Büyük adamların yanına...

Vatan büyük adamlara minnettardır." Fransa'da önemli kişiler için anıt olarak işlev gören Panthéon binasının kapısında bu cümle yazıyor. Bu cümle akla şu soruyu getiriyor: "Peki ya büyük kadınlar?"

Büyük adamların yanına...

Vatan büyük adamlara minnettardır." Fransa'da önemli kişiler için anıt olarak işlev gören Panthéon binasının kapısında bu cümle yazıyor. Bu cümle akla şu soruyu getiriyor: "Peki ya büyük kadınlar?"

buyukadamlarBinanın 1790'da tamamlanmasından beri zaman çok değişti. Oraya gömülecekler arasından yapılan tercihler de, bu cümle gibi çağın çok gerisinde kaldı. Eskiden beri, her Fransız devlet başkanının saygıdeğer bir ismin mezarını bu mabede taşır. Birbirlerinden nefret eden Voltaire ve Rousseau, Victor Hugo ve 73 kişi arasındaki tek kadın olan Marie Curie (bir diğeri kocasının ısrarı üzerine gömüldü.) burada gömülüdür. Geçen yıl seçilen Cumhurbaşkanı François Hollande bu isimlere kimin ekleneceği konusunda öneriler ararken gündeme düşen tartışma birdenbire cinsiyet eşitsizliği tartışmasına dönüştü. Cumhurbaşkanlığı çalışanları ve Milli Anıtlar Merkezi başkanı Philippe Bélaval Panthéon'a gömülecek isimler için öneri yağmuruna tutuldu. Feminist oluşumların Facebook grupları kadın adaylar için oyları çoğalttı. Le Point dergisinin beş bin kişi ile yaptığı ankette en büyük desteği iki kadın aldı: 19'uncu yüzyılda yaşamış anarşist eğitimci Louise Michel ve hayatının büyük bir kısmını Türkiye ve Mısır'daki yoksulların arasında geçiren ve doğum kontrolü konusunda özgürlükçü düşünceyi destekleyen rahibe Emanuelle. Geçtiğimiz yıl Panthéon'un önünde gösteri yapan kadınlar, hayatı boyunca Fransız kolonilerinde yasal olarak yapılan köleliğe karşı çıkan kadın hakları savunucusu Olympe de Gouges'in resimlerini ellerinde taşıyordu. Bir diğer potansiyel aday ise; entelektüel ve siyaset teorisyeni Simone de Beauvoir. La Barbe isimli feminist kuruluşun üyesi Gwladys Bernard, birçok insanın onu, arkadaşı ve bazen eşi olan Jean-Paul Sartre kadar önemli biri olarak değerlendirdiğini söylüyor. Fransızların Nazilere karşı yürüttüğü mücadelede aktif olan kadınların isimleri de sıkça anılıyor: Ravensbrück toplama kampına gönderilen etnograf Germaine Tillion ve Yahudi kocasını ve diğerlerini kurtarmak için nefes kesici bir mücadele yürüten Lucie Aubrac. Kararın Şubat ayında açıklanması bekleniyor. Fransa'da kadınlar oy kullanma hakkını, Finlandiya'dan 40 yıl sonra, Almanya ve İngiltere'den yaklaşık 25 yıl sonra, 1944 yılında elde etti. İngiltere, Almanya ve Danimarka'nın aksine, kadınlara seçilme hakkı da daha yeni verildi. Fransız Devrimi'nin ardından tamamlanan Panthéon, hep eski rejim destekçileri ve yapının siyasal sol düşünceye ithaf edildiğini düşünenler arasında ayrılıkçı bir yapı olarak görüldü. Saygın Framsız tarihçi Mona Ozouf, kadınların da buraya dahil edilmesinin, bu yapının siyasi çağrışımlarından çok, milli bir anıt konumunun pekiştirilmesine yardımcı olacağını düşündüğünü söylüyor. Ayrıca, buraya gömülen kişilerin Fransız vatandaşlara ilham kaynağı olmayı amaçladıklarını vurguluyor: "Yalnızca kendimizi değil, bizden daha büyük bir varlığı Panthéon'a koyuyoruz." THE NEW YORK TIMES