E-bültenimize kayıt olarak güncellemelerden haberdar olabilirsiniz.

SOLAKLIĞIN ARKASINDAKİ GİZEM

SOLAKLIĞIN ARKASINDAKİ GİZEM

NEW YORK TIMES

Oxford Üniversitesi'nde yapılan bir araştırmada solaklığa neden olan genetik farklılık bulundu...

 


İnsanlar asimetrik hayvanlardır. Ana karnında henüz embriyoyken kalp sola doğru yönelir. Karaciğer sağda gelişir. Sol ve sağdaki akciğerlerin yapısı farklıdır.

Organlarda alışık olunan bu asimetrinin tamamen ters olduğu sendromlara ise nadiren rastlanıyor. Kalbi sağ tarafta yer alan bir çocuğu ilk kez muayene ettiğim günü hatırlıyorum. Kalp sesini hiç beklenmeyen bir yerde duymak çok tuhaf gelmişti.

Beynin yapısını ve işlevini yansıtan sağ ya da sol elin baskınlığı ise daha yaygın görülüyor ancak tam olarak anlaşılmış değil. Geçmişte, solaklar potansiyel suçlu olarak görülüyor veya şeytanla işbirliği yapmakla suçlanıyordu.

Solak çocuklar ise okullarda "sorunlarını" gidermek için eğitime tabi tutuluyordu. Son zamanlarda bu suçlamaları görmüyoruz. Solak olmak artık bir utanç kaynağı değil. Amerika'nın son yedi başkanından dördü, Ford, baba Bush, Clinton ve Obama solaktı. Reagan'ın ise her iki elini aynı kolaylıkta kullanabildiği söyleniyordu.

Ancak sağ ya da sol eli kullanmanın arkasında yatan esrar hâlâ gizemini koruyor. Sağ elini kullananların oranı yüzde 90. Bu oran uzun süredir neredeyse hiç değişmedi. 2007 yılında Oxford Üniversitesi'nde yapılan bir araştırmada solaklığa neden olan genetik farklılık bulundu. Araştırmanın başındaki genetikçi Clyde
Francks, "Solaklık yine de gizemini koruyor" diyor. Hangi elin baskın olduğu beyindeki asimetriden kaynaklanıyor.

Francks, "Beyni neyin asimetrik yaptığını yeni yeni anlamaya başlıyoruz" diyor.

İnsan beyninin son derece asimetrik olduğuna dair genel bir görüş birliği bulunuyor. Ve bu uzlaşı bize kim olduğumuzla ve beynimizin nasıl çalıştığıyla ilgili çok şey gösterecek.

Belli fonksiyonların beynin sol veya sağ yarımküresinde yerleşik olması dil anlayışı, hafıza ve hatta yaratıcılık açısından son derece önemli.

Uzun yıllar boyunca sağ veya sol ele yatkınlık, beynin sağ ile sol tarafı arasındaki dengenin dışa vurumu olarak görüldü. Sağ elini kullananlar için dil fonksiyonu baskın bir şekilde sol tarafta yer alıyor. Birçok solak için de dil sol tarafta daha baskın. Ancak önemli oranda solakta dil fonksiyonu beynin her iki tarafına da eşit olarak dağıtılmış durumda ya da ağırlıklı olarak sağ tarafta yer alıyor.

Sağ ya da sol el yatkınlığı ailelere de bağlı. Oxford'daki ekibin çalışmasında, LRRTM1 isimli bir gen tespit edildi. Bu gen, öğrenme bozukluğu olan çocuklar üzerinde yapılan araştırmalar sırasında keşfedildi ve daha sonra solaklıkla ilişkilendirildi. Şimdi Hollanda'daki Max Planck Psikoloji-Dil Bilim Enstitüsü'nde çalışan Frank, bu genin keşfinin son derece kayda değer olduğunu söylüyor. Çünkü gen aynı zamanda şizofren kişilerde de sıklıkla görülüyor.

Bu bağların hiçbiri tam olarak anlaşılmış değil. Gen, nöronların birbiriyle iletişimini etkiliyor ancak nasıl etkilediği konusunda daha çok araştırma yapılması gerekiyor. Solaklık ile beynin karmaşık bir yapıda olması ilişkilendirildiği için bu konuda yapılan araştırmalar, bağışıklık sistemi bozuklukları, öğrenme sorunları, erken ölüm veya şizofreni gibi diğer konularla bağını ele alıyor.

Toplam nüfus içerisinde solakların oranı yüzde 10'da sabitlenmiş gibi duruyor. Ve bu, ilk insanların mağara duvarlarına çizdiği resimlerden bile anlaşılıyor. Avcıların mızrağı hangi elle tuttukları bunun bir kanıtı. Solaklarla ilgili geçmiş önyargılara ve gelişimsel risklere rağmen Geschwind, "Çok açık olarak bazı avantajları da olmalı. Bu oranın sabit kalmasının nedenini kimse bilmiyor" diyor.