E-bültenimize kayıt olarak güncellemelerden haberdar olabilirsiniz.

HAYATA SIMSIKI TUTUNDU

HAYATA SIMSIKI TUTUNDU

A.A

Bursa'da 5 yıl önce meme kanseri olduğunu öğrenen, daha sonra kemiklerine de sıçrayan tümöre aldırmayan kadın, şimdi bir yandan hastalığına karşı amansız bir mücadele verirken, öte yandan diğer kanser hastalarına moral vermeye çalışıyor.

Elif Gül (47), meme kanserinin başta ayak kemikleri olmak üzere vücudunun değişik yerlerine sıçradığını, uzunca bir süre kemoterapi gördüğünü belirtti.

Hastalığının ilk dönemlerinde çok gözyaşı döktüğünü, hıçkırıklara boğularak ağladığını dile getiren Gül, ancak daha sonra üzülmek yerine, kanserle savaşmayı tercih ettiğini vurguladı.

Gül, hastalıkla mücadele etmeye karar vermesinde, kemoterapi görürken oğlunun, "Anne sakın beni yalnız bırakma" sözünün çok etkili olduğuna işaret ederek, moral ve motivasyonunun yükselmesiyle hem bedensel hem de zihinsel olarak kendini daha iyi hissetmeye başladığını söyledi.

Doktoru İbrahim Yıldırım'ın bu süreçte kendisine büyük destek verdiğine değinen Gül, ayrıca Bursa Ali Osman Sönmez (AOS) Onkoloji Hastanesi Başhekimi Fevzi Harorlu başta olmak üzere, tüm hastane çalışanlarının da desteğini gördüğünü bildirdi.

Kanser hastası olduğunu öğrendikten sonra tanıştığı, aynı hastalıkla mücadele eden 72 arkadaşının şu anda hayatta olmadığını, bunun üzüntüsünü yaşadığını ifade eden Gül, "Yaşamını yitiren arkadaşlarıma çok üzülüyorum ama bu beni umutsuzluğa sevk etmiyor. Zaman zaman odama kapanıp ağlıyorum ama tamamen kendimi kapatmıyorum" dedi.

Gül, eski milli kayakçı olduğunu, takı yaptığını, şu anda kayak antrenörlüğü ve resmi müsabakalarda hakemlik görevleri de üstlendiğini ifade ederek, erken yatıp sabah çok erken kalktığını, hayatı dolu dolu yaşamak için yoğun çaba harcadığını anlattı.

Hastalığı sayesinde hayata adeta dört elle sarıldığını dile getiren Gül, şunları söyledi:

"Annem, babam ve dostlarımla daha sık görüşüyorum. Eşime ve çocuklarıma daha fazla zaman ayırmaya başladım, bu nedenle bana böyle bir hastalık verdiği için Allah'a şükrediyorum. Vücudumdaki kanser 4. evrede, ama ben kanserden ölmeyeceğime inanıyorum. Trafik kazasında veya kayak yaparken düşüp kafamı kırarak ölebilirim. Belki ölümüm kalp krizinden de olabilir, ancak kanserden ölmek istemiyorum."

"PATLICAN YEMEĞİ YİYEBİLMEK İÇİN ALLAH'A DUA ETTİM"

Elif Gül, tedavi sürecinde, özellikle kemoterapi sırasında çok acılar çektiğini ifade ederek, yemek yiyemediği dönemlerde en çok patlıcan yemeğini özlediğini belirtti.

Tedavi sürecinde sadece birkaç kaşık makarna yiyebildiğini anlatan gül, "Odama kapanıp patlıcan yemeği yiyebilmek için Allah'a dua ettim. Şimdi çok şükür her yemeği yiyebiliyorum, yürüyebiliyorum, koşabiliyorum ve en önemlisi çevremdeki diğer hastalara umut verebiliyorum" diye konuştu.

Bursa AOS Onkoloji Hastanesi'nde görevli Dr. İbrahim Yıldırım ise tedavi sürecinde hastalara öncelikle umutlarını yitirmemelerini önerdiklerini, Elif Gül'ün bu öneriyi en iyi uygulayan hastalarının başında geldiğini belirtti.

"ELİF GÜL, KENDİ KENDİNİ TEDAVİ EDİYOR"

5 yıldır kanser hastası olan Elif Gül'ün hayata bağlanmasını diğer hastalara da örnek olarak gösterdiklerini ifade eden Yıldırım, "Kanser zor bir hastalık, ancak Elif Gül onunla çok iyi baş etmesini biliyor. Tedavi sürecinde doktorların rolü vardır ama önemli olan hastanın tavrı. Elif Gül'ün adeta kendi kendini tedavi ettiğini söyleyebilirim" dedi.

Başhekim Yardımcısı Sunay Sözmen de hastanelerine 5 yıl önce gelen, bugün neredeyse mesai arkadaşları gibi olan Elif Gül'ün kanserle ilgili her türlü etkinlikte yanlarında yer aldığını belirtti. Sözmen, "Hastane olarak düzenlediğimiz her türlü etkinlikte kendisi mutlaka yer alıyor. Biz hekimlerle birlikte koroda şarkı söylüyor, seminer ve toplantılarda konuşmalar yapıyor. O artık hastamız değil, mesai arkadaşımız" diye konuştu.

Başhekim Fevzi Harorlu ise Elif Gül'ün hastanede neredeyse doktorlardan daha fazla tanınan bir sima haline geldiğini bildirdi.

Gül'ü tüm hastane personelinin çok sevdiğini dile getiren Harorlu, "Elif Gül, hastanede yatan hastalara yardım ediyor, onlarla dertleşiyor. En önemlisi de onlara hastalığı yenebileceklerini anlatıyor. Bu da bizim işimizi kolaylaştırıyor doğrusu. O bizim sembolümüz" dedi.