Brezilya liderinin acı dolu geçmişi

Takma adı Estela'ydı. 1970'de ele geçirildiğinde bir militan grubun üyesiydi ve 3 yıl demir parmaklıkların ardında kaldı. İşte Brezilya liderinin acı dolu geçmişi.

Brezilya liderinin acı dolu geçmişi
Paylaş:

Takma adı Estela'ydı. 1970'de ele geçirildiğinde bir militan grubun üyesiydi ve 3 yıl demir parmaklıkların ardında kaldı. İşte Brezilya liderinin acı dolu geçmişi.

Bu sürede sorgucularının bitmeyen işkencelerine uğradı, elektrik şoku verildi, pau de arara (papağan tüneği) adında ve el ve ayak bilekleri bağlanarak bir sopadan çıplak halde baş aşağı sallandırıldığı işkencelerden geçti. O eski militan artık Brezilya Devlet Başkanı Dilma Rousseff. Bir hakikat komisyonu 1964'ten 1985'e dek süren diktatörlük sırasında ordunun işlediği insan hakları ihlallerini incelemeye başlarken, hem ülkenin hem de başkanının acı dolu geçmişleriyle ilgili tüyler ürperten ayrıntılar da ortaya çıkıyor. Rousseff'e işkence yapmakla suçlanan 76 yaşındaki emekli Yarbay Mauricio Lopes Lima dâhil emekli askeri yetkililer, kanıtlara itiraz ediyor. İnsan hakları grupları ise Lopes Lima ile diğerlerinin peşini bırakmıyor, Brezilya çapında oturdukları evleri kuşatıyor. Lopes Lima'nın Guaruja'da yaşadığı apartmanın girişine "Diktatörlüğün işkencecilerinden biri burada yaşıyor" diye yazdılar. 1979'da çıkarılan af hâlâ askeri yetkililerin insan hakları ihlallerinden yargılanmasına kalkan olurken, Mayıs'ta kurulan ve iki yıllık yetkisi bulunan hakikat komisyonu hayaletleri hortlatıyor. Diktatörlüğün yaklaşık 400 kişiyi öldürdüğü ve binlerce kişiye de işkence yaptığı tahmin ediliyor. Bugün 64 yaşında olan Rousseff'e 22 yaşındayken yapılmaya başlanan işkence, komisyonun incelediği onlarca yıldır tozlanmış yüzlerce dosya arasında en önde gelenlerden biri. Latin Amerika'da hapse atılıp işkenceden geçirildikten sonra iktidara gelen tek lider Rousseff değil. Şili eski Devlet Başkanı Michelle Bachalet ve Uruguay Devlet Başkanı Jose Mujica da benzer işkencelere uğramıştı. Koltuğa oturduğundan beri kurban rolü oynamayı reddeden Rousseff, aynı zamanda Brezilya'nın diktatörlük döneminin aydınlığa kavuşturulması için inceden inceye bastırıyor. Ancak maruz kaldığı zalimliğe kamuoyu önünde nadiren atıfta bulunuyor. Bulgaristan göçmeni bir işadamı ile Brezilyalı bir öğretmenin kızı olan Rousseff, ayrıcalıklı şartlarda büyüdü. Ama bu ortamı Palmares Silahlı Devrimci Öncü Kuvvetleri adlı militan grubuna katılmak için terk etti. Hapisten çıkınca Porte Alegre'ye taşındı, zira o dönemdeki kocası Carlos Franklin Paixao de Arajuo hükümeti devirmeye teşebbüsten orada hapis yatmaktaydı. Eğitimine yeniden başladı, 1976'da kızı Paula'yı dünyaya getirdi ve yerel siyasete atıldı. Sonuç a lmaya odaklı bir teknokrat olarak yavaş yavaş ulusal çapta nam salan Rousseff, önceki Brezilya Devlet Başkanı Lula da Silva tarafından genel sekreterlik ve enerji bakanlığı görevlerine getirildi. Lula, 2010 başkanlık seçiminde Rousseff'in halefi olması için ikna etti. Başkanlık tarzı sıkı çalışma ve yüksek performansa dayanan Rousseff hakkında üst düzey yetkilileri ağlatana kadar fırçaladığı söyleniyor. Rousseff'in işkence odalarındaki tecrübelerinden, kamuoyu onlarca yıl bihaber kaldı. İlk ayrıntılar 2005'te gün yüzüne çıktı. Rousseff, sopa veya kürekle avuç ve parmaklarına vurulmasından başlayıp çırılçıplak soyulup baş aşağı asılmasına ve göğüslerine, kasık-kalça içlerine, başına elektrik şoku verilmesine varana dek yaşadıklarını anlattı. 2001'de yürütülen bir soruşturma için de dişlerini dökecek şekilde yüzünün dövülmesi ve uterusunun kanamasına yol açan diğer işkencelerle ilgili bilgi vermişti. "Korkudan zangır zangır titrediğimi hatırlıyorum. Bu tür bir tecrübeyi hayatınızın sonuna kadar unutmazsınız" demişti. Rio eyaleti yetkilileri bugüne kadar 900 kişiye tazminat ödedi. Aralarında Rousseff de var. 10 bin dolarlık çeki askeri diktatörlük döneminin mezalimiyle ilgili farkındalık yaratmak isteyen "İşkence Bir Daha Asla" grubuna bağışladı. Ama Temmuz'da grubun ofislerine soygun düzenlendi ve işkence kurbanlarının gördüğü psikolojik tedaviler hakkındaki arşiv çalındı. THE NEW YORK TIMES