Cerrahide Hipnoz

Herkesin operasyonlarının hipnoanestezi altında yapılacağını düşünmek doğru olmaz. Hipnoanestezi altında ameliyat olabilmek için hipnoz derinliğinin en üst düzeyde olması gerekmektedir. Bilindiği gibi insanlar hipnozu farklı konsantrasyonda yaşarlar. Skalalar değişik sıralamaları verse de, hipnoza girenlerin % 5'i hafif, % 65'i orta derinlikte, % 20'si derin ve geri kalan % 10-15'inin ise çok derin olarak hipnozu yaşadıkları görülmektedir. Bu son grup, hipnozu öylesine derin olarak yaşamaktadır ki neredeyse uyur gezer hale gelmektedir. İşte bu son grubu oluşturan kişilerin operasyonlarında hipnoz, bir anestezi etkisini vermektedir. Bir başka deyişle, hipnozla ameliyat olabilmek için çok derin olarak hipnoz konsantrasyonuna girmek gerekmektedir.

Günümüzde, alerjik ve solunum sistemi hastalıklarına bağlı yapay araçlarla anestezinin sağlanamadığı ve bu nedenlerle ameliyatların ertelenip yapılamadığı durumlarda hipnoanestezi düşünülebilir.

Cerrahide hipnoz iki şekilde uygulanmaktadır.

A- Ameliyat öncesi, kişinin ameliyata hazırlanması, ameliyat ile ilgili korkularının giderilmesi ve ameliyathaneye yürüyerek gidebilecek kadar rahatlaması, % 5'lik hafif grubu dışlayacak olursak daha derin hipnoz konsantrasyonunu yaşayan, orta, derin ve çok derin grubu oluşturan % 95'lik grupta % 90 oranında başarılmaktadır. Bu grup ameliyatlarında narkoz veya diğer anestezik solüsyonlar kullanılsa bile moral ve ameliyat öncesi rahatlık açısından hipnozdan yararlanılmaktadır. Aynı grup ameliyat sonrası ağrıları azaltmakta, daha çabuk şifaya kavuşmakta da hipnozu kullanmaktadırlar.

B- Alerji, solunum gibi nedenlerle anestezi yapılması sakıncalı olanlardan hipnozu çok derin yaşayan % 15'lik grupta ameliyatlar, konuşarak ve şarkı söyleyerek, hatta gözler açık izleyerek rahat bir ortamda hiçbir anestezik maddeye gerek duyulmadan yapılmaktadır. Kişiler ameliyathaneye yürüyerek gelip, ameliyat masasına kendiliklerinden çıkabilmekte ve hipnoanestezi altında saatlerce sürsede sıkılmadan bıkmadan, huzur içersinde, doktorlarına yardımcı olarak ameliyat olabilmektedirler. Bu konuda rahmetli hocamız Operatör Dr. Hüsnü İzmet Öztürk vefatına kadar kayıtlara geçmiş binin üzerinde operasyon yapmıştır. Bu operasyonların 250 tanesi mide, guatr, barsak, apandisit, safra kesesi, sezeryanla doğum gibi saatlerce devam eden büyük operasyonlardır. Bu operasyonlar sırasında; safra kesesi operasyonlarında batındaki rahatlık ve gevşeklik, guatr operasyonunda, operasyon sırasında konuşma ve şarkı söyleme gibi doğallıklara, kanama azlığı, operasyon sonrası rahatlık ve daha çabuk iyileşme gibi ayrıcalıklar sağlanabilmektedir. Diş hekimliği operasyonlarında ise hastadaki rahatlığa tükrük miktarında (salivasyonda) azalma, bulantı refleksinin denetimi, uzun süre yorulmadan ağzı açık tutma, ağız içi aparatlara uyum ve operasyon sonrası bakım, ilaç kullanımı gibi hekim isteklerine uyum üst düzeyde gerçekleşmektedir.

"Hipnoz" denince insanın uyutulması ve kendini bırakması akla geliyor. Oysa, Bilinçli Hipnoz farklı. Bunda bilinen uyku hali yok. Zihin çalışıyor... Bu yöntemle narkozsuz ameliyatlar gerçekleştiriliyor... Dr. Kemal Nuri Özerkan, İstanbul Pengaltı'daki Bilinçli Hipnoz Merkezi'nde incelemeler yaptıktan sonra 1983'te aşağıdaki yazıyı kaleme almıştı.

"Bilinçli Hipnoz" uygulanıyor; ama açıklanamıyor. Birçok hastalık, bu yöntemle tedavi ediliyor. Ayrıca yine birçok insan, bu yöntemle ruhsal sağlığına kavuşuyor. Bilinçli Hipnoz normal uyku hali değildir. Zihnin çalıştığı, bilincin yerinde olduğu bir durumdur. Bunda kişi, ancak kendi isteğiyle telkin alabilir.

Ne uygulanır?

Hipnoz altına alınacak hasta, önce bir koltuğa oturtulur. Hipnozu uygulayacak kişi, hastanın karşısında durur. Sol eliyle hastanın alnını ve başının üstünü tutar. Gözlerinin içine bakar. Rahat ve huzur içinde gözlerini kapayarak, uyumasını telkin eder. Sonra elini hastanın başından çeker. Ona istediği telkinleri vermeye başlar...

Bilinç tamamen yerinde

Bilinçli Hipnozun daha önceden bilinen hipnoz biçimlerinden çok önemli bir farkı vardır. Bunda, tedavi gören, yani telkin altına alınmış olan hastanın bilinci yerindedir. Hasta, ancak kendi isteği doğrultusunda da verilen telkini kabul eder ve yerine getirir.

Duyuyor ve konuşuyor

Bilinçli Hipnozdaki uyku hali, bilinen uyku değildir. Yatarak olması şart değildir. Oturarak hatta ayakta da olabilir. Hasta, uyku sırasında çevresindeki gürültü ve konuşmaları duyar. Soru sorulursa yanıt verir. Basit matematik işlemleri çözümler. Oysa, normal uykudaki insan konuşamaz. Ona bir şey sorulursa yanıt veremez. Yanıt verecek durumdaysa, uyanmış demektir.

Hipnozdan çıkış

Bilinçli Hipnoz altına alınan kişi, kolaylıkla hipnozdan çıkar. Uyuyup da uyanamayacak diye bir şey yoktur. Bu konuda çok yaygın bir söz vardır: "Hipnoz altına girmek zor, hipnozdan çıkmak kolaydır."

Herkese uygulanabilir mi?

Bilinçli Hipnoz, ancak inanan ve isteyen insanlara uygulanabilir. Bunu istemeyen hiç kimse, Bilinçli Hipnoz yöntemiyle uyutulamaz. Ayrıca, küçük çocuklara ve ileri yaşlardaki insanlara da Bilinçli Hipnoz uygulanamıyor.

Türkiye'deki ilk uygulama

Türkiye'de Bilinçli Hipnozu ilk uygulayan, Operatör Dr. Hüsnü İsmet Öztürk'tür. Dr. Öztürk, dünyada kullanılan hipnoz tekniklerini uzun süre incelemiş ve Bilinçli Hipnozun Türk halkının yapısına en uygun yöntem olduğu düşüncesine varmıştır. Geliştirdiği ve uyguladığı yönteme "Gözle tespit-Sözle telkin" adını vermiştir. Bu yöntemde, hipnozu uygulayan kişi, sol elinin başparmağını hastanın alnının ortasına yerleştirerek sağ elinin işaret parmağıyla da hastanın çenesini doğrultur. Sonra hastanın gözlerinin içine bakarak ona telkini yapar. Dr. Öztürk'ün 1979 yılında ölümüyle ondan boşalan yere, yeğeni Diş Doktoru Ali Eşref Müezzinoğlu geçmiş ve Pangaltı'daki "Hüsnü Öztürk Bilinçli Hipnoz Merkezi"nin başkanı olmuştur. Bu merkeze başvuran hastalarla önce bir ön görüşme yapılmakta. Hasta, hipnozla tedavi edilmeye uygunsa, "mayalama" adı verilen toplu seanslara alınır.

Üç önemli soru

Mayalama seansı, hastayı hipnoza hazırlama, ısındırma anlamına gelmektedir. Bu seansa, hipnozla tedavi olmak isteyenler alınır ve onlara önce hipnozun tarihinden söz edilir. Hipnozla ilgili soruları yanıtlandırılır ve yapılan ameliyatların filmleri gösterilir. Sonunda şu üç soru sorulur:

1- Hipnoza inandınız mı?

2- Size hipnoz uygulayacak hekime güveniyor musunuz?

3- Hastalığınızı hipnozla tedavi ettirmek istiyor musunuz?

Toplu seans

Bu üç soruya da "evet" diye yanıt verenler, isterlerse toplu bir seansa alınırlar. Bu seansta Dt. Müezzinoğlu, onlara şunları söyler:

"Huzur içinde uyuyun... Güçlü neşeli ve sağlıklı olarak uyuyun... Derin derin uyuyun... İnanca kavuşarak uyuyun..."

Yapılan telkin etkisini gösterince salonu dolduran kişiler, derin bir uykuya dalarlar. Doktor telkini sürdürür:

"Benimle beraber, hep birlikte tekrar edin. Huzur içindeyim... Neşeliyim... Sağlıklıyım. Güçlüyüm... İnançlıyım... Bütün şikayetlerim geçti. Şifa buldum... Huzura ve sağlığa kavuştum... Mutlu oldum... Mutlu oldum... Mutlu oldum..."

Sonunda salondaki sessizliği, Dt. Müezzinoğlu'nun sesi bozar:

"Şimdi hep beraber, sağlıklı, hiç yorgunluk hissetmeden, hatta günün yorgunluğunu da atmış bir durumda, gayet dinç olarak gözlerinizi açın."

Bunun üstüne çeşitli yaşlardaki konuklar, sözleşmişçesine aynı anda gözlerini açarlar. Mayalama seansının uygulama bölümü başarıyla tamamlanmıştır.

Bazen seansa katılanların sayısı 60'ı geçer. Sonuçta herkes Bilinçli Hipnoz'a doğru küçük bir adım atmış olur. Ama bilemediği kendi özelliklerini ortaya çıkaracak büyük bir alandır.

BİLİNÇLİ HİPNOZ

Bilinen uykunun dışında bir "psikolojik uyku" durumudur hipnoz. Bir anlamda "irade gücü"nü artıran bir yöntemdir.

"Huzur içerisinde yükselin... güçlü , neşeli ve sağlıklı olarak yükselin... inanca kavuşarak yükselin..."

Yapılan telkin etkisini göstermiş, salonu dolduran kişiler derin bir "Psikolojik uykuya" girmişlerdir. Telkin yapan opeatörün içe işleyen etkili sesi yine duyulur:

"Benimle beraber hep birlikte tekrar edin. Huzur içindeyim... neşeliyim, sağlıklıyım... Güçlüyüm... İnançlıyım... Tüm şikayetlerim geçti... Şifa buldum... Huzura ve sağlığa kavuştum... Mutlu oldum... Mutlu oldum... Mutlu oldum..."

Bilinçli Hipnoz Merkezi'nin Pangaltı'daki binasının ikinci katındaki toplantı salonu, konuk kalabalığına rağmen bir anda sessizliğe bürünüyor. Çoğu oturan, birkaçı ise ayakta duran konuklar, o güne dek hiç bilmedikleri bir "psikolojik uyku" halini yaşıyorlar şimdi. Hepsi de bu hali yaşamak için gelmişler oraya: isteyerek, güvenerek, inanarak...

Bilinçli Hipnoz Merkezi Opr. Dr. Hüsnü İsmet Öztürk tarafından kurulmuş. Ölümünden sonra ise, yeğeni ve asistanı diş doktoru Ali Eşref Müezzinoğlu başkanlığında yirmibeş kişiden oluşan ekip, çalışmalarını sürdürüyor. Salondaki sessizliği operatör Ali Eşref Müezzinoğlu'nun sesi bozuyor:

"Şimdi hep beraber, sağlıklı, hiç yorgunluk hissetmeden hatta günün yorgunluğunu da atmış bir durumda, gayet dinç olarak gözlerinizi açın."

Sayıları altmışbeşi bulan çeşitli yaştaki konuklar, sözleşmişcesine bir anda gözlerini açıyorlar. "Mayalama" seansının uygulama bölümü başarıyla tamamlanmıştır artık...

BİLİNÇLİ HİPNOZ TEDAVİSİNİN AŞAMALARI

Merkeze başvurarak hipnoz tedavisinden yararlanmak isteyen hasta, tam bir klinik muayeneden geçiyor. Bu aşamadan öncelikle hastanın bilincinin yerinde olup olmadığına ve telkin leri alıp alamayacağına bakılıyor. Gerekirse çeşitli laboratuvar incelemeleri de (psikolojik testler, röntgen, vb.) yapılıyor.

"Ön görüşme" adı altında yapılan bu ilk muayene sonucunda hekim, hastanın hipnozla tedavi olabileceğine inanırsa, tedaviye kabul edilip "mayalama" adı verilen toplu seanslara alınıyor. "Mayalama", Bilinçli Hipnoz Merkezi'ne özgü bir deyim. İsim babası, Dr. Hüsnü İsmet Öztürk. Tedavi için başvuran kişiyi hipnoza hazırlama, ısındırma amacını taşıyor.

NEDİR BİLİNÇLİ HİPNOZ?

Bilinçli Hipnoz Merkezi Başkanı Dt. Dt. Ali Eşref Müezzinoğlu, Bilimsel Hipnoz adlı kitabında Bilinçli Hipnoz u şöyle tanımlıyor: "kafanın çalıştığı, dimağın (zihin, bilinç) işlediği bir ortamda, uyku hali olmadan isteği bağlı telkin alabilme şeklidir." Kitabın ilerki sayfalarında ise, "bu yöntemde, kişinin hipnoza inanması ve kendi isteğiyle gelmesi" tedaviden yararlanabilmek için temel koşul olarak belirtilir. Batı'daki örneklerinde olduğu gibi, arzusu dışında hasta hipnoza sokulamaz.

Opr. Dr. Hüsnü İ. Öztürk, 1952 yılında bu yöntemi ilk kez Türkiye'de uygulamadan önce, Dünya'da kullanılan tüm hipnoz tekniklerini incelemiş, sonunda Türk halkının yapısını gözönüne alarak "Gözle tespit-Sözle telkin" yöntemini geliştirmiş. Bu yöntemde hipnozitör (Hipnozu uygulayan, operatör) Sol elinin baş parmağını hastanın alınının ortasına yerleştirdikten sonra sağ elinin işaret parmağıyla da çenesini alttan kaldırarak doğrultup, bakışlarını karşısındakinin gözleri içine etkili bir şekilde dikerek verir telkini:

"Yükselin... Huzur içinde yükselin... İnanca kavuşarak yükselin..."

Ne var ki "Gözle tespit-sözle telkin" ancak seanslara ilk kez katılanlara uygulanıyor. Hipnozun ne olduğunu anlamış ve hipnoza inanmış kişilerde buna gerek kalmıyor. Operatörün sadece,

"Yükselin... Huzur içinde yükselin..." demesi bile yeterli oluyor.