Telefona en iyi bakan sesler

Telefon çalıyor ve ofis çalışanları arasında her yıl düzenlenen Japonya Telefon Cevaplama Yarışması başlıyor.

Telefona en iyi bakan sesler

Telefon çalıyor ve ofis çalışanları arasında her yıl düzenlenen Japonya Telefon Cevaplama Yarışması başlıyor.

japonTakım halindeki kare desenli yeleği ve eteğiyle genç bir yarışmacı, telefonu alıp, elleri titreyerek, "Size nasıl yardımcı olabilirim?" diyor. Japonya'da patronların onlarca yıldır tercih ettiği tiz sesli hitap tarzıyla adeta cıvıldıyor. Evet anlamında başını sallayıp eğiliyor, sonra, sanki tedirginliğin ve zorlanmanın etkisiyle, yüzü buruşuyor. "Yardımcı olmak için ne gerekiyorsa yaparım" diyor. Japonya'nın dört bir yanından ofis çalışanları yarım yüzyılı aşkın bir süredir her yıl toplanıyor ve ülkenin en iyi telefon cevaplayan kişisi olmak için yarışıyor. Ulusal çapta düzenlenen yarış için bu yıl rekor bir sayıyla 12 bin 613 ofis personeli başvurdu. Ve dördü hariç, hepsi kadın olan altmış finalist belirlendi. Etkinliğin organizatörleri , yarışmacıların on yıl öncesine göre iki kat daha çok rağbet gösterdiklerini belirtiyor. Onlara göre talepteki yoğunluk hem Japonya'da nezakete verilen önemden, hem de genç Japonların temel terbiye kurallarını unuttukları konusunda bazı işverenlerin duyduğu kaygıdan kaynaklanıyor. Japonya'da neredeyse 700 milyar yen (6,85 milyar dolar) büyüklüğünde bir sektör olan dış kaynak kullanımı ve profesyonel çağrı merkezleri, telefonlara profesyonel anlamda cevap vermeye dayalı yeni bir alan oluşturmuş durumda. Nazik bir ofis çalışanı, ilk veya ikinci çalışında telefonu açar; elde olmayan sebeplerden telefon en az üç kere çalarsa arayandan özür diler. Konuşma resmi ve saygılı bir dille sürdürülür, araya, "bunu sorduğum için çok üzgünüm ama..." gibi ifadeler serpiştirilir. Konuşmanın sonunda, arayan kişi ahizeyi kapatmadan telefon kapatılmaz. Tokyo'da SBI Menkul Değerler'e ait çağrı merkezinin müdürü olan ve çalışanlarını beş yıldır yarışmaya gönderen Keiko Nagashima, "Zorlamasız nezaket göstermek hiç kolay değildir. Kulağa robot gibi gelirseniz arayan kişi kendini rahat hissedemez" diyor. Nagashima'nın adayı Mika Otani, örnek cevaplar yazmış ve bir aynanın önünde pratik yapmış; hançeresini açarak ve diksiyon çalışarak altı ay boyunca yarışmaya hazırlanmış. Fakat 26 yaşındaki Otani gelenekle yetinmeyi düşünmüyor. O kendini modern bir kadın olarak görüyor ve tiz bir hitap şeklinden uzak duruyor. "Ben bir finans kurumunda çalışıyorum, kulağa çizgi film karakteri gibi gelmek istemem" diyor. Onun bu yaklaşımı, Japonya'da işyerlerinin yavaş yavaş değiştiğinin de bir göstergesi. 1986'da çıkan bir cinsiyet eşitliği yasasıyla kadınların kıdemli pozisyonlara yükselmesi , en azından kâğıt üstünde, kolaylaştırılmış ve işyerinde ayrımcılık yasaklanmıştı. Ancak aradan neredeyse otuz yıl geçmesine rağmen ülkede yöneticilerin yalnızca yüzde 11'i kadın. Telefonlara bakmak çoğunlukla kadın işi olarak görülüyor. Yarışmada Otani heyecanla sahnenin ortasındaki çalışma masasına geçiyor. Bir eliyle ahizeyi alıyor, öbür eliyle zamanı tutarak ritmini korumaya çalışıyor. Her yarışmacı üç dakikalık bir konuşmadan geçiyor. Hakemler onları Japoncanın telefon adabındaki şaşmaz kurallarıyla değerlendi r i yor; tonlama, ses şiddeti, konuşma hızı , telaffuz, diksiyon ve kelime seçimine bakıyor. İyi bir yarışmacı doğru yerde duraklar, resmiyeti bozmadan sevecenliğini korur. Dikkatini ve empatisini belli edecek uygun ünlemleri kullanır. Otani'nin konuşması pürüzsüz gidiyor. Fakat ona rağmen ne o, ne de öbür yarışmacılar, bir telekomünikasyon devi olan NTT'nin çağrı merkezi operatörü Kiyomi Kusunoki'yle boy ölçüşemiyor. Kusunoki'nin tonlaması, hitapları ve duraklamaları kusursuzca ağzından dökülüyor. Sıra görkemli ödül törenine geldiğinde onu birinci ilan ediyorlar. Otani için tek teselli, Kusunoki'nin de tiz bir sesle konuşmaması. THE NEW YORK TIMES
Paylaş:



İlginizi Çekebilcek Diğer Yazılar
  • Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi tarafından bu yıl 9’uncusu düzenlenen Uluslararası İletişim Günleri, açılış konferansıyla başladı.
  • Trafikte zaman kaybetme derdi olmadan, ofis ortamı yerine evinin konforundan çıkmadan çalışmak, yakın zamana kadar birçok kişinin hayallerini süsleyen
  • Uzmanlar, yardımsever olmanın, kişinin maddi - manevi verdiği desteğin daha iyi hissetmesini sağladığını vurguluyor.
  • Yapılan bir araştırmaya göre çalışanların en üretken olduğu zamanın pazartesi günü saat 10:01 olduğu ortaya çıktı.
  • Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Anksiyeteyi anlattı. ‘Kibir, öz beğenidir. Bencil insanlar bu yüzden mutlu olamıyor. Çünkü insanın psikolojik doğası yalnız y
  • Tatilin ardından yeniden mesaiye başlayanlar, adaptasyon güçlüğü çekebiliyor. Tatil dönüşü kendinizi keyifsiz, yorgun, bitkin hissediyor, uykusuzluk v
  • Randevu Al