E-bültenimize kayıt olarak güncellemelerden haberdar olabilirsiniz.

BİNLERCE YILLIK TEDAVİ

BİNLERCE YILLIK TEDAVİ

A.A

Eski tarihlere dayanan bu tedavi, beyin felci, dikkat eksikliği,  MS, parkinson gibi rahatsızlıklarda da kullanılıyor.

 


Tarihte Çin ve İnka  medeniyetlerinde migren, bel, boyun ve mide rahatsızlıklarında kullanılan  refleksoloji yöntemi bugünün modern toplumlarında tıbbın bittiği noktada  tamamlayıcı tedavi yöntemi olarak uygulanıyor.

Refleksolojinin tarihi, uygulama alanları, günümüz toplumlarındaki  kullanım durumları hakkında açıklama yapan Uzman Fizyoterapist ve  Refleksolog Gamze Şenbursa, refleksolojinin özellikle Uzakdoğu toplumlarından  binlerce yıllık bir geçmişinin olduğunu söyledi.

Yapılan araştırmalarda papirüs kağıtlarında insanların el ve ayaklarına  manuel olarak masaj yapıldığını gösteren belgeler ortaya çıkarıldığını dile  getiren Şenbursa, Uzakdoğu toplumlarında günlük yaşamın bir parçası olan yöntemin  Avrupa ve Amerika'da yaklaşık 100 yıldır yoğun olarak kullanılırken, Türkiye'de  bu tekniğin son yıllarda tanınmaya başlandığını ifade etti.

Tıp eğitiminin ardından Avrupa'da refleksoloji ve refleks terapi eğitimi  alarak Türkiye'ye bu yöntemi getirdiğini belirten Şenbursa, refleksolojinin  merkezi sinir sistemini kullanarak beyne uyarı göndermek suretiyle yeni hücre  bağlantıları sağlayarak vücutta iyileşme süreci başlatmak olarak  tanımlanabileceğini bildirdi.

Şenbursa, ayak altında tüm organların izdüşümlerinin bulunduğunu, elle bu  izdüşümlere basınç vererek beyne uyarı gönderildiğini, yöntemin merkezi sinir  sistemi ve beyni ilgilendiren her türlü hastalıkta kullanılabildiğini söyledi.

Refleks terapinin ise refleksolojiyi de içinde barındıran fakat daha  kapsamlı ve etkili bir tedavi olduğunu kaydeden Şenbursa, “Refleks terapide  reflekolojiden daha farklı olarak merkezi sinir sitemi, akapunktur noktaları, Çin  ve Vietnam vücut haritası, sinir noktaları, beyin, kranial sinirlerde dahil olmak  üzere daha fazla bölgeye uyarı verilebiliyor. Bu teknikle bölgeye veya noktaya  verilen uyarı ile birlikte nöro-biokimyasal aktivite başlatılıp canlıda yanıtlar  elde edilir” dedi.

Vücutta enerji meridyenlerinin bulunduğunu ve sağlıklı kişilerde bu  enerji akışının kesintisiz devam ettiğini, herhangi bir nedenden dolayı  meridyenlerdeki enerji dolaşımı bir yerlerde tıkanır veya engellenirse  hastalıkların oluştuğunu ifade eden Şenbursa, dolayısıyla enerji hattındaki  herhangi bir bölgede oluşan sorunun diğer meridyenlerdeki enerji akışını da  etkilediğini kaydetti.

Şenbursa, “Çocukluk yıllarında veya anne karnında yaşanan bir travma  ilerleyen yaşlarda beyin kanaması, şizofreni veya parkinson olarak ortaya  çıkabilir. Vücut bir bütündür ve yaşanan her travma vücutta iz bırakır.

Problemin  temeline inilip tedaviye bu noktadan başlamak gerekir. Asıl kaynağı tedavi etmeye  başladığınız anda sahip olunan hastalığın semptomları da azalmaya hatta yok  olmaya başlar” diye konuştu.
        
TIBBIN YETERSİZ KALDIĞI NOKTADA BAŞLIYOR
        

Hastalarının engelli gruplarındaki cerebral palsi (beyin felci), down  sendromu, genetik hastalıklar ve otistik çocuklardan başlayarak dikkat eksikliği,  hiperaktivite, MS, parkinson, beyin kanaması, felç, bel fıtığı, migren, zona,  fibromiyalji, sinüzit, görme ve duyma kaybı, yüz felcine kadar uzanan geniş bir  çerçeveye sahip olduğunu dile getiren Şenbursa, “Bu yöntem sinir sistemini  ilgilendiren her türlü hastalıkta uygulanabiliyor. Refleksoloji, tıbbin yetersiz  kaldığı yerden sonra ek tedavi olarak başlıyor” dedi.

Yutma sorunu olan 90 yaşındaki bir hastasına doktorların mideden beslenme  borusu açmayı planladığını, yaralarının açılma riski dolayısıyla bunu  yapamadıklarını kaydeden Şenbursa, “Bunun üzerine hasta yakınları bana geldi. 

Yutma fonksiyonu beynin sensory-motor bölgesinden kontrol edilir. Herhangi bir  sebepten dolayı bu bölgede oluşan problem kişinin yutma fonksiyonunu engeller. 

Refleks terapi ile direk beyni uyarmak mümkündür, yutma için gerekli olan  sinirlere ve kaslara uyarı verilerek yeni hücrelerin ve bağlantıların  oluşturulması ile birlikte kaybolan fonksiyon yeniden kazanılır. Yaptığımız  tedavi sonrasında hastada yutma yetisi başladı ve hastanın algı düzeyi yükseldi”  şeklinde konuştu.