E-bültenimize kayıt olarak güncellemelerden haberdar olabilirsiniz.

Aşk beyni nasıl etkiliyor? Beyin nasıl davranıyor?

Aşk beyni nasıl etkiliyor? Beyin nasıl davranıyor? Üsküdar Üniversitesi Çarşı Yerleşkesi Emir Nebi Konferans Salonu’nda düzenlenen panelin açılış konuşmasını Neurofilik Başkanı Muhammed Mustafa Öztürk yaptı.

Aşk beyni nasıl etkiliyor? Beyin nasıl davranıyor?

Nöropsikolog Prof. Dr. Öget Öktem Tanör, aşkın çok önemli bir duygu olmasına rağmen aşk hissedilirken beyinde neler olduğuna dair araştırmalarının yeni yapılmaya başladığını söyledi. Aşkın subjektif bir duygu durumu olduğunu kaydeden Prof. Dr. Tanör, aşkla ilgili, aşık olduğumuz kişiyle ilgili bir şeyler hissedildiğinde beynin neresinde bir faaliyetin olduğunu gösterecek aletlerin icat edilmesi gerektiğini kaydetti.

İngiltere’de bu alandaki çalışmaları ilk başlatan Semir Zeki ve ekibi olduğunu ifade eden Prof. Dr. Öget Öktem Tanör, ekibin ilk olarak aşık olan çiftler üzerinde yaptıkları araştırmadan sonra annelerin bebeklerine olan sevgilerine ilişkin araştırma yaptıklarını, her iki araştırmanın sonucunu yayınladıklarını belirtti.

Prof. Dr. Tanör, yapılan her iki araştırmanın sevgi ve aşkın beynin farklı noktalarını çalıştırdığını gösterdiğini ortaya koyduğunu dile getirdi. Prof. Dr. Öget Öktem Tanör, bir diğer temel noktanın ise romantik aşkta ve anne sevgisinde beynimizde normalde işleyip durmaktayken sevgiyi görünce aktifliğini yitiren bölgelerin olduğunu sözlerine ekledi.

Kıskançlığın sinirbilimsel temelleri

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Mahir Yeşildal ise ikili ilişkilerde arzu, aşk, tutku, sadakat, kıskançlık, aldatma ve arkadaşlık kavramlarının bir bütünün parçaları gibi olduğunu, kendi aralarında yer değiştirdiğini söyledi.

Dr. Mahir Yeşildal, “Buradaki kritik durum birine tutkuyla neden bağlandığımız, duygusal enerjimizi ona harcamamız, onunla yapışık gibi olmaya çalışmamız. Bütün duygusal enerjinin birine yansıtılması ve ona yatırım yapılması varoluş açısından kişinin başkasıyla hemhal olması ve nesne haline gelmesine sebep olur” dedi. Dr. Yeşildal, bu durumda kişinin kendi varoluşunun inanılmaz ağırlığını bir nebze olsun başkasında yok olarak unutabileceğine dikkat çekti.

“Kıskançlıktan söz edeceksek sadakat ve aldatmadan da söz etmemiz gerekir” diyen Dr. Mahir Yeşildal, “Sadakatsizliğin taraflardan birinin duygusal veya fiziksel yakınlıklarını düzenleyen normları ilişki dışındaki biriyle ihlal etmesidir.” diye konuştu.

Aldatma iyi giden ilişkilerde de kendini gösterir

Aldatmanın iyi giden ilişkilerde de kendini gösterdiğini, evlilik doyumsuzluğu varsa bu durumun aldatma riskini bir miktar artırabileceğini ifade eden Dr. Mahir Yeşildal, aldatma konusunda zaman içerisinde cinsiyetler arasındaki ayrımın azaldığını, günümüzde özellikle 40 yaş altı aldatmalarda kadın erkek oranının yakın olduğunu söyledi.

Dr. Mahir Yeşidal, erkeklerin eşlerini daha çok cinsel yönde, kadınların da daha çok duygusal yönde aldattığını dile getirdi.

Neyi yanlış yapıyoruz?

Dr. Öğr. Üyesi Çiğdem Yavuz Güler ise aşk ve ilişkinin çoğu zaman aynı yerde kullanıldıklarını fakat aynı şey olmadığını söyledi. Güler, “Eğer ilişki yaşıyorsanız sevginize karşılık bulmuşsunuzdur demektir. İlişki karşılıklı bir şeydir. Dolasıyla da bir ilişki içerisinde insan kendini %70 oranında güvende hisseder” dedi.

İlişkiye süs bitkisi gibi davrandığımızı ifade eden Güler, ilişki içerisinde hediye almak ve güzel söz söylemek güzel şeylerin olmasına rağmen kimi zaman bunun beklentisi içinde olmanın tarafları yıprattığını vurguladı. İlişkinin kendiliğinden akan bir canlı gibi görülmesi gerektiğini kaydeden Güler, sadece bir tarafın sürekli bir şey yapmak zorunda olmadığını, bu dengenin iki taraf arasında kurulmasının önemli olduğunu dile getirdi.

Yaşayan bir ilişki içinde kavgayı da barındırır

İlişkilerde kavga ve çatışmalardan kaçınıldığını dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Çiğdem Yavuz Güler,  kavga etmenin güzel bir şey olduğunu, bunu dile getirdiğinde insanların şaşırdığını söyledi. Çatışmaların aslında iki tarafın birbirini önemsediğinin göstergesi olduğunu belirten Güler, “Birbirini önemsemeyen insanların çatışacak bir şeyleri yoktur. Yaşayan bir ilişki içinde kavgayı da çatışmayı da barındıran bir ilişkidir.” dedi.

Üsküdar Haber Ajansı (ÜHA)



Bu yazıya 0 yorum yapıldı.

Cevap yazdığın kullanıcı: