildirdi. smaadahl "Hayır, bizde erkekler ve kadınlar arasında eşitlik yok. İlişkide yaşanan tecavüz sorununa eğilene kadar da olmayacak" diyor.

SEKS, EVLİLİK VE YASALAR

Tarihin çoğu döneminde tecavüz yasası, bir erkeğin bir başka kişiye karşı işlediği mal hırsızlığıyla aynı kategoride değerlendirildi. Yasa gelişerek aile onuru tehlikeye düşen tecavüz mağduru kadının yaptığı, sözleşme ihlaline benzer bir şeye dönüştü. sonunda görece yakın bir zamanda, rıza ilkesi ile bir kadının kendi bedeni üzerinde tasarruf hakkına sahip olduğu ve bunu ihlal edenin suç işlediği görüşünü temel aldı. Ancak Temmuz ayında yayınlanan bir birleşmiş Milletler araştırmasına göre Norveç, avrupa birliği'nin 12 ülkesiyle birlikte evlilik içi tecavüzü hâlâ açıkça suç kapsamına sokmayan 127 ülke arasında. birleşmiş Milletlerin 2011 dünyada Kadınların İlerlemesi raporunun başyazarı laura Turquet, eş tecavüzünün açıkça suç kabul edilmesini, hem simgesel hem de pratik açıdan çok önemli görüyor. Turquet, "net yasalar ve belirgin kurallar polise ve mahkemelere, cinsel şiddetin asla özel bir konu olmadığına dair çok açık bir mesaj gönderir" diyor. londra Metropolitan üniversitesi Çocuk ve Kadın İstismarı Çalışmaları birimi'nden liz Kelly'nin de yazarları arasında bulunduğu, 11 Avrupa ülkesini inceleyen 2009 tarihli bir rapor, şimdiye kadar yapılan nadir uluslararası karşılaştırmalardan birisi. rapora göre tecavüzlerin yüzde 61'i özel bir alanda, çoğunlukla kurbanın veya failin evinde oluyor. Şüphelilerin üçte ikisi, kurbanın tanıdığı kişiler. Bunların yüzde 25'i, kurbanın o anki veya eski arkadaşı. Raporda yazıldığına göre failin kurbanı tanımadığı ama başarıyla teşhis edildiği tecavüzlerin yüzde 40'ında, dava açıldı. Davalarda mahkûmiyet oranı yüzde 70'i geçti. Buna karşın, eş tecavüzlerinin sadece yüzde 14'ünde, şüpheliler ceza aldı. Özellikle göçmen kökenli şüphelilerin ceza alma olasılığı yüksek.

PARÇALANAN KİMLİK

O korkunç Mart gecesinde kaçan Norveçli kadının kocası, arkadaşlarının "normal birisi" diye tarif ettiği bir oto tamircisi. Kadın en sonunda adamı mahkemeye verince, adam onu dövdüğünü kabul etti ama tecavüz suçlamasından beraat etti. Adamın bir yıl boyunca karısına yaklaşması yasaklanırken, kadının annesi kızına "Kocana geri dön" diye baskı yaptı. Oslo kadın sığınma evini 2007'den beri yöneten Inger-Lise W. Larsen, "Çok az kadının polise başvurmasının nedeni bu" diye hayıflanıyor. Sığınma evi, aile onuru uğruna intikam almaya kararlı göçmenlerin kızlarına ve eşlerine ek olarak büyükelçilerin, polislerin ve şirket yöneticilerinin eşlerine de barınak oluyor. Her yıl yaklaşık 350 kadın ve 300 çocuk geliyor. Bunların yüzde 70'i gelmeden önce en az dört yıl boyunca cinsel, fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kalmış. Norveçli kadınlar ile her kökenden orta sınıfa mensup kadınlar, sığınma evindeki diğer kadınlara göre tecavüze uğramaktan ve dayak yemekten dolayı genelde daha çok utanıyor. Çocuklar işe karışınca, çekip gitmek çok daha zor hale geliyor. "Çocuğunun babasının bir tecavüzcü olduğunu" kabullenmenin imkânsızlığından bahseden bir kadın, "Ayrıca evliliği devam ettirdiğiniz sürece, belli bir etkiniz oluyor. Evet, dayak yiyor ve tecavüze uğruyorsunuz. Fakat buna ek olarak, durumu idare edip kocanızı çocuktan uzak tutmayı başarıyorsunuz" diyor.

'SADECE KADINLARIN SORUNU DEĞİL'

Norveç Adalet ve Polis Bakanı Knut Storberget, geçenlerde İspanya Başbakanı José Luis Rodríguez Zapatero ve BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon ile birlikte, Birleşmiş Milletlerin kadına yönelik şiddete karşı başlattığı bir erkek girişimine katıldı. Tecavüzcülerin ayrıntılı şekilde inceleneceği kapsamlı bir araştırmanın talimatını veren Bakan Yardımcısı Astri Aas-Hansen, "Bu sadece bir kadın sorunu değil" diyor. Norveç'teki en eski tecavüz amaçlı saldırı merkezinde çalışan Doktor Helle Nesvold'a göre sorun, iyi niyetlerin her zaman iyi sonuçlara dönüşmemesi. Nesvold, tecavüz (özellikle eş tecavüzü) kurbanlarının çoğunun, adli muayene için hastaneye gelmediğini söylüyor. Hastaneye gidenlerin yüzde 60 kadarı, polisi işe karıştırmıyor. Dosyalarla dolu bir odayı işaret eden Nesvold, "Polise bildirilen vakalarda bile, görevliler topladığımız tüm kanıtları almıyor. Ama durum gittikçe iyileşiyor" diyor. Ancak Nesvold cinsel istismara uğrayan çoğu kadının, yaşadıklarıyla ilgili konuşmak istemediğini söyleyerek "Asıl ihtiyaç duyduğumuz şey, aile içi şiddet maruz kalan kadınlara cinsel istismarla ilgili düzenli olarak soru sorulan bir sistem" diyor. Cinsiyet eşitliği alanında böyle dev adımlar atmış ülkelerde, cinsel şiddet niçin hâlâ bu kadar yaygın? Bazı uzmanlara göre bir toplum cinsiyetler arasında gücü yeniden bölüştürürken, erkek egemenliğinin son ifadesi olarak şiddetin arttığı, geçici bir dönem yaşanabilir. Çoğu gözlemci, şiddetin en iyi çözümünün her alanda daha ileri cinsiyet eşitliği olduğu konusunda hemfikir. Aas- Hansen, "Kadınlar erkeklerden ne kadar bağımsız olur ve ücret, statü, eğitim ve diğer tüm konularda onlarla eşit hale gelirse, bu suç türünü önleme ihtimalimiz o kadar artar. İçinde suç işlendiğinde, yatak odası özel alan olmaktan çıkar" diyor. THE NEW YORK TIMES