Çift kanatlı Mevlana bize neyi öğretiyor

Bir insanın uçabilmesi için kanatlara ihtiyacı olduğuna dikkat çeken Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan bu kanatlardan birinin akıl, diğerinin ise kalp olduğunu söyledi.

Çift kanatlı Mevlana bize neyi öğretiyor
Paylaş:

Mevlana’nın bu iki kanadı çok iyi kullandığını belirten Tarhan; “Felsefe sadece akıl kanadını, tasavvuf ise sadece kalp kanadını kullanıyor. Mevlana bakıyoruz ki akıl kanadını da kullanmış. Bu zamana geldiğimizde iki kanadı kullanırsak bilimsel metodoloji içerisinde kişinin hatalı inanışlarını bulup tedavi edebiliriz. Hz. Mevlana bunu yapıyordu.” Dedi.

Çift kanatlı Mevlana bize neyi öğretiyor?

“Herkes Mevlana’yı o zamanın şartlarıyla ele anlatıyor”

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Hz. Mevlana’yı bu zamanın şartlarına getirip, 21.yy.’da nasıl bir metot uygulayacağını düşünerek Mesnevi Terapi kitabını yazdığını söyleyerek; “Mesnevi Terapi kitabını yazarken iki kavramı birleştirdim. Birincisi Mevlana ve mesnevi eserleri, ikincisi ise psikiyatri. Hz. Mevlana’yı kaleme alan yüzlerce kitap, internet sitesi var. Onlardan çok farklı açıdan ele almak istedim. Genellikle herkes Mevlana’yı eski çağdaki gibi o zamanın şartlarıyla ele alıyor. Ben Mevlana’yı alıp, yazdığım eserle bugünkü şartlara getiriyorum. 21.yy’ın ortamında, 21.yy’ın yöntemleriyle üslubuyla, kıyafetiyle Hz. Mevlana bu zamanda yaşasaydı ne yapardı ve nasıl bir metot uygulardı? Yazdığım kitapta bunu ele aldım. Hz. Mevlana’yı bugünün kıyafetleriyle olan bir Mevlana, sarık ve cübbe olmadan bizim içimizde yaşıyor gibi düşünün. Bu şekilde bize ne derdi, ne yapardı? Geçmiş çağlarda dini sağlamlık önemliydi ama bu zamanda insanlar için dini sağlamlığın yerini bilimsel sağlamlık aldı. Bilimsel sağlamlıkta her şeyi bilimsel metodolojiye soruyorlar. Ciddi bir zihinsel özgürlük, itiraz ve zihinsel isyan var. Özgürlük ve eleştirisel düşünce bu zamanın en önemli metodu. Hz. Mevlana’yı eleştirel düşünce ile ele alınca bugünkü insanlar Hz. Mevlana’yı yanlış tanıyorlar hatta bazıları dinden çıktığını söylüyor. Benim buradaki önermem Mevlana’nın fikirlerindeki ana çerçeveyi, temayı alıp bugünün şartlarıyla niyetini bulup gayretini görüp bunu bu şartlarda nasıl uygularız diye incelemek.” Dedi.

“Mevlana’nın zora talip olması önemliydi”

Hz. Mevlana’nın her zaman zora talip olduğunu, zora talip olmasının sebebinin Allah’ın rızası olduğunu vurgulayan Tarhan; “Bir hoca hep varlıklı ailelerin çocuklarına dini tasavvufi eğitimler veriyormuş. Mevlana ise nerede serseri tipler varsa onlarla daha çok ilgileniyormuş. Varlıklı ailelerin çocuklarıyla ilgilenen hoca neden benim gibi düzgün ailelerin çocuklarıyla ilgilenmiyorsun deyince Hz. Mevlana ‘Allah’ın rızası burada’ demiş. Mevlana bunu seçmiş ve bu insanları Allah’a bağlama metotları geliştirmiş. Bu o çağda müthiş işe yaramış ki bu zamana kadar gelmiş. Onun duygusal çabasının, zihinsel çabasının oluşturduğu ilham sözcükleriyle eserleri ortaya çıkmış. Bu sözcüklerin çıkması için Mevlana’nın zora talip olması önemliydi. Eskiyi tekrar etmemiş yeni yeni şeyler yapmaya çalışmış.

Bu zamanda da bunun karşılığı var. Şu anda bilimsel sağlamlık dedik. Bilimsel sağlamlık ölçme ve değerlendirmedir. Bilim metodolojidir, hakikati aramak için uygulanan metodolojiye bilim denir. Fakat bilimin esas hedefi hakikati arayıp bulmaktır. Hakikat ararken birinci aşama deney, ikincisi gözlem, üçüncüsü akıl yürütme, dördüncüsü ise inançlardır, sezgilerdir. Hz. Mevlana’ya hakikati arama amacıyla baktığımız zaman insanın sadece bu dünya mutluluğuna hizmet etmiyor, ölümden sonraki mutluluğuna da hizmet ediyor. En önemlisi Mevlana deyince akla Şeb-i Arus geliyor. Şeb-i Arus ölüme düğün gecesi denmesidir. Hz. Mevlana ölüme öyle bir anlam yüklüyor ki o anlam yükleme ölümü düğün gibi sevgiliye kavuşma günü olarak tanımlıyor. Şu anda bu çağın insanı ölüme anlam yüklemeyi başaramıyor.” Şeklinde konuştu.

“Mevlana akıl ve kalp kanadını birlikte kullandı”

Tarhan, Mevlana’nın sadece akıl ya da kalp gibi tek bir kavram üzerinde durmayıp aklı ve kalbi birleştirerek insanlara doğru şekilde ulaştığını vurgulayarak bir insanın uçabilmesinin kanatlarla mümkün olacağını ve bu kanatlarında akıl ve kalp olduğunun altını çizdi. Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Sosyolojide Hz. Mevlana da var. Bunların hepsi bir hikmet zinciri. Hikmet hakikati arama. Mevlana hakikati arayanın içinde dinle dünyayı birleştiren, kullandığı metodolojiyle insanların sadece aklına ve kalbine de hitap etmiyor. Hz. Mevlana kalbi harekete geçirmiş ama aklı unutun dememiş. Hz. Mevlana’nın takipçilerinin çoğu aklı unutmuş sadece kalbe gitmişler. Kalple giderseniz tek kanatlı kuş gibi olursunuz. Tavuk uçamaz çünkü kanadı kısadır, uçmak için uçacak kadar güçlü kanatlarının olması lazım. Bir insanın uçabilmesi için kanatlara ihtiyacı vardır. Bu kanatların biri akıldır bir kanadı da kalptir. İki kanadın da kullanması gerekiyor. Felsefe sadece akıl kanadını, tasavvuf ise sadece kalp kanadını kullanıyor. Mevlana bakıyoruz ki akıl ve kalp kanadını kullanmış. Bu zamana geldiğimizde iki kanadı kullanırsak bilimsel metodoloji içerisinde kişinin hatalı inanışlarını bulup tedavi edebiliriz. Hz. Mevlana bunu yapıyordu. Kişiyi depresyona sokan, mutsuz eden, hayatını berbat eden düşünce kalıplarını buluyor ve onları düzeltmeye çalışıyor. Bu zamanın metodolojisiyle kişinin hatalı düşüncelerini ölçüyoruz. Mevlana’nın hikâyeleri bunun için ilaç gibi. Bu hikâyeleri kullanarak kişilerin hatalı düşüncelerini düzeltip doğru düşünceleri öğrenmesini sağlıyoruz. Mevlana aynı zamanda koruyucu ruh sağlığı hizmeti yapıyor. Bunun içinde pozitif bilimin ilgi alanına giren bir kişidir. Akıl ve kalp kanadını birleştirerek insanlara doğru şekilde ulaşmayı sağlayan, yol ve yön gösteren, yaratıcısıyla kavuşması için hem aklı hem de kalbi kullanan son derece güçlü bir örnek olarak düşünüyorum.” İfadelerini kullandı.

Mevlana’nın bu çağda kullanacağı yöntem: Pozitif Psikoterapi

Prof. Dr. Tarhan, Pozitif Psikoterapi yönteminin Mevlana’nın bu çağda kullanacağı yöntem olduğunu söyledi. Tarhan; “İki türlü terapi vardır. Biri yarayı açarak yapılan tedavidir yani cerrahların gerçekleştirdiği. İdeal olan yara açmadan, hastaya zarar vermeden yapılan terapidir. Hastayı güçlendirip, vücudun hastalığı yenmesini sağlamaktır. Bunun psikiyatrideki karşılığı Pozitif Psikoterapidir. Pozitif Psikoterapide kişinin patolojisine, yarasına ve sorunlarına girmeden kullanılan metot da kişinin psikolojik savunmalarını, ego gücünü ve psikolojik kaynaklarını güçlendirerek kişi farkında olmadan güçlendiği zaman hatalı düşünceleri düzeltiyor ve olumlu düşünceleri pekiştiriyor. Patoloji kendiliğinden düzeliyor ve kişi farkına bile varmıyor. Bu yöntem Mevlana bu çağda yaşasaydı hangi metodu kullanırdı sorusunun cevabıdır. Kitapta bol bol hikâyeler var. Bu hikâyeleri yorumlayarak hangi hatalı düşünceyi hangi hikâye ile düzeltmiş Hz. Mevlana bunu anlatmaya çalıştık.” Dedi.

“Hz. Mevlana’da gerekçelerle birlikte kalbini Allah’a açmayı öğretiyor”

Prof. Dr. Nevzat Tarhan; “İnsanın çözemediği en önemli şey varoluşsal sorunlar ve bunalımlar. Bunu Hz. Mevlana çok güzel çözüyor. Hz. Mevlana sadece ileri ve orta yaş kişilere hitap etmiyor aslında. Genç yaştakilere de hitap ediyor. Şu anda karşımızda sorgulayan bir nesil var. Her şeyi sorguluyor ve ikna olursa inanıyor. Fikrine güvenen insan sorgulamaz. Bizler fikirlerimize güveniyoruz, anlatıyoruz. Gençler sorsun biz cevap vereceğiz. Gençler bu şekilde inanmak istiyor ve haklılar da. Bu zamanın metodu bu. Annesine, babasına bakıp geleneklerin ön gördüğü şekilde yaşayıp giden bir nesil yok. Biz onlara gerekçeleriyle birlikte anlatacağız. Hz. Mevlana da gerekçelerle birlikte kalbini Allah’a açmayı öğretiyor. Böylece hayatımızı güzelleştirmeyi ve zenginleştirmeyi öğretiyor.” İfadelerini kaydetti.



Bu yazıya 0 yorum yapıldı.

Cevap yazdığın kullanıcı: