E-bültenimize kayıt olarak güncellemelerden haberdar olabilirsiniz.

TRAFİK KAZALARI VE PSİKOLOJİ

TRAFİK KAZALARI VE PSİKOLOJİ

Güneş

Kişilik bozukluklarının, stresin, depresyonun da trafik kazalarına yol açtığı biliyor muydunuz?

 


2009 yılında kurban bayramı tatilindeki oluşan kazalarda seksen bir trafik kazası kurbanı vardı. Bu yıl ise, kurban bayramı tatilin ilk 7 gününde gece yarısına kadar meydana gelen 172 trafik kazasında 113 kişi öldü, 597 kişi ise yaralandı. Trafik kazaları istatistiklerinde dünya birinciliğine yerleşmemize sanırım çok az kaldı. Örneğin, Avrupa'yı solladık ! Türkiye'de 1 yılda olan kazalar, 27 AB ülkesinin toplamı kadar... İnanılır gibi değil. Bu katliam gibi kazaların nedenlerini herkes farklı yorumlasa da bir gerçek var.

Bu kazalar önlenebilirler. Yok trafik canavarıymış, yok başka bir şeymiş deyip kendi kendimizi aldatmayalım. Bu canavar bizim içimizde..Bunu farkında olmadan biz yaratıyor ve yaşatıyoruz. Düşünün bir kere.. Bir çocuk doğuyor, büyümeye başlıyor.. Evde yaptığı olumsuz hareketlerde tatlı sert de olsa bir ceza görüyor veya tokat yiyor.

Anaokulunda bu aynen devam ediyor. Orta ve lisede bu defa sınıfın ağır abisinden veya öğretmeninden tokat, belki de dayak yiyor. Üniversitede bu şiddet el değiştirip; daha ziyade siyasi karşıt gruplardan veya polisten geliyor. Askere gidiyor, bu kez onbaşı veya çavuş ayni şeyleri yapıyor.   

KIRILMA NOKTASI NEDİR? 


Askerden geliyor, bu kez gene polis ile karşılaşıyor. Bu koşullarda alınan eğitimin ve kültürün aydınlattığı kişiliklerde bazı istenmeyen sorunlar ortaya çıkıyor. Hele bir de psikolojisi buna yatkınsa. Şimdi bu kişi bir arabaya sahip olduğunda inanılmaz şeyler peş peşe gelmeğe başlıyor. Düşünebiliyor musunuz; kontağa basıyorsunuz araba çalışıyor, gaza basıyorsunuz araba gidiyor, frene basıyorsunuz duruyor, direksiyonu çeviriyorsunuz istediğiniz yöne dönüyor.. Her şeye hükmediyorsunuz ve içinizdeki ego size dominant olmağa başlıyor. Hele hele bir de sosyal ve ekonomik olarak güçlüyseniz, tutmayın beni.. Kendinizi dünyanın en iyi araba sürücüsü ve altınızdaki arabanın da dünyanın en güçlü arabası olarak hissetmeğe başlıyorsunuz. İşte kırılma noktası burasıdır. Altınızdaki 1300 cc motorlu araç ile 45005000 cc'lik aracı sollamaya kalkışıyorsunuz.

Konvoy halinde giderken konvoyu sollamaya çalışıp kendinizin, ailenizin veya başkalarının ölümüne neden oluyorsunuz. Tüm trafik kurallarını siz yazıyorsunuz, yasal kurallara uymak sizin bir çeşit aşağılanma kompleksiniz oluyor.   

KİŞİSEL BOZUKLUK VARSA


Dikkat ediniz, ülkemize gelen yabancıların trafik kazalarındaki ölüm yerleri genel olarak yaya geçitleridir. Bunu hiç düşündünüz mü? Hele aracı bir bayan kullanıyorsa da onu sıkıştırmak veya sıkıştırarak şarampole yuvarlanmasına neden olmak en büyük zevkiniz oluyor. T rafik kurallarını hiçe sayan sürücülerin yaklaşık yüzde onunda; ileri derecede kişilik bozukluğu, alkol veya madde bağımlılığı, depresyon veya ajitasyon gibi ağır ruhsal sorunlar bulunuyor.

Unutmayalım; kazaların pek çok nedeni olmakla beraber, yüzde 95'i insan hatasından kaynaklanıyor. Afişlerde yarattığımız o trafik canavarını görmek için zorlanmamıza gerek yok, öncelikle araca bindiğimizde bir kez aynaya bakmamızda yarar var.

Kuralları ihlal edenler, alkollü veya uykusuz araç kullananlar, beni kimse sollayamaz diyerek hatalı sollama yapan, tüm trafik işaretlerini ve trafik lambasının ışıklarını bir süs olarak algılayıp kırmızı ışıkta geçen, yaya geçitlerini umursamayan, bana bir şey olmaz diyerek emniyet kemeri takmayan, hız sınırlarına uymayı bir aşağılanma olarak algılayıp hızlı araç kullanmayı normal kabul eden, kendisini solladıkları zaman da bunu bir namus meselesi olarak kabul eden , cezalardan hiç ders almayan insanlar var. Unutmayalım ki, Türkiye'deki kazaların yaklaşık yüzde kırkı alkollü araç kullanımı nedeniyle meydana geliyor.

Oysa Avrupa Birliği ülkelerinde bu oran ancak yüzde beştir. Genelde bu kişilerin bir ekonomik veya sosyal güçleri varsa; o zaman durumun vahameti daha da artıyor. En basit olarak: trafik denetimlerinde görevli polise hitaben; kendisinin kim olduğunu unutarak "sen benim kim olduğumu biliyor musun ?" diye sorup kendini hatırlamaya çalışan kişileri oldukça sık duymaktayız. Aracımıza bindiğimiz zaman; kendimizi, ailemizi, karşımızdaki kişileri ve onların ailelerini de düşünerek sürücü kurallarına ve trafik kaidelerine uygun olarak aracı kullanmamıza dikkat edelim.