Yılda 27 bin çocuk kayboldu

Türkiye İstatistik Kurumu’nun verilerine göre ülkede 2008-2011 yılları arasında 27 binden fazla çocuk kayboldu. Aileler “Çocuğumuzun cenazesi bile bulunsa sevineceğiz” diyor.

Yılda 27 bin çocuk kayboldu
Paylaş:

Türkiye İstatistik Kurumu’nun verilerine göre ülkede 2008-2011 yılları arasında 27 binden fazla çocuk kayboldu. Aileler “Çocuğumuzun cenazesi bile bulunsa sevineceğiz” diyor.

Yakınlarını Kaybetmiş Aileler Derneği Başkanı Zafer Özbilici ise “Devlet bu konuda yasal düzenleme yapmalı. Kayıp çocuk sayısı, şehit sayısından fazla” dedi Çocuğu kaybolan ailelerin evinde yüzler gülmüyor, çalan bir telefon ya da kapı zili yürekleri ağızlara getiriyor. Gözü yaşlı bekleyen ailelerden evinin bahçesine çocuğunun gıyabi mezarını yaptıran da var, çocuğunu bulanlara oturduğu evi vereceğini vaat eden de. Aileler “Çocuğumuzun cenazesi bile bulunsa sevineceğiz” diyor.

‘ONU GERİ VERSİNLER’ Yusuf Kazdal, 9 yaşında, ilkokul 3. sınıf öğrencisiydi. 30 Mart 2009 sabahı, erken saatte Trabzon’un Of ilçesindeki evinden arkadaşlarıyla oynamak için çıktı. Her zamanki gibi arkadaşlarıyla oynayacak, sonra da evine dönecekti. Yusuf, öğleden sonra saat 14.30 gibi arkadaşlarının yanından ayrılarak tek başına evinin yolunu tuttu. En son arkadaşlarına veda ederken gördüler onu. Yusuf’tan o günden beri haber alınamıyor. Babası Tahir Kazdal, inşaat işçisi. Yaklaşık 4 yıldır her gün Yusuf’u arıyor. Gözü yaşlı babanın bugüne kadar Başbakan’dan Cumhurbaşkanı’na kadar kapısını çalmadığı kimse kalmamış. Tahir Kazdal, “Günlerce gece yarılarına kadar aradım oğlumu. Emniyetten jandarmaya arama kurtarma çalışmalarına katılmayan kalmadı. Hiçbir haber alamadık. Cumhurbaşkanı’na mektup gönderdim.

İlgileneceklerini söylediler ama hiçbir şey yapılmadı. Oğlum ölmüş olsa bile onu bana geri versinler” diyor. Evinin bahçesine gıyabi mezar yaptırarak üzerine oğlunun adını yazan bir baba Tahir Kazdal. “Oğlumun gıyabi mezarını yaptırdım diye savcılık soruşturma açtı. Gelip mezarı açtılar. Ben çocuğu oraya gömmüşüm sanki. En azından bir hatırası olsun istedim. Yazıklar olsun” diyerek tepkisini dile getiriyor. Baba Mehmet Daşkın, 12 yaşında ortadan kaybolan oğlu Nurullah Daşkın için çalmadık kapı bırakmamış. ‘ŞEHİR ŞEHİR ARADIM’ Nurullah Daşkın 12 yaşındaydı. Muş Bulanık ilçesinde henüz 6. sınıfa gidiyordu Nurullah. Şu an ailesinin yanında olsa lise 1’e gidiyor olacaktı. Nurullah’ın kaybolduğu günü babası Mehmet Daşkın ağlayarak anlatıyor: “2009 yılının Mayıs ayıydı. Saat 16.00 sıralarında arkadaşlarıyla oynarken arkadaşlarına ‘Ben çarşıya gidiyorum’ diyerek veda etmiş. Onların yanından ayrıldıktan sonra da bir daha gören yok. Arkadaşlarından 2’sinin anlattığına göre çarşının girişinde iki adamla konuşurken görmüşler en son. Kaybolduğu andan itibaren günlerce aradık. Burası çok küçük bir yer, nasıl böyle bir şey olur? İçişleri Bakanı’yla bile görüştüm. Ama hiçbir haber alamadık. Annesi (Kibar) ilaçlarla ayakta duruyor şu an.Akşam yine eve geldim baktım ki fotoğraflarını öperek ağlıyor. Cenazesine rastlayacağım diye korkuyordum ama şimdi bir kemiğini bulsam razıyım. En azından bir mezarı olsa da başına gidip ağlasam. Binlerce telefon aldık. Ama herkes para peşinde. Aramadığım yer kalmadı. Diyarbakır, Adana, İstanbul, İzmit, Batman, Ağrı, Van gibi onlarca şehirde tek başıma aradım onu. Bir komisyon hazırlasınlar da şu çocukları bulsunlar. İlk kaybolduğu günlerde milletvekilleri konuşuyorlardı ama şimdi o da kalmadı. Dermanımız kalmadı. Artık sağlığımızı kaybediyoruz. Meclis’te boş yere kavga edeceklerine gelip bu annelerin gözyaşlarını dindirsinler. Ölü veya diri çocuğumu versinler. Sadece bir evim var, onu vereceğim. Yeter ki çocuğumu bulsunlar.” MİLLİYET