Hipnoza Kabul

Paylaş:

Çeşitli nedenlerle Bilinçli Hipnoz Merkezi'ne başvuranlar, hemen hipnoz seansına alınmamaktadırlar. Kabul öncesinde başvuru konusu, kişi hakkında ön bilgiler edinilmekte. Konu hipnozu ilgilendiriyorsa, randevu verilmektedir. Randevu günü gelen kişiye bilgi formu doldurtularak, bu form ile birlikte ön görüşmeye alınmaktadır. Bu görüşmelerin amacı, başvuran kişiyi ve sorunlarını tanımak ve bu bilgiler doğrultusunda hipnoza gerek olup olmadığını araştırmaktır.

Bu görüşme sırasında başlıca üç konuya dikkat edilmektedir:

1- Kişi ile hipnotik ilişki kurulabilir mi?

2- Kişinin sorunu hipnoz ile ilişkili mi?

3- Kişi kendi özgür iradesi ile bu sorunu çözmeye hazır mıdır?

Konuşma sırasında kişinin dikkati, kavraması, hipnoza bakış açısı incelenerek iletişim kurulması zor olan aptal, bunak, geri zekalı ve akıl hastası olup olmadığı öğrenilmektedir. İletişim kurulamayacak derecede sorunları olanlar daha sözün başında bu metotdan yararlanamayacakları söylenerek kabul edilmemektedirler.

İletişim kurulabilecek düzeydekilere ikinci olarak ne amaçla geldikleri sorularak o konu araştırılmaktadır. Söz konusu şikayetlerin diğer metotlarla çözümü konusunda tedavi olup olmadığı araştırılmakta, gereken labaratuar araştırmaları istenmektedir. Son olarak da kişinin bu sorunları kabul ederek özgür isteği ile değiştirmek isteyip istemediği öğrenilmektedir. Bu işlemler sonunda iletişim kurulabilecek zekaya sahip, sorunu hipnoz alanına giren ve bu sorunu çözmeye istekli başvurucuya hipnoz hakkındaki bilgisi sorularak görüşme sonuçlanmaktadır.

Yapılan çalışmanın ilaçla tedavide olduğu gibi somut maddeler aracılığı ile yapılmadığı işaret edilerek hipnoz ve işlevi hakkında bilgi verilmektedir. İnsanın inanmadığı, bilmediği bir konuya ve kişiye bilgisayarını teslim edemeyeceği ifade edilerek önce hipnozu tanıması, ardından bu konuya olumlu bakması ve aracılık yapacak uygulayıcıya güvenmesi gerektiği belirtilmektedir.

Bilinçli Hipnoz Metodu'nu tanıyabilmesi için kişi, Hocamız Merhum Dr. Hüsnü İsmet Öztürk'ün "mayalanma" diye tanımladığı hipnoza hazırlık toplantısına davet edilmektedir. Belirli gün ve saatte yapılan toplantıya, ön görüşmeleri yapılan hipnozla tedaviden yararlanacağı düşünülen gönüllüler ve tedavisi devam eden kişiler katılmaktadır. Yaklaşık bir saat kadar süren bu toplantıda Bilinçli Hipnoz hakkında bilgi verilmekte, hipnozun tarihi, günümüzdeki yeri, bilimsel çizgisi anlatılarak zihinlerde var olduğu düşünülen sorular yanıtlanmaktadır. Daha sonra birkaç gönüllü üzerinde uygulama yapılarak olayı görmeleri sağlanmakta, son bölümde ise hipnoza derin girenlerin yaşadıkları operasyonlardan birkaç örnek, film veya video aracı ile izletilmektedir. Bu toplantının sonunda katılımcılara evlerine gitmeleri ve rahat bir anlarında vicdanları ile başbaşa kalarak kendilerine üç soru sormaları önerilmektedir. Bu sorular: Hipnoza, olabileceğine inandım mı? Tanıdıktan sonra sana yardımcı olan hekimine karşı itimat ve güven duygusuna sahip miyim? Bu metotla sorunumu gerçekten çözmek istiyor muyum? şeklinde olmaktadır. Son olarak, hepsine evet diyorsan hipnoz için başvur. Yok inanmıyorsan, güvenmiyorsan ve istemiyorsan kesinlikle gelme. Herşey evetse hipnoz denenebilir sözleriyle toplantı sona ermektedir.

Mayalama toplantısında olumlu düşüncelerle ayrılan başvurucu randevu alarak ilk seansa katılabilir.

İLK HİPNOZ VE...

Uygulayıcı başvuru sahibine mayalamada verdiği bilgilerin bir özetini tekrarlar. Hâlâ takıldığı ve öğrenmek istediği bir eksiklik olup olmadığı araştırılır. Eğer varsa cevaplar. Sonuçta herşey aydınlanmış istek devam ediyorsa uygulayıcı hipnoza geçerek beklenti ve istekleri doğrultusunda telkinde bulunması konusunda kendisine yetki vermesini ister. Gönül rızasıyla verilen yetkiden sonra hipnoz başlayacaktır. Uygulayıcı deneği rahat bir koltuğa oturtur. Söze başlayarak hipnoz öncesi bilgilendirmeye ve hazırlamaya çalışır. "Bu ilk defa, heyecanlı olabilirsin... İnsan olarak araştırıcı olabilirsin... Hipnoz sırasında farklı şeyler düşünebilirsin... Elimi oynatabilirmiyim?, gözlerimi açabilir miyim?, gibi davranışlara kalkabilirsin... Bunların hepsi normal... Herkes ilk seansta hipnoza girip girmediğini farketmeyebilir. Bu önemli değildir. Birkaç seans sonra gözünün açık veya kapalı olması da önemli değildir. Korkacak bir şey yok. İnsanoğlunun yüzde seksen beşi üç ile beş seans sonra hipnozu yaşadığını kabullenebiliyor... İlk defada girip sorunlarını daha ilk anda çözenler de var... "Bana yardımca olursan yolu ve süreyi kısaltırız... Bir süre sonra gözlerine doğru bakacağım... Gözlerime doğru kıpırdamadan bakmanı istiyorum... Eğer iki gözüme bakmak seni zorluyorsa tek gözüme de bakabilirsin... Ama hiç oynatmadan bakmanı istiyorum... Bu arada da özellikle solunum sistemin ile ve fizyolojik konularda isteklerim olacak... Düşünmeksizin yardımcı olursan daha ilk seansta istenilen derinliğe erişiriz... Derin derin nefes al... Gevşe kendini bırak rahatla" gibi komutlara yardımcı olabilirsin... "Farzet ki gözlerin kapalı beni dinliyorsun... Herşeyi hatırlayacaksın... İlk seanslarda dışarıdaki sesleri duyabilirsin ama birkaç seans sonra o sesler önemsenmeyecek, benim sesim baskın çıkacak... Korkacak bir şey yok... Şimdi rahatça arkana dayan, gözlerime doğru bakarken rahat ve düzenli nefesler alıp ver. Daha derin ve güçlü nefesler alabilirsin... Her nefesle göz kapakların daha da ağırlaşacak... Öylesine ağırlaşacak ki, istesen bile açık tutamayacaksın... Göz kapakların daha da ağırlaşıyor... Sanki kirpiklerine taş bağlanmış gibi... Sanki kat kat göz kapağı eklenmiş gibi... Şimdi daha derin üç nefes almanı istiyorum. Her nefesle daha da rahatlayacaksın... İçindeki heyecan gitgide daha da azalacak... Çok daha neşeli, çok daha sağlıklı olacaksın... İstediğin, inandığın için başaracaksın. Göz kapakların daha da ağırlaştı neredeyse tamamen kapanacak. Açık tutmakta zorlanıyorsun... Şimdi dilersen kapayabilirsin... Çok güzel.... Göz kapakların iyice kapanıyor... Şimdi daha derin nefesler alarak gözlerini kapatabilirsin... Göz kapakların artık kapandı... Birbirine daha da kaynayacak. Sanki tutkalla yapışmış, birbirine dikilmiş gibi... Şimdi senden olağanüstü derin yedi nefes almanı istiyorum... Yedinci nefesle birlikte bedenin tamamen gevşeyecek... bir hamur haline gelecek... Sanki felç olmuş gibi... İstesen de ellerini ayaklarını oynatamazsın... İstesen de gözlerini açamazsın... Ama bilincin... Çok açık olacak... Tıpkı bir bilgisayar gibi... Sesimi duyacak, işitecek ve rahatlayacaksın... Şimdi senden tekrar derin ve güçlü nefesler almanı istiyorum... Derin... Derin daha derin. Daha güçlü nefesler... Sağ elinde bir güç bulacaksın. Başparmağın içeride olmak üzere diğer parmaklarını üzerine kapatıver... Bedenin daha da gevşiyor, çok rahatlıyor. Bedenin sanki ceset gibi... İstesen de kıpırdayamaz... Avucunu daha kuvvetli sık ve şu ana kadar aldığından çok daha güçlü yedi nefes al... Her nefesle daha güçlü, daha sağlıklı, yaşama bağlı, ferah ve rahat olacaksın ve bu andan başlayarak kendi bilgisayarını yönlendirecek, yeni bir sayfa açacak ve başaracaksın... Sen güçlü bir insansın... Sende yapısal hiçbir bozukluk ve kusur yok... Önünde yaşanacak uzun ve güzel yıllar var... Seni seven dostların ve yakınların var... Onlar için ve istediğin için başarabilirsin. Kendi geleceğin için çalışmak ve öğrenmek zorundasın... Bu sınavı kazanmak için her dersi ve her konuyu hoca ayırımı yapmadan çalışacaksın... Sıkılmadan ve bıkmadan çalışacaksın. İstediğin, inandığın ve kendin için çalışacaksın... Sen başarılı bir insansın. Gerçekten başarılı olmasaydın bu günlere ve bu sınıfa gelemezdin... Yeterince kullanamadığın potansiyelinin daha fazlasını kullanabilirsin... Bir okumada, bir görmede, bir dinlemede öğreniş, hiç unutmadan sınavlarda hatırlayıp başarabilirsin. Öğrenme, belleme ve kavrama merkezlerine daha iyi kullanabilirsin... Şimdi derin nefesler alarak içindeki tembelliği ve dikkatsizliği avuçlarına hapsetmeni istiyorum... Her dersi severek ve isteyerek çalışacaksın, kendin için, geleceğin için çalışacaksın... Dersi derste öğrenebilirsin. Dersin başladığı anda sağ elini kapatıp üç derin nefes aldığında gözlerini kapatmasan da hipnoza girecek sıkılmadan ve bıkmadan dersi dinleyecek ve unutmayacaksın... Eğlenceyi ve gezmeyi sınavın sonuna erteleyecek, süreyi kendin ve geleceğin için çalışarak geçireceksin. Her dersi ve her konuyu çalışmak ve öğrenmek zorundasın... Sınava; eğlenceye, gezmeye, sinemaya gider gibi rahat gideceksin... Sınavın başladığı anda sağ elini kapatıp üç derin nefes alarak soru ve yanıtlarla bütünleşeceksin çevrede ne olursa olsun ilgilenemeyeceksin... Kavga gürültü de çıksa ilgilenmeyeceksin... Süreyi sonuna kadar egoistçe kendin için kullanacaksın. Ne sorulduğunu dikkatlice okuyacak, bildiğin yanıtları kaydırmadan işaretleyeceksin... Zaman alan veya bilemediğin sorulara takılmayacak; hemen derin bir nefes alıp diğer yanıtlara geçecek, aklını önceki sorularda bırakmayacaksın... Süreyi sonuna kadar kullanıp başaracaksın... Sen istersen sınav boyunca her türlü fizyolojik ihtiyaçlarını da erteleyebilirsin... Bunu başarabilirsin... İdrarını da durdurabilir, susuzluğunu da erteleyebilirsin... Bunu başaracaksın. Sınavda değil, sanki evde soruları yeniden yanıtlıyor gibi rahat olacaksın..." gibi, daha ilk seansta eğitsel hipnoza başlanır... Bu yüklemenin ardından tekrar derin nefesler aldırarak ikinci bölüme geçilir. Bu bölümde uygulayıcı; ilk söylediklerini öğrencinin ağzından tekrarlayarak kabullenmeyi hızlandır... Ondan tekrarlamasını ister.

"- Kendim için çalışacağım... Her dersi çalışacağım... Sınava değil sanki eğlenceye gider gibi rahat olacağım... Sınavın başladığı anda hipnoza girip, soru ve yanıtlarla bütünleşeceğim..." gibi.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM VE RAHATLAMA

Seansın üçüncü bölümünde ise benzeri telkinler hipnoz altında rahatlayan gönüllüye moral ve güç veren bir yaklaşımla tekrarlanır.

"Sen akıllı ve zekisin... Bu sınavı kazanacaksın... Her dersi severek çalışacak, hiç unutmayacaksın... Kullanamadığın yeteneklerini devreye sokacak, kendin ve geleceğin için çalışacak ve başaracaksın" Gibi devam ederek, sona doğru; "Her geçen seansta daha derin hipnoza gireceksin... Daha gözlerine bakar bakmaz hipnoza gireceksin, böylece hedefe daha kolay ulaşacaksın. Telkinleri hatırlayıp hiç unutmayacaksın. Başlangıçta tekrar gibi gelse de fırsat buldukça kendi kendine konsantre olmalı ve oto hipnozu başarmalısın... Akşamları yatarken mutlaka telkinleri hatırlayıp tekrarlamanı istiyorum... Başını yastığa koyunca üç tane derin nefes al... Ardından gözlerini kapatıp üç derin nefes daha al... Sonra hatırında kalan telkinleri içinden tekrarla ve üç derin nefes daha al... Bir süre sonra uykuya dalacak, sabahleyin dinlenmiş ve dinç olarak kalkacaksın... Her geçen gün daha neşeli daha sağlıklı ve başarılı olacak kendin ve geleceğin için çalışacaksın..."

HİPNOZDAN ÇIKMA

Seans sonunda hipnozdan dışarı çıkarırken... "Şimdi senden tekrar derin nefesler almanı istiyorum, alacağın yedi derin nefesten sonra, göz kapaklarındaki ağırlık yavaş yavaş kalkacak, gözlerin yavaşça aralanacak... Gözlerin açıldıktan biraz sonra bedenin de eski haline gelecek ve hipnozdan tümüyle çıkacaksın... Telkinleri hatırlayacak ve unutmayacaksın... Güzel... Güzel; göz kapakların artık aralanabilir. Şimdi tamamen aralandı... Kısa bir süre sonra bedenin de eski gücüne kavuşacak... Biraz daha dinlenebilirsin... Şimdi kalkabilirsin."

Birinci seans tamamlanmıştır, birkaç gün sonraya randevu verilerek ikinci seans programlanır. Bu arada telkinleri hatırlaması, gözden geçirmesi öğütlenerek, başkalarının yanında gözlerini kapatmadan elini kapatarak üç derin nefes alarak da kendi kendine konsantre olabileceği söylenir.

Birkaç seans içerisinde yüzde 90 oranında gelişme tespit edilir. Öğrenci sorumluluk duygusu kazanarak düzenli çalışma isteği alışkanlığı kazanır. Her derse, her konuya zaman ayırarak çalışır. Ders çalışırken ve dersi izlerken, otohipnoza girerek sıkılmadan ve bıkmadan daha uzun süre dikkatini verir. Ders çalışırken aklı başka yerde olmadığı için çalıştıklarını kavrar ve unutmaz. Artık düzenli çalışan, kendine güvenen bireyin sınav heyecanı ve stresi de elimine edilerek; sınav öncesi tatlı bir uykuya dalıp sınav sabahı dinlenmiş olarak kalkması başarılır. Sınav için evden otohipnoza girmesi öğütlenir. Tüm heyecan ve stresi evde bırakması telkin edilir. Evden sınava giden öğrenci yol boyunca eğlenceye, gezmeye gider gibi rahat ve huzurludur. Sınav yapılacak yere gelince tekrar otohipnoz yapması öğütlenir. Sınav öncesi çevresinde ki diğer adaylardan etkilenmemesi, rahat ve stressiz durumun kollanması içindir. "Sınav salonuna alınana kadar çok rahat olacaksın" komutuyla başarılır. Son olarak da sınav salonunda sınavın başladığı anda elini kapatıp üç derin nefes alarak otohipnoza girmesi istenir. Yeterince hazırlanmış ve hipnoza alınmış öğrenci, sanki evde ödev yaparcasına heyecansız ve telaşsız kendinden emin soruları yanıtlar. Bu arada çevresinde olup bitenle ilgilenmez. Süreyi sonuna kadar kullanma rahatlığı ile daha fazla yanıtlama şansını yakalar.

Eğitsel Hipnoz konusunda Bilinçli Hipnoz Merkezi dershane ve doğrudan öğrenci uygulamaları olarak yaklaşık bine yakın uygulama yapmıştır. Alınan sonuçlar, daha ilk seanslardan başlayarak çalışma azmi ve hırsında artmsı; bazı dersleri sevmeyerek çalışmayanlarda o derse karşı ilgi ve istek duygusunun gelişmesi, düzenli ve dikkatli ders çalışma alışkanlığı edinilmesi ve sınavlar sırasında tekrar çözüm rahatlığı kazanılmasıdır. Başarı oranı yüzde 90'a ulaşmıştır.

Eğitsel hipnoz, üniversite ve kolej sınavına hazırlananlara ve bunların dışında daha ilkokula başlarken gitmek istemeyenlere, ara sınıflardaki ders çalışma alışkanlığını elde edememiş öğrencilere uygulanmış, ayrıca dersi bozan hiperaktif az sayıda çocuğu da uygulanmış ve başardıkları gözlenmiştir.

BİR LİSAN İKİ İNSAN MI?

Zaman süratle akıp gidiyor demiştik. Hazır eğitimden söz ederken bir konuya daha değinmek istiyorum. Günümüzde bir lisan bir insan derken bir lisan da yetersizleşti. Gelecekte lisan bu kadar önemli olacak mı diye hiç düşündük mü? Son yıllarda yapılan çeviri aygıtları ve gelişen teknoloji ile internet ağında lisandan lisana otomatik çeviri yapılıyor. Fransızca yazılı bir metni dilerseniz İngilizce olarak karşınızda bulabiliyorsunuz... Herhalde önümüzdeki yüzyıl başında herkes kendi lisanıyla yetinecek... Karşı taraf konuşmaları kendi lisanıyla anlayacak... Belki aradan asırlar geçecek... Konuşmaya bile gerek kalmayacak. İnsan birbirine bakarken veya bir başka canlıyı izlerken ne demek istediğini anlayıp konuşmadan da cevabını bir bakışla aktaracak...

O zaman dile, dişe, damağa ve ses tellerine bu kadar ihtiyaç olacak mı yoksa bu organlar işlevlerini mi kaydedecek? Daha açıkçası insanoğlu kendi bilgisayarından daha fazlasını devreye alabilecek mi?

“Mayalama”dan söz etmiştik. Bu bölümle ilgili değerli gazeteci yazar Abdülkadir Yücelman’ın Cumhuriyet Gazetesi’nde yayınlanan 18 Şubat 1982 tarihli ropörtajından bir bölümü onun kaleminden aynen aktarmak istiyoruz; duyulan, görülen, ancak inanılmayan bir olay.

HİPNOZ

İstanbul sayılı soğuklarından bir günü yaşarken, Pangaltı, Ergenekon Caddesi Akasya Apartmanı’nın ikinci katında bir dişçi muayenehanesinin geniş salonunda sıra sıra iskemlelere oturmuş 60’a yakın dinleyici ve ayakta duran bembeyaz önlüklerini giymiş en az 10 doktor kürsüdeki bir başka doktoru dinliyorlar. Doktorun hemen yanı başında rahat, geniş ve yaslanır deri bir koltukta hasta oturuyor. Kürsüdeki doktor Ali Eşref Müezzinoğlu. Kendisi ülkemizde ilk kez Bilinçli Hipnoz yöntemini geliştiren Opr. Dr. Hüsnü İsmet Öztürk’ün öğrencisi ve ölümünden sonra da aynı yolda giden bir tıp adamı. Ve biz işte o karlı bir kış günü yapılan, haftalık toplantılardan birindeyiz. Bu toplantıya doktorun deyimi ile “mayalama” diyoruz. Bakalım biz de mayalanacak mıyız?...

Doktor Müezzinoğlu, toplantıyı kısa bir konuşma ile açıp, hipnozun amacını ve yararlarını saydıktan sonra, koltukta oturan hastanın başını iki elleri arasında alıp telkine başlıyor “Ferah nefesler alarak yüksel, talebin doğrultusunda inanca ve güce ulaşacağını, alacağın her nefesin telkinlerin etkisinde daha da çoğalacağını, tamamen gevşeyeceğini kabullenerek yüksel” Şakakların ve alnın parmaklarla ovuşturulması sürerken, doktor telkine devam etmektedir. “Şimdi tamamen ferah bir nefes alarak, kendini tamamen telkinlere terk ederek, daha güçlü olarak yüksel. Üç derin nefes alarak yüksel, ferah nefesler alarak yüksel, daha derin, daha güçlü olarak yüksel, huzur dolu nefesler alarak yüksel...” Bu telkin tüm 135 saniye sürmüştür.

Hasta gerçekten bir hipnoz alemine girmiş ve doktor ile hastanın gerçekten hipnoza girdiğini anlamıştır. Ve doktor ile hastanın arasında konuşma başlamıştır.

- Şu andan itibaren alacağın her nefesle, hayata daha bağlı, daha huzur dolu, neşeli ve ferah olacaksın. Beni duyuyor musun?

- Evet

- Adınız nedir?

- N.................

- Evli misiniz?

- Evet

- Çocuğunuz var mı?

- Evet iki tane.

- Dışarıdaki otobüs seslerini duyuyor musunuz?

- Evet.

- Şimdi eline iğne batıracağım ve sen bir an duymayacaksın.

Ve doktor Müezzinoğlu yardımcısının hazırladığı iğneyi hastanın elinin üstünden bir tutam deriyi kaldırıp, bir tarafından batırıyor ve öbür tarafından çıkarıyor. Hastada hiçbir hareket yok. Doktor yine soruyor.

- Nasıl bir acı duydun mu?

- Hayır

Hasta ile birlikte salondaki topluluk şimdi mayalanmak için hazırdır. Müezzinoğlu söylüyor ve topluluk hep birlikte gözleri kapalı tekrarlıyor: “Huzura ulaştım... Güce kavuştum... Şifa buldum... Hayatı seviyorum... Renkli görüyorum... O nedenle her geçen gün daha neşeli... Daha sağlıklı... daha huzurlu.... daha farklı olacağım... Şifa buldum... Şifa buldum...”

Mayalanma bitmiştir ve sıra hipnozla yapılan diş çekme, tırnak, guatr ameliyatı, safra kesesi ameliyatı ve doğum sırasında çekilen filmlerin gösterilmesine gelmiştir. Bunlardan ikisi gösterildikten sonra seans son bulur.

Bu bağlamda Gazeteci-yazar Emin Demircioğlu’nun 1996 yılında Son Havadis Gazetesi , “Günün Sohbeti” köşesinde yayınladığı yazısından büyük bir bölümü sunuyoruz:

HİPNOZLA EĞİTİME DOPİNG

Üniversiteye hazırlanan gençlere, hipnozla moral ve güven veriliyor.

Tıbbi Hipnoz Derneği Başkanı Ali Eşref Müezzinoğlu, hipnoz’u içe bakma, bilinçaltını isteğe bağlı yönlendirme olarak tanımlıyor. Dernek çalışmalarının yanısıra bir dersanede üniversiteye hazırlanan gençlere eğitimlerinde yardımcı oluyor. Ders çalışmaya konsantre olamayanlara, planlı şekilde çalışamayanlara, sınavlarda panikleyip bildiği şeyleri bile yapamayanlara, öğretmene olan olumsuz tepkisini dersle birleştirdiği için bazı dersleri sevmeyenlere, hipnozla moral desteği ve güven veriyor.

Hipnozla ağrısız diş çekmenin yanısıra, sigara, içki ve öteki kötü alışkanlıkları bıraktırıyor, çocuk yapmaktan korkan kadınların korkularını yenmelerine ve hamile kalmalarına hipnozla yardımcı oluyor.

HİPNOZ NEDİR?

Pekiyi ama, nedir bu hipnoz? Hipnotizma ile hipnoz arasında ne fark var?

Bu soruları yönelttiğimiz Ali Eşref Müezzinoğlu, hemen tanımlama yaparak konuşmasına başlıyor: “Hipnoz, içe bakma, bilinçaltını isteğe bağlı olarak yönlendirme demektir. Pür dikkat izlenen bir TV dizisine konsantre olduğumuz anda bize seslenildiğinde, seslenen insanı duymadığımız gibi, uyku öncesi rehavet ya da sabah mahmurluğu gibi bilinç yerindeyken, bilinçaltına yönelme demektir. Bir kimyasal reaksiyonda “katalizör” nasıl ki, reaksiyonu çabuklaştırıp kolaylaştırıyorsa, hipnoza yardımcı olan kişi de insanların içlerine bakmalarına, bilinçaltına yönelmelerine yardımcı olmaktadır.”

BEYİN KAPSULLERİNE KATKI

Bilimsel olarak, insanın beyin kapasitesinin ancak yüzde 1-2’sini kullandığını kanıtlamıştır. “İzafiyet Teorisi”nin mucidi ve IQ’su yani zeka derecesi 148 olan Albert Einstein’in bile beyin kapasitesinin ancak yüzde 2’sini kullanabildiği dikkate alındığında, beyin kapasitemizin yüzde 90’ınını kullanamadığımız ortaya çıkmaktadır. İşte hipnoz, beyin kapasitemizin kullanabildiğimiz yüzde 1’lik kısmına bir miktar daha eklemek demektir. Tabii ki, bütün bunlar kişinin isteğiyle, bilinci yerindeyken yapılmaktadır.

HİPNOZ, TIBBIN EMRİNDE

Pekiyi ama, derneğin adı Tıbbi Hipnoz nasıl bir şey oluyor? Tıbbi hipnoz yaşamın hangi alanlarında kullanılıyor?

Bu sorularımızı da yanıtlayan Dt. Müezzinoğlu, şunları söyledi: “Nasıl ki bir organımızdaki kesik veya yara bir süre sonra iyileşiyorsa, vücudumuzdaki bu kendini tamir yeteneğinin psikolojik ve psikosomatik problemlerin çözümünde de kullanılması mümkün. Hipnoz, insanın kendi kendisini yönlendirmesi olduğuna göre çevrede hoş karşılanmayan davranışların düzeltilmesinde, insanın kendi içinde hoşnut olmadığı davranışlarının değiştirilmesinde de kullanılabilir.

Hipnoz, uyuşturmadan diş çekme, ağrısız doğum, narkozsuz ameliyat gibi tıbbın emrinde olduğu gibi, güzel sanatlar, kültür ve spor etkinlikleri ve eğitimde de başarıyla kullanılabilmektedir. Batı ülkelerinde bunun örnekleri çok. Avrupa Hipnoz Birliği, belli dönemlerde, hipnozla ilgili veriler ve istatistikler yayınlamakta, Hamburg, Glaskow, Insburg, Selanik gibi üniversitelerde büyük önem verilmektedir.”

DERSANEDE HİPNOZ

Bir dersanede üniversiteye hazırlanan gençlere hipnoz uygulama fikri nereden çıktı?

Dt. Müezzinoğlu dersanede hipnoz çalışmalarını şöyle anlattı:

"Hipnozu önce ben kendi eşime ve çocuklarıma uyguladım. Eşim, hipnoz sayesinde ağrısız doğum yaptı. Kızım üniversiteyi kolayca bitirdi. Oğlum da bir başarılı bir öğrenci. Son 10 yıldan beri Türkiye’de tıbbi hipnoz çalışmaları yapılıyor. Türkiye’de bugüne kadar en azından 10 bin kişiye hipnoz uygulanmıştır. İnsanları bunun yararlarını gördükleri zaman çevrelerine de anlatıyorlar. İnsanlar Finlandiya’dan kalkıp bana geliyorsa, dertlerine çare buldukları içindir.

Gelelim dersane olayına. Bugüne kadar, değişik yerlerde gençlere yardımcı olmak amacıyla uyguladığımız hipnozun başarısı üzerine Beşiktaş’ta bir dersane, rehberlik gibi haftada bir gün hipnoz uygulamamı istedi. 100 kadar öğrenciyle önce konuşup, hipnozu açıkladım ve eğer istemezlerse, kesinlikle hipnoz uygulamayacağımı söyledim. Belli bir süre düşünüp kararlarını verdiler ve hipnoza başladık. Anketler yaparak elde ettiğimiz sonuçları gözledik. İlk iki seanstan sonra öğrencilerde, üniversiteye hazırlanırken ders çalışmalarında konsantrasyon eksikliği, düzenli ve programlı çalışamama sorunu, öğretmenlere duydukları tepkileri derslerle özdeşleştirerek bazı dersleri çalışamama, deneme sınavlarında heyecan ve paniğe kapılıp bildiği soruları yapamama gibi sorunları tamamen çözmüştük.

İLGİNÇ ÖRNEKLER

Dersanedeki ara dönem deneme sınavlarındaki başarıları ise öğrencileri bile hayrete düşürmüştü. Fikir versin diye birkaç örnek vermek gerekirse; Felsefe dersini sevmediği ankete kaydeden bir öğrenci, bir sonraki ankete 6 saat boyunca hiç kalkmadan felsefe çalıştığını yazmıştı. Matematiği sevmediğini belirten bir öğrenci de daha sonra, yorgunluğunu atmak için matematik problemi çözmeye başladığını kaydetmişti. En ilginç örnek ise ikiz öğrencilerdi. Dersaneye başladıklarında, biri derslerinde son derece başarılı olduğunudan hipnoz seanslarına katılmak istememişti, diğeri ise bıçak sırtında giden tiplerdendi. Hipnoz seanslarından sonra o bıçak sırtında giden, pek başarılı olmayan kardeş, başarılı olan kardeşini geçivermişti.

Hipnozu nasıl uyguluyorsunuz? Seans dediğiniz bölümler kaçar dakika oluyor?

Dt. Müezzinoğlu, şunları söyledi: “Genel bir fikir vermek, hipnozu tanıtmak ve dünyadaki uygulamalarını anlatmak için 30-40 dakikalık bir zaman gerekiyor. Bundan sonraki seanslara 4-6 kişi alıyoruz ve uyguladığımız hipnoz 15 dakikayı geçmiyor. Bir saatte 4 gruba seans uygulayabiliyoruz. 4-5 seanstan sonra da onları serbest bırakıyoruz.”

7 Nisan’da yapılacak üniversite sınavı için ‘bilgiyi öğrenmek değil kullanmak önemli’ temasını vurguladık. Dünyayla kilitlenmelerini sağladık. Hipnoz uyguladığımız öğrenciler, sınava kalkacakları gece, kendi kendilerine yapacakları (self) hipnozla rahat bir uyku uyuyacaklar. Sabah, kendilerini dinamik ve enerjik hissedecekler. Kahvaltılarını yapacak ve sınav yerine ulaşacaklar. Sınav yerinde heyecan ve panikten eser kalmayacak gayet rahat ve huzurlu olacaklar. İsimleri okunup çağırıldıklarında da, yerlerine oturtulduklarında da, yine hiç heyecan duymayacak, hiç paniğe kapılmayacaklar. Kağıtlar dağıtıldıktan ve başlamaları istendikten sonra adeta ‘top patlasa duymayacakları’ kadar konsantre olmuş şekilde soruları yanıtlayacak, ‘zamanı egoistçe ve sonuna kadar kullanacak’ ve en iyi sonucu alacaklar. Bu güne kadar yapılan deneme sınavlarında hipnoz almış öğrencilerin başarısı hep yüzde 90’ın üstünde seyretti.

Hipnoz, ilkokul öğrencilerine, ya da doktora ve doçentlik tezi vereceklere de uygulanabilir mi?

Dt. Müezzinoğlu, “Elbette her kesime her insana uygulanabilir” dedikten sonra konuşmasını şöyle sürdürdü: “Hipnozda ağrı hissedilmez. İnsandan kolunu yukarı kaldırıp kıpırdatmadan öylece tutması istendiğinde, 5-10 en fazla 15 dakika sonra kolunda bir uyuşma veya ağırlık hissedecektir. Oysa hipnozda, insan saatlerce öyle kalabilir. Hiçbir ağrı ve ağırlık hissetmez. Bilgisayarı düşünün, bilgisayara bir komut verdiniz. O komutu mekanik olarak sonuna kadar yapmıyor mu? İşte böyle bir şey...

Bilinçaltını yönlendirme ve telkin, yaptırıma dönüşüveriyor ve insan iğne batmasını, bir kesiği duymuyor, hissetmiyor, kanı bile akmıyor... Düşünün büyük bir salondaki 100 kişiye hipnotik konsantrasyon uyguladınız. Bunlardan 4-5 kişi hipnozu çok az hisseder. 65’i orta derecede, 20’si derin ve 15’i de ‘uyur gezer’ gibi hisseder. Kısacası, hipnozda yüzde 95 başarı sağlanmaktadır. Bu yüzden hipnoz eğitimde de başarıyla uygulanmaktadır.

Gönül ister ki Türkiye’de, hipnoz ve hipnotizma, bu yöntemleri kendi çıkarları için kullanmaya kalkacak fırsatçıların, dalaverecilerin elinde kötü amaçlar için kullanılmasını engelleyecek şekilde gerekli yasal önlerler alınsın; hipnoz, insanların genel yararı için, tek tek insanların bireysel çıkarları için değil, yararlı amaçlar için kullanılsın..