E-bültenimize kayıt olarak güncellemelerden haberdar olabilirsiniz.

POLİKİSTİK OVER SENDROMU

POLİKİSTİK OVER SENDROMU

ELLE DERGİSİ/MART SAYISI / SİNEM GÜRLEYÜK

Ters giden bir şeylerden mi şüpheleniyorsunuz? Haklı olabilirsiniz. Polikistik over sendromu olabilirsiniz!

 


Düzensiz beslenme ve stres, kilo almanıza sebep oluyor... Bu da yetmiyor, adet düzensizliği yaşıyorsunuz,.. Ters giden bir şeylerden mi şüpheleniyorsunuz? Haklı olabilirsiniz çünkü bunlar, polikistik över sendromunun belirtileri!

Son dönemlerde sıkça adını duyduğumuz bir hastalık var: Polikistik över sendromu (PKOS). Peki, PKOS ne anlama geliyor, nasıl tedavi ediliyor, önlem alınmazsa hangi hastalıklara neden oluyor? Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Cem Öncüloğlu ve Ferhan Kulu, PKOS'un ciddi boyutlara ulaşmadan mutlaka tedavi edilmesi gerektiğini söylüyor.

POLİKİSTİK ÖVER SENDROMU İLK KEZ NE ZAMAN TANIMLANDI?


PKOS ya da polikistik över sendromu, ilk kez 1935 yılında tanımlanmış. Bu sendrom üreme çağındaki kadınlarda en sık görülen hormon hastalığı. Görülme sıklığı 15-45 yaş grubunda yaklaşık yüzde 5-10 civarında.

HASTALIĞIN BELİRTİLERİ NELER?


PKOS'un belirtileri, adet düzensizliği (uzun aralıklarla adet görme ya da hiç görememe), androjen (erkeklik hormonu) fazlalığına bağlı olarak vücutta artan tüylenme ve ultrasonografide polikistik över görüntüsünün oluşması olarak sıralanıyor. Ancak ultrasonografı görüntüsü tek başına yanıltıcı olabiliyor; çünkü hiçbir şikayeti olmayan kadınların yüzde 8 ila 25'inde de bu görüntü saptanabiliyor. PKOS hastaları genellikle fazla kilolu, aşırı tüylenme sorunu yaşayan, saç dökülmesi ile karşı karşıya kalan, sivilcelenme gibi cilt problemleri görülen kişiler oluyor. Adet düzensizliğiyse bu hastalığın en önemli belirtisi. Hastaların bir kısmı da gebe kalamama (infertilite) sorunu ile doktora başvuruyor. Bu sendrom nasıl oluşuyor?

Bu sendrom; beyindeki hipofiz bölümünden salgılanan ve yumurtalık hormon üretimini düzenleyen, FSH (folikül stimülan hormon) ve LH (luteinizan hormon) hormonları arasındaki dengenin bozulmasıyla ortaya çıkıyor. Bunun sonucu olarak hormon üretiminde sapmalar ve yumurtlamada problemler oluşuyor. Hastalığın genetik kökenli olabileceği düşünülse de bu tam olarak kanıtlanamadı.

Ama bazı ailelerde daha sık görüldüğü de bir gerçek; annesi ya da kız kardeşinde PKOS saptanan bir kadında bu hastalığın görülme oranı daha fazla. Ayrıca insulin direnci ve buna bağlı aşırı insulin salgısının yumurtalıklarda androjen salgısını artırabileceği de teoriler arasında.

HASTANIN HAYATINI OLUMSUZ ETKİLEYEN YÖNLERİ VAR MI?

PKOS, hastalarda fiziksel ve psikolojik sorunlara yol açabiliyor. Erkeklik hormonunun fazlalığına bağlı olarak oluşan sivilce ve kıllanma artışı ile saç dökülmesi, fizyolojik açıdan olduğu kadar psikolojik olarak da rahatsızlık veriyor. Ayrıca erkek tipi yağlanmaya, bel çevresinin genişlemesine, obeziteye bağlı kalp damar hastalıklarına ve diyabet riskinde yükselişe de yol açıyor. Bu hastalarda sık rastlanılan diğer bir sorunsa kısırlık (infertilite) riskinde yaşanan artış oluyor. Ayrıca PKOS hastalarında, gebelikte düşük oranı daha fazla görülüyor.

BU HASTALIĞI TAMAMEN ORTADAN KALDIRABİLMEK MÜMKÜN MÜ?


PKOS'un nedeni tam olarak bilinmediğinden, tedavisinde de hastalığı tamamen ortadan kaldırabilecek etkili bir yöntem yok. Tedavi hastanın şikayetlerine göre düzenleniyor. Tedavisinde ilk olarak, bir diyetisyen eşliğinde hastanın kilo vermesi ve beslenme alışkanlıklarını değiştirmesi sağlanıyor. Kilo verdikten sonra birçok hastada adet düzeninin normale dönmesi, tüylenmede azalma ve doğurganlıkta artış yaşanıyor. İkinci basamak tedavi ise ilaç ile yapılıyor.

Bu tedavi, hastanın bebek yapma arzusuna göre planlanıyor. Eğer bebek isteniyorsa, kilo vermeye ek olarak yumurtlamayı artırıcı ilaçlarla, yumurtlama izlemi (ovulasyon izlemi) yapılıyor. Eğer bu şekilde sonuç alınmazsa tüp bebek gibi yardımcı üreme tekniklerine başvurulabiliyor. Adet düzensizliği ve tüylenme şikayeti belirgin olan kadınların tedavisinde doğum kontrol ilaçları oldukça etkili oluyor.

Bu tedavi ile yumurtalıklardan üretilen erkeklik hormonu baskı altına alınıyor ve bu sayede adet düzeni sağlanıyor. Tedaviden sonuç alabilmek için altı ay ile bir yıl arası bir süre geçmesi gerekiyor. Ayrıca doğum kontrol haplarına ek olarak tüylenmeyi baskılamaya yönelik ilaçlar da kullanılabiliyor. Ancak sertleşip erkek tipine dönmüş tüylerde ilaç tedavisi başarılı olmayabiliyor.

Son yıllarda PKOS tedavisinde insulin direncinin azaltılması amacıyla antidiyabetik ilaçlar da kullanılmaya başlandı.

Memorial Hastanesi Suadiye Polikliniği Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Uzm. Dr. Ferhan Kulu anlattı:

POLİKİSTİK ÖVER SENDROMU NE SIKLIKLA GÖRÜLÜYOR?

Düzenli yumurtlamanın olmaması anlamına gelen polikistik över sendromu, tüm kadınların yüzde beşinde, fertil çağdaki kadınların yaklaşık yüzde 20'sinde görülüyor. Bu sendromun oluşma sebebi ne? Günümüzde nedeni hala tam olarak çözülebilmiş değil.

Bu hastalığı tanımlamada kullanılan polikistik över ifadesi, yumurtalığın içinde az gelişmiş yumurtacıkların (folikül), yumurtalık civarında çok sayıda inci tanesine benzeyen küçük kistçikler halinde görüntülenmesini tanımlıyor. PKOS hastalarında, hormonal dengenin bozulmasıyla, folikül gelişimini tamamlayamıyor ve yumurtlama olmuyor.

Bu duruma bağlı olarak düzenli adet görülmüyor ve adetler çoğunlukla gecikmeli oluyor. Bu nedenlerle gebe kalmak zorlaşabiliyor, bazen uzun tedaviler gerekebiliyor. Tedavi seçenekleri neler? Bu hastalarda çoklukla insulin reseptörünün işlev bozukluğu da söz konusu oluyor. Bu da kilo artışına neden oluyor ve daha ileri yaşlarda şeker hastalığına yakalanma riskini artırıyor. Kilo artışı hormonal dengenin bozulmasına neden oluyor ve böylece kısır bir döngü oluşuyor. Bu kısır döngü, kilo kaybı ve yumurtalıkların baskılanması ile kırılabiliyor.

Tedavide en başta kilo kontrolünü sağlamak gerekiyor. Ardından eğer hasta çocuk istemiyorsa doğum kontrol ilaçları kullanılabiliyor. Gebelik isteği söz konusuysa kilo kaybı sonrası yumurtlamayı aktive edici ilaçlar kullanılıyor. Cerrahi tedavi günümüzde çok tercih edilmiyor. Peki, tedavi uygulanmazsa ileride daha büyük sorunlara yol açma ihtimali var mı?

Progesteron hormonu, rahim yatağını (endometrium), artmış östrojen hormonunun kalmlaştırıcı etkisinden koruyor. Eksikliğinde, rahim yatağı aşırı kalınlaşabiliyor. Bu kalınlaşma da ne yazık ki rahim kanserine dönüşebiliyor. Testosteron hormonunun sürekli yüksek kalması, kan yağlarının seviyesini yükseltiyor. Bu durumda uzun vadede kalp-damar hastalıkları riski de artıyor. Tüm bu nedenlerden dolayı PKOS'un, mutlaka takip ve tedavi edilmesi gerekiyor.