Alkış klasik müziğe zararlı mı?

İngiliz The Independent gazetesi klasik müzik konserlerindeki seyirci alkışına orkestra şefleri ve müzisyenlerin bakışını araştırdı. Alkış konusunu solist ve orkestra şeflerine sorduk.

Alkış klasik müziğe zararlı mı?

İngiliz The Independent gazetesi klasik müzik konserlerindeki seyirci alkışına orkestra şefleri ve müzisyenlerin bakışını araştırdı. Alkış konusunu solist ve orkestra şeflerine sorduk.

alkisİngiltere’de yayımlanan The Independent gazetesi klasik müzik konserlerinde alkışlamaya orkestra şefleri ve müzisyenlerin bakışını araştırdı. Klasik müzik icra edilirken seyircinin alkışlamasının bir rock ya da caz konserinden çok daha farklı bir etki yarattığını belirten gazete müzisyenlere fikirlerini sordu. Ünlü orkestra şefi Marin Alsop “Eğer müzik Çaykovski’nin keman konçertosunun ilk bölümü gibi duyguları harekete geçiren bir eserden sonra alkış gelirse önemsemiyorum. Ama Mahler’in bir senfonisi gibi yavaş icra edilen bir eserden sonra gelen alkış sadece bittiği için alkışlandığı düşüncesini yaratıyor. Bundan rahatsızım” dedi. Dünyanın önde gelen vurmalı çalgılar solistlerinden Colin Currie ise alkışın ‘kalitesinin ve zamanlamasının’ konuya bakışını etkilediğini söyledi. Bournemouth Senfoni Orkestrası’nın şefi Kirill Karabits ise “Müzik duygulardan bahseder. Seyirciler de beğenileri ifade etmekte özgür olmalılar” diyerek konser sırasında alkıştan yana tavır aldı.

 ‘MOZART BUNA ÇOK ŞAŞIRIRDI’

Klasik müzik konserlerinde, eserlerin izleyicide yarattığı coşku karşısında gerçekleşen ve bazen de yersiz olabilen alkış konusunu solistlere ve orkestra şeflerine sorduk. Gürer Aykal: Yanlış alkışın çalıcılar üzerindeki negatif etkisini kabulleniyorum. Bu bizim de başımıza gelmiştir. Yanlış yerden çıkan alkışla orkestra neredeyse çalamaz duruma gelmiştir.Beklenmeyen bir etkidir. Birçok bestecinin sessiz biten eserleri dünyanın hemen hemen her konser salonunda bir diğer bestecinin, güçlü biten eserinin aldığı alkışı almaz. Bundan çıkarak, seyirciler eserlerin sonunda bir görkeme varmak ve eseri noktalamak isterler. Ancak, müzisyenler tersine uzun soluklu ve sessiz biten eserlerin daha çok etkisinde kalır.

 ‘MESELE YAPMAK GEREKSİZ’   

Suna Kan: Yanlış yerde alkışın gelmesi dünyanın her yerinde olabilen bir şey. Bir solist olarak konuşuyorum, küçük birer kafa işaretiyle ya da hafif bir gülümsemeyle bunun yanlış olduğu insanlara anlatılabilir. Mesele yapmak biraz gereksiz. Mesela Bilkent Üniversitesi’ndeki konserlerde, programlarda biliyorsunuz eserler de yazılıyor. Programda alkışlanacak yerlerde, alkış tutan iki el resmi yer alıyor. Böyle bir kolaylık her yerde yapılabilir. Bunu dinleyiciyi küçümseyici bir şey olarak almak bana garip geliyor.

 ALKIŞ SANATÇIYLA SEYİRCİ ARASINDA

Cihat Aşkın: Müzik bu, coşku gösterilmeli tabii. İnsan istediği yerde alkışlayabilir. Bu sanatçıyla seyirci arasında gerçekleşen bir enerjidir. Sanatçı, icracı seyircisine gerekli yansımayı verebildiği zaman seyirci onu alır zaten. Dolayısıyla seyircinin de alkışlamak istediği yerler olduğu takdirde ben buna karşı değilim. Konsantrasyon bozulması gibi birtakım şeyler var ama, biz bunu seyirciyle beraber, karşılıklı yapıyoruz. Yani alkışlanmak istemiyorsak seyircinin karşısına çıkmayalım.

 ‘SONU BEKLEMEYE GEREK YOK’

Cem Mansur: Türkiye’de bölüm aralarında alkışlamamak klasik müzik hakkında bilinmesi gereken en önemli konuymuş gibi gösteriliyor. Klasik müzik hakkında bilinmesi gereken tek şeymiş gibi. 19. yy.’ın ortalarında çıkmış, yeni bir adet bu aralarda alkışlamamak olayı. Dört bölümlük bir senfoniyse alkışlanmayacak diye bir kural konmuş. Çok coşkulu biten bir bölümün sonunda, illa ki eserin sonunu beklemek gerekmiyor bence.

 ‘ALKIŞ BÜTÜNÜ BOZUYOR’

Güher Pekinel: Biz sanatçılar bestecinin eserini, onun istediği gibi icra ediyoruz. Kendimizce bir şey eklemeden ya da çıkarmadan. Böyle bir durumda, coşkulu eserlerin aralarında gelen alkış, eserin de bütünlüğünü bozmuş oluyor. MİLLİYET
Paylaş:



İlginizi Çekebilcek Diğer Yazılar
  • Ccimriliğin başlı başına bir hastalık olarak tanımlanamayacağını belirten Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, ancak cimri olmanın ve bu dur
  • Yaşam tarzı tıbbı yani Lifestyle Medicine; araştırma, önleme ve tedavi etme ile yakından alakalı olan bir tıp dalıdır. Yaşam tarzı tıbbı; pek çok yaşa
  • Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Kahramanmaraş Milli Eğitim Bakanlığı Dulkadiroğlu Rehberlik ve Araştırma Mer
  • Panik atak, hiçbir neden yokken ortaya çıkan ve insanların yaşam kalitesini düşüren bir ruhsal hastalık olarak tanımlanıyor.
  • Öğrenilmiş çaresizlik nedir? Öğrenilmiş çaresizlik sendromu, başarma isteğini yok ediyor!
  • Narsistik kişilik, “Tanrılaştırılmış ve gerçekçi olmayan bir öz önem duygusu” olarak tanımlanıyor.
  • Randevu Al