E-bültenimize kayıt olarak güncellemelerden haberdar olabilirsiniz.

MÜCADELEYE HERKES KATILIYOR

MÜCADELEYE HERKES KATILIYOR

The New York Times

Güney Kore dünyada yaşanan bunama patlamasının ön saflarında yer alıyor. Bu sorun Küresel bir sorun haline geldi.

Küresel bir sorun haline gelen rahatsızlığa ait toplam 30 milyon yaka olduğu hesaplanırken 2050’debusayının 100 milyona ulaşacağı tahmin ediliyor. Nitekim Güney Kore de Alzheimer hastalığına olağanüstü kapsamlı bir bakışla yaklaşıyor.

 


Dünyanın en hızlı yaşlanan ülkelerinden biri olan ve 65yas üstü nüfusunun yüzde 9’u hâlihazırda Alzheimer olan Güney Kore bunamaya karsı adeta savaş açtı. Birçok ülkede olduğu gibi burada da utanç ve korkuyla karşılanan bu hastalığa büyük paralar harcanarak çare bulmaya çalışılıyor.

Güney Kore, çocuklar dahil binlerce insanı, belirtileri tanıyıp hastalara bakabilecek “bunama yardımcıları” olarak yetiştiriyor. Ülkede görülen bir başka atılım da, tedavilerin çok sınırlı olmasına rağmen, erken teşhis. Sağlık ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın yaslı politikasından sorumlu yetkilisi Kim Hye-jin, “Bu hastalık eskiden saklanırdı. Hatta bugün bile bundan utanç duyuluyor. Ama insanları kabuklarından, evlerinden çıkarıp onlara teşhis koymak istiyoruz” diyor. Ailelerin uyum sağlamasına yardım etmek ve hastaların evde bakım görmek için şanslarını artırmak istiyorlar.

Bunamanın teşhisi için yüzlerce merkez kuruldu. 2008’den beri bakımevi sayınsı neredeyse üçe katlandı. Günlük bakım ve evde bakım hizmeti veren diğer programlar da 2008’denbu yana beş kat artarak yaklaşık 20bine ulaştı. Bakım için devlet ciddi yardımda bulunuyor. Devlet ayrıca bir bunama veritabanı oluşturdu. Bu sayede aileler akrabalarını kaydettirebiliyor ve ütüyle giysilere sabitleştirilen bir kimlik numaraları alıyor. Kaybolan hastaları bulan insanlar bu numaraları yetkililere bildiriyor, böylece ailelerle temasa geçilebiliyor.

Güney Kore bunu finanse edebilmek için ulusal sağlık sigortası primlerinde yüzde 6,6artıs yaparak uzun süreli bir bakım sigortası geliştirdi. 2009’da hükümet sosyal sigorta, bunama hastalarına bir Milyar dolar harcadı. Fakat 65yas üstü nüfus 2000’deyüzde 7’yken2018’de yüzde14’e,2026’dadayüzde 18’eçıkacagı için bu hastalık ülkeye hem sosyal hem de ekonomik olarak büyük zorluk yaşatıyor. Seul’un 25 ilçelerinden biri olan Mapo’nun Sosyal Yardım Müdürü Kwak Young-soon, “Bakım için aileden en az bir kişinin isinden vazgeçmesi gerekiyor” diyor. Tabii bunayan üyelerden gelirde yok oluyor. Bakımda birbirine yardım eden farklı kuşakların bir arada olduğu geniş aileler pek kalmadı. Ayrıca bazı kurumlarda zaten uzun bekleme listeleri var. Kwak, “Ama durmadan bakımevi yapamayız. Biz buna hayalet diyoruz. Bütün ülkeyi yiyip bitiriyor” diyor.

Kwak’ın belirttiğine göre ülkenin liderleri, eskiden “ikinci bebeklik” olarak görülen bunamanın “büyüklere saygıyı azaltacağından” kaygılanıyor. Dolayısıyla yetkililer, evlatlık görevleri arasına bunayanlara elden geldiğince yardım etme fikrini de aşılamaya çalışıyor. Fakat ülkede doğum oranının düşük olması aile bakımını zorlaştıracak. Hem bakımevi çalışanlarına, hem de yaslılarla düzenli olarak etkileşen binlerce başka insana (otobüs şoförleri, veznedarlar, kuaförler, postacılar) eğitim veren Güney Kore Alzheimer Derneği’ nin Başkanı Lee Sung-hee, “Bazen bir tsunaminin geldiği hissine kapılıyor ve kaçmak istiyorum” diyor. Fakat Güney Kore bu buhranı bir fırsata da çevirmeye çalışıyor. Bilgi Ekonomi Bakanlığı’ nın finanse ettiği Seul’un dışındaki “Yaslanmayla Dost Deneyim Merkezi ”güçsüz ihtiyarlara dönük ürünler için iş adamlarını teşvik ediyor.

Merkezi ziyaret eden lise örgencileri “Bunama Deneyimi” üstüne görüntülü yolculuklara çıkıyor, sokaklarda yönünü yitiren veya tuvalet arayan insanları takip ediyor. Lee, Güney Kore’nin her yanındaki “bunama yardımcıları” eğitimlerini yönetiyor, hastaların beceri ve saygınlıklarının korunması için çalışıyor. Hastalar, “Ben iyi soya çorbası yaparım’ deyip malzemelerini unutursa” onlara adım adım yol gösterin, diye öneriyor. Yoksa “onu bir tuz çorbasına çevirirler ve herkes, ‘Korkunç olmuş, bir daha çorba yapma’ der”. Küçükler bile eğitimlere katılıyor. Devletin Seul’ deki sayısız teşhis merkezinden birinin basındaki Doktor Yang Don-won, yanında soya köftesiyle anaokullarını ziyaret ediyor. “Bu köfte yumuşacık, beyin de öyle” diyerek onu elinden bırakıyor. “Bakın, beyin parçalandı” diyor.

Yang çocuklara, “ Beyninizi egzersizle koruyun” deyip ekliyor, “Fazla sekerli içmeyin. Babanıza, ‘Babacığım, o kadar çok içme, çünkü ileride bunamaya yol açabilir’ deyin”. Cha Jeong-eun’ un ailesi, babaları olan 74 Cha Kyong-ho’ nun bir gün evinin yolunu bulamamasından sonra ona test yaptırmış. Emekli metro çalışanı Cha, “Kaybolduğumu anladığımda neye uğradığımı sasırdım” diyor.

Mapo Bunama Merkezi’nde ona verilen sorularla ilgili olarak da, “Gözlerimle görüyorum, beynimle işlem yapıyorum, ama yüksek sesle söyleyemiyorum. Tanrım başımı çatlayacak gibi” diyor. Yang’ ın bulgularına göre Cha, Alzheimer hastalığının ilk aşamalarında. Ve Cha’ ya ilaç tedavisi olmasını ve “kalan beyin hücrelerini uyarmak için” Mapo’ nun ücretsiz programlarına katılmasını önerdi. Okullar, öğrencilerin neneler ve dedeler dediği bunama hastalarıyla çalışanlara ”toplum hizmeti” notu veriyor. Genç kızlar, kendilerine bakacak oğlu olmayan Cheongam bakımevindeki kadınlara ayak masajı yapıyor. (Güney Kore’de büyüklere bakmanın sorumluluğu oğulların ailesindedir.)16yasındaki OhYu-mi,?
“Masajdan sonra tuvalete daha rahat çıkıyorlar” diyor. 17yasındaki Park Min-jung, dedesinin bir taksiye atlayıp artık var olmayan evini aramaya çıkmasının bunamadan kaynaklandığını dehşetle fark etmiş.“Önceleri çok ürkerdim” diyor Park, ama aldığı eğitim sayesinde artık “onu niçin bir şeyler yapabileceğini” hissediyor.

Bir başka örnek de, bir erkek lisesinin en başarılı öğrencilerini Seobu Bakım evi’ ne yardım için göndermesi.

16yasındaki Kim Han-bit için bu program çok özel.Çünkü13yasındaykenelinde büyüdüğü ninesi Alzheimer olmuş.

Kim,“Onu çok sıkıcı buluyor ve yanında kaçıyordum” diyor. “Bir şeyler yapalım deyince,‘Bos ver, ne isin var?’ diyordum. Yedirip içirmek, yüzünü yıkamak benim sorumluluğumdu. Ama o kadarına bile itiraz ediyordum” diye ekliyor. Kim, ninesi öldüğünde hiç gözyaşı dökemediğini ekliyor. Program sayesinde yasadıkları üstüne bir daha düşünen Kim, “Hatalarımı telafi etmek için bundan sonra daha iyisini yapmalıyım” diyor. Geçtiğimiz günlerde yarı boyunda olan, dişi olmadığı halde sürekli gülen ve tutarlı konuşamayan Lee Jeong-hee adında bir hastayla çalışmaya başlamış Kim. “Bir dahaki gelişimde lütfen beni hatırla” demiş şefkatle.