

Büyüsel (majik) takıntıları olanlar, sadece akıllarından geçen düşünceler yüzünden uzakta olan olayların değişebileceğinden, genellikle de insanların zarar görebileceğinden korkarlar.
Bir başka hastamız yeni bir eşya aldığı gün cenaze arabası görürse, mezarlık kenarından geçmek mecburiyetinde kalırsa veya bir vefat haberi alırsa, o eşyanın ölüm getirebileceği düşüncesini kafasından atamıyordu. Mutlaka o eşyadan kurtulmak zorundaydı. Ya birine vermeli ya atmalıydı. Böyle bir muhakemenin çok mantıksız olduğunu biliyor, ama eşyayla ölüm arasında kurduğu bağlantı bir türlü kafasını rahat bırakmıyordu. Bize geliş sebebi, her ay yüz milyonlarca liralık eşyayı atmak veya dağıtmak zorunda kalması, bu yüzden uğradığı maddi zarardı. Genç bir hanım odadan içeri girerken babasının hasta olabileceğini düşünürse kapıdan çıkıp tekrar tekrar içeri giriyordu. Ta ki hastalığı düşünmeden içeri girene kadar. Görüldüğü gibi birbiriyle hiç ilişkisi olmayan iki olay arasında bağlantı kurulmaktadır. İşte bu yüzden bu tür takıntılara ‘büyüsel’ veya ‘majik (magical)’ takıntı adı verilir. Halk arasında yaygın olan çeşitli hurafeler, büyüsel takıntıları andırır. Tehlikeden kaçınmak için tahtaya vurmak gibi. Tahtaya vurmakla hiçbir zararı önlemenin mümkün olmadığını herhalde herkes kabul eder. Ancak yine de tahtaya vurmaktan kendilerini alamaz insanlar. Zararı önlemenin başka bir popüler yolu da kurşun döktürmektir. Dini bir temeli olmayan kurşun döktürme töreni de, büyüsel düşüncenin yaygın olduğu asırlardan kalma bir uygulamadır. Hıristiyanların beladan uzak durmak için 13 rakamıyla temaslarını asgariye indirdikleri de malumdur. Cansız varlıklara uğur veya uğursuzluk atfetmek de büyüsel düşünceye örnek gösterilebilir.Paylaş