

21. yüzyıl iş dünyası, hızla değişen küresel dinamiklerin yanı sıra, insan ilişkilerinde ortaya çıkan ve başarıyı derinden etkileyen karmaşık psikolojik süreçlerle de karakterize edilmektedir. Kötülük ve toksik ilişkiler, sadece bireysel yaşamlarımızda değil, aynı zamanda kurumların sürdürülebilirliği, çalışan motivasyonu ve genel iş iklimi üzerinde de belirleyici rol oynamaktadır.
Kötülüğün psikolojik dinamiklerini ve zehirli ilişkilerin temelini anlamak için, kötü davranışları, duyguları ve düşünceleri besleyen bazı toksik kişilik tiplerini incelemek önemlidir. Bu bağlamda Head Hunter okurları için 5 maddede konuyu ele almaya çalışacağım.
1. İnsan Tanımı ve Kötülüğün Temelleri: Özbilinç ve Nefis Yönetimi
İnsanın en önemli özelliklerinden biri kendini tanıma kapasitesidir. Psikolojik haritamızda "gerçek ben", "algıladığım ben" ve "ideal ben" olmak üzere üç farklı "ben" bulunur. Bu üç "ben" arasındaki uyum, kişinin ruhsal sağlığını doğrudan etkiler. Eğer kişi kendini doğru tanımazsa, karar alma mekanizması "kekemeleşir" ve yanlış kararlar alır.
İnsan, akıl, kalp ve nefis üçlüsüyle donatılmıştır. Nefis, insandaki yaşam enerjisinin ve dürtülerin kaynağıdır. Önemli olan nefsi "öldürmek" değil, onu doğru yönetmektir. Zira yönetilemeyen nefis, bir sel gibi her şeyi yutar ve zararlı bir unsura dönüşür. Bu enerji, tıpkı ekonomideki kaynak yönetimi gibi doğru bir şekilde ölçülmeli ve yönetilmelidir. İnsanın psikolojik sermayesi; düşünce sermayesi, davranış sermayesi ve duygu sermayesi olmak üzere üç ana ayaktan oluşur. Bu üç kaynağın dengeli bir şekilde yönetilmesi, bireyin kapasitesini verimli kullanabilmesini sağlar. Kendini ne kadar iyi tanıyorsa, psikolojik kaynaklarını o kadar verimli yönetebilir.

2. Kötülüğün Psikolojik Dinamikleri ve Düşünce Çarpıklıkları
Kötülük, 21. yüzyılda küresel olarak sıradanlaşmış ve kök salmıştır. Medyanın olumsuz olaylara odaklanması, kamuoyunun gerçek dünyaya ilişkin ortak anlayışını korku ve güvensizlik yönünde etkileyebilir. Kötülüğün "viral" bir özelliği vardır; insan beyni negatif bilgilere pozitif bilgilere göre 6 misli daha duyarlıdır. Bu nedenle kötülüğün sürekli konuşulması, onu yaşatır ve duyarsızlaştırarak sıradanlaştırır.
Kötülüğe yol açan temel düşünce hataları arasında şunlar yer alır:
• Aşırı Genelleme: Tek bir hatadan yola çıkarak tüm benliği yargılama.
• Etiketleme (Stigmatizasyon): İnsanları belirli sıfatlarla damgalayarak önyargı oluşturma.
• Suizan (Kötü Zan): Başkaları hakkında sürekli olumsuz varsayımlarda bulunma; suizan paranoyanın tohumunu atar.
• Kişiselleştirme: Her olayı kendine yorarak alınganlık gösterme.
• Niyet Okuma (Zihin Okuma): Karşı tarafın düşüncelerini veya niyetlerini kesin olarak bildiğini zannetme.
• Filtreleme/Ayıklama Yanılgısı: Olumsuz deneyimleri abartırken, olumlu olanları minimize etme.
• İki Kutuplu Düşünce: Her şeyi "ya hep ya hiç" şeklinde, siyah ya da beyaz olarak değerlendirme.
• Kendini ve Başkasını Suçlama: Sorunların sorumluluğunu aşırı derecede kendine veya tamamen dışarıya atma.
Yalan, kötülüklerin kapısını açan bir virüstür ve güvensizliğe sebep olur. Yalancı insanlar huzursuz ve mutsuz olurlar. Güvenin olmadığı yerde gelecek kaygısı oluşur ve sosyal doku bozulur.
3. Kötülüğe Yatkın Toksik Kişilik Tipleri
Bazı kişilik tipleri, kötülük ve toksik ilişkilerin yaygınlaşmasında önemli rol oynar:
• Paranoid Kişilik Tipi: Sürekli güven sorgulaması yapar, kendilerinden başka herkesi potansiyel düşman olarak görürler. Onlar için güvensizlik normalken, güven istisnadır. Misillemeye eğilimlidirler ve şaka kaldırmazlar.
• Narsistik Kişilik Tipi: Empati duygusu en zayıf olan tiptir. Kendini özel, önemli, üstün ve ayrıcalıklı görme eğilimi taşır. Narsistin sevgi nesnesi kendi egosudur. Eleştiriye kapalıdırlar ve eleştiriyi kişiliğe tehdit olarak algılarlar. Güce ve şöhrete düşkündürler.
• Antisosyal Kişilik: Toplumun sosyal normlarına aykırı hareket ederler. Pişmanlık ve vicdan duyguları çalışmadığı için suç işlemekten rahatsızlık duymazlar. Yalan söylemeye çok yatkındırlar ve yüzleri kızarmaz. "Canının her istediğini yapmak kişiye günah olarak yeter".
• Histrionik Kişilik Tipi: Teatral ve ikiyüzlü olmaktan zevk alır, dış görünüşe büyük önem verirler. İlgi odağı olmak için her şeyi yapabilirler, etik sınırları önemsemezler.
Bu toksik kişilikler, "Karanlık ve Toksik Üçlü" (Dark Triad) olarak da adlandırılır: Makyavelcilik, Antisosyal Kişilik ve Narsisizm. Bu bireyler kısa vadede kazanan, uzun vadede kaybeden toksik yöneticiler olabilirler.
4. Kötülükle Baş Etme Yöntemleri ve Psikolojik Bağışıklık Sistemi
Kötülükle başa çıkmak ve sağlıklı bir çalışma ortamı inşa etmek için bireysel ve kurumsal düzeyde alınması gereken önlemler bulunmaktadır:
• Psikolojik Bağışıklık Sistemi: Vücudumuzun mikroplara karşı bağışıklık sistemi olduğu gibi, ruhsal yapımızda da faydalı ve faydasız düşünceleri ayıkladığımız bir psikolojik bağışıklık sistemine ihtiyacımız vardır. Bu sistemin sağlıklı çalışması için kişinin aktif katılımı gerekir.
• Stres Aşısı: Kontrol edilebilen stres, kişinin psikolojik savunmalarını güçlendirir, tıpkı aşı gibi bedensel bağışıklığı artırması gibi. Hayatın zorlukları, insanı güçlendirir.
• Duygu ve Düşünce Yönetimi: Duyguları aklın terazisine koymak, mantıksal kararlar almayı sağlar. "Dur, düşün, yap" metodu bu konuda önemlidir.
• Sabır ve Ümit: Uzun vadeli düşünmenin en büyük silahı sabırdır. Ümit, motivasyonu artıran en önemli enerjidir; ümitsizlik ise ahlakı zayıflatır ve bencilliği doğurur.
• Minnettarlık Eğitimi: Geçmişteki iyi davranışları hatırlatarak kişinin içindeki iyi parçayı harekete geçirmek, kötü davranışları konuşup kucaklaşarak iyileşmeyi sağlar.
• "Hayır" Deme Becerisi: Kişinin kendi arzu ve dürtülerine ve başkalarının manipülatif taleplerine karşı "hayır" diyebilmesi, ilkelerine sahip çıkmasını sağlar.
• Eleştiriye Açıklık ve Çoğulculuk: Eleştiriyi bir armağan olarak görmek, kusurları öğrenmeyi ve kendini geliştirmeyi sağlar. Çoğulculuk, toplumda farklılıkların kabul edildiği ve bilgi alışverişinin sağlandığı güçlü bir yapıdır.
• İletişim ve Adalet: İlişkilerde kişiliğe değil, davranışa odaklanarak yapıcı eleştiri yapmak önemlidir. Yumuşak huylu olmak ama hain kurdu cesaretlendirecek kadar değil. Liderlikte empati ve adalet esastır. Kötülük yapana karşı adil olmak, ancak kötülüğü beslememek gereklidir.
• Sosyal Destek ve Vicdan: Kişinin kendini kötülüklerden koruyan bir ekosistem (sosyal çevre, arkadaş grubu) oluşturması, sosyal vicdanı geliştirir.
5. Üsküdar İyicillik ve Kötücüllük Ölçeği (ÜSİYKÖ)
Üsküdar Üniversitesi akademisyenleri olarak kişilerin iyicil ve kötücül tutum ve algılarını ölçen psikometrik bir araç geliştirdik. Üsküdar İyicillik ve Kötücüllük Ölçeği (ÜSİYKÖ) ile 35 madde ve iki boyuttan oluşuyor: "Amaca Yönelik" (dürüstlük, hesap verebilirlik, empati, iyilik yapabilirlik) ve "Sürece Yönelik" (sabırlılık, erdemlilik, adil paylaşım kaygısı). Bu ölçek, bireylerin kendi ahlaki durumlarını anlamalarına ve gelişim alanlarını belirlemelerine yardımcı olmayı hedefler. Bir olay, durum, kişi karşısında karar alırken iyicil ya da kötücül güçlerimizin hangisinin baskın olduğunu yani kişilerin iyicil/kötücül tutum ve algılarını psikometrik olarak ölçen geçerli ve güvenilir bu ölçeği siz de aşağıdaki kare kodu okutarak uygulayabilir ve sonucu görebilirsiniz.
Modern iş dünyasında sürdürülebilir başarı ve huzurlu bir çalışma ortamı oluşturmak, insanın psikolojik derinliklerini anlamak ve kötülüğün dinamiklerine karşı bilinçli adımlar atmakla mümkündür. Bireysel öz farkındalık, etik liderlik, psikolojik bağışıklık sistemini güçlendirme ve çoğulcu, adil bir kültür inşa etme, sadece kurumların değil, daha sağlıklı ve barışçıl bir toplumun da temelini atacaktır. Çünkü iyiliklerin kapısını doğruluk açar.
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü-Psikiyatrist
Paylaş