E-bültenimize kayıt olarak güncellemelerden haberdar olabilirsiniz.

Prof.Dr. Marsel Mesulam'dan Türkçe Sunum

Prof.Dr. Marsel Mesulam'dan Türkçe Sunum

17 - 21 Mayıs 2008 tarihleri arasında Marmaris'te düzenlenen IV. Uluslararası Kognitif Nöroloji toplantısı kapsamında Prof.Dr. Marsel Mesulam tarafından hazırlanan sunum.


Prof.Dr. Marsel Mesulam'ın 17 - 21 Mayıs 2008 tarihleri arasında Marmaris'te düzenlenen IV. Uluslararası Kognitif Nöroloji Toplantısı'na gönderdiği mesaj

17 - 21 Mayıs 2008 tarihleri arasında Marmaris'te düzenlenen IV. Uluslararası Kognitif Nöroloji toplantısı için Türkiye'ye gelen ancak geçirdiği bir kaza sonucu tedavi için ABD'ye dönen Prof.Dr. Marsel Mesulam, kognitif nörolojinin tarihsel geçmişi ile ilgili önemli tespitlerini ve kognitif nörolojinin beyinle ilgili herkes için gerekli bir bilgi alanı olduğunu, beynin %90'ının bu bilgiler eşliğinde anlaşılabileceğini vurguladığı sesli ve Türkçe kutlama mesajı gönderdi. Sunumu buradan dinleyebilirsiniz.

Video yükleniyor.



Mesajın Deşifresi
Sinir ve ruh hastalıkları yani bugünkü terimlerle nöroloji ve psikiyatri dallarına merak salan herkesin gönlünde yatan gizli rüya, insan beyninin dil, bellek, duygu, dürtü, dikkat, bilinç gibi marifetleri nasıl başardığını anlamaktır. İşlte bu suallerin sık sık sorulduğu ve arada sırada cevaplandırıldığı sahaya davranış nörolojisi veya kognitif nöroloji deniyor. Beynin sadece %10’u beş duyumuzu ve hareket kabiliyetimizi kontrol ediyorsa, %90’ı davranış ve düşünceyi idare ediyor. Yani beyinde genel seçimler yapılsaydı, davranış nörolojisi iktidar koltuğunun rakipsiz ve devamlı sahibi olurdu. Tarih te bizden yana sayılır. Hem psikiyatrinin hem de nörolojinin kurucularından Sigmund Freud, Charcot, Jackson hep davranış nörolojisine gönül vermiş kimselerdi. Yani beyin ilimleri sahasında asalet ünvanı verilseydi, bu kongrenin temsil ettiği akım en parlak madalyaya layık görünürdü. Ama ne yazık ki 20. yüzyılın ilk yarısında nöroloji davranışı, psikiyatri de beyni unutur gibi oldu. Nöropsikiyatri ve davranışl nörolojisi yavaş yavaş iktidardan azınlığa itildi ve hatta 20. yüzyılın ikinci yarısında, Oliver Zengwill ve Norman Gerschwind’in beyin ve davranış ilişkilerini aydınlatan çok önemli buluşlarına rağmen, nörolojiyi EEG ve EMG, psikiyatriyi de sepet dolusu haplar istila etmeye başladı. Davranış nörolojisine ve nöropsikiyatriye gönül verenler diğer dallardaki meslektaşlarını imrenir duruma geldi.

 

Son senelerde iki gelişme davranış nörolojisine bir canlılık getirdi. Birincisi Alzheimer Hastalığı’nın hafıza gücünü hedeşeyen ve son derece yaygın bir beyin hastalığı olduğunun anlaşılması. İkincisi de görüntüleme teknolojisinde neredeyse mucize sayılabilecek ilerlemelerin başarılması. Bir zamanlar EEG ve EMG aletlerini kıskanırdık. Çünkü biz zavallı davranışçılar kalem kağıtla yetinmek zorundaydık. Bugün en ileri teknolojiler, mıknatıslı rezonans, bilgisayarlı tomografı, çok kanallı EEG, pozitron tomografisi, hem davranış nörolojisine hizmet etmektedir hem de davranış nörolojisi sayesinde yepyeni ilerlemelere sahne olmaktadırlar. Bir zamanlar zeka ve düşüncenin beyin tarafından nasıl idare edildiklerini anlayabilmek için uygun hastaların kapımızı çalmasını beklerdik. Bugün bu çeşit soruların cevabını mıknatıslı rezonansda yapılabilen deneyler sayesinde derhal alabiliyoruz. Ama bu teknoloji tek başına yeterli olamaz. Alınan neticelerin beyin hastalıklarında yapılan nöropsikolojik muayenelerin ışığında yorumlanması şarttır. Bu iki akımın bileşimi bu sahada yeni bir çağ açmıştır. Beyinde beş duyu ve hareket kabiliyeti diktatörlükle idare ediliyorsa, dil, dikkat, hafıza, güdümlü demokrasiyle idare ediliyor denebilir. Beyinde bu kabiliyetler için tek merkez yoktur. Bu kabiliyetlerin kontrolü çok odaklı sinirsel ağ örgülerinin elindedir. Değişik kabiliyetlere bağlı ağ örgülerinin beyinde değişik adresleri vardır. Ama bazı odaklar birden fazla ağa bağlı olabilir. Bu durum 3 sonuca yol açar:
1. Aynı kabiliyet çok odaklı bir ağın değişik yerlerindeki arızalar yüzünden aksaklık gösterebilir.
2. Beynin tek bir yerindeki arıza, o yerde kesişen ağları ilgilendiren birden fazla kabiliyette aksaklığa yol açabilir.
3. Eğer çok odaklı bir ağ örgüsünün bir tarafı arızalanırsa, sağlam kalan öbür kısımları o kabiliyetteki aksaklıkları önleyebilir.

Coğrafya, davranış nörolojisinin en önemli anabilim dalı sayılır. Beyinde bir hücrenin vazifesi, onun kimyevi veya genetik sıfatlarına değil, nerede olduğuna ve kiminle bağlantı kurmuş olmasına bakar. Onun için bu sahaya yeni girmekte olan genç arkadaşlarıma tavsiyem, anatomiye mümkün olduğu kadar önem vermek. Anatomisiz davranış nörolojisi düşünülemez.

Bütün bu ilerlemelere rağmen bu sahada bilmediklerimiz okyanuslar doldurur. Beyin kabuğundaki 20 milyar hücrecik nasıl olur da ses dalgasını söze, yaşanan bir anı hatıraya çevirebiliyor. Nasıl bugün biz Eflatun’un ve İbn-i Sina’nın görüşlerini saygıdeğer ama ilkel kabul ediyorsak, elli veya yüz sene sonra bizim görüşlerimizle eminim ki çok alay eden çıkacaktır. Ümid ederim ki yarının davranışçıları eleştirilerinde biraz insaflı olur. Alçakgönüllü olmak şarttır. Bu sahada üstadlık derecesine varmak için, bilmediklerimizin ne olduğunu idrak etmek gerekir. Davranış nörolojisi sadece ilim değil aynı zamanda da bir tıp dalıdır. Dünyanın en sık hastalıklarından biri olan Alzheimer Hastalığı, beyinde damar tıkanması neticesinde görülen dil ve idrak bozuklukları, çocuklarda görülen öğrenme gecikmeleri hep bizim hastalıklarımızdır. Günün birinde depresyon ve şizofreninin de beyinle ilgileri daha iyi anlaşılınca, onlar da bu gruba dahil edilecek. Hastalarımız bol, işimiz çok. Ama maalesef davranış nörolojisi şu anda teşhiste zengin fakat tedavide yoksuldur. Yakında belki o da değişir ve işte o zaman davranış nörolojisi tam doruğuna erişir. Türkiye’de bu kadar meslektaşımın davranış nörolojisine ilgi göstermesi çok sevinç verici bir durum. Hedefimiz genel nörolojiye davranışı geri getirmek, psikiyatriye beyni hatırlatmak ve bu iki akımın beraber çalışabileceği bir ortam yaratmaktır. Bu kongrenin Türkiye’de böyle bir gelişmeye öncü olmasını temenni ederim.

Size ve hepimize bu kongrede başarılı çalışmalar dilerim.