E-bültenimize kayıt olarak güncellemelerden haberdar olabilirsiniz.

İlk Evrede Yardım

Bir felakete hiç kimse asla hazır olamaz. Yeryüzü şiddetini gösterdiğinde evler, ağaçlar, insanlar, hayvanlar ve yaşamlar sallanır. İlk şaşkınlık anını takiben herkes önce yakın çevresini kurtarmaya, daha sonra oluşan ruhsal ve bedensel, maddi ve manevi zararları gidermeye çalışır. Bu evrede önce ne yapmak gerektiği, neyi yapıp neyi yapmamak gerektiği konularında kafalar karışır. İlk evrede yaşanan kargaşanın kaos haline gelmesini engelleyebilmek önemlidir.

 

Bir felaket durumu dışında da travmatik bir deneyim yaşayan kişilerle zaman zaman karşılaşırız. İlk anda nasıl davranılacağını bilmek oldukça işe yarar. Psikolojik ilk yardım ilk bakışta uygulanması kolay gibi görülen, basit kurallara sahip bir iştir ancak son derece stresli ve zor bir süreçtir. Bir yakının kaybı gibi önemli bir yaşam olayını takiben çevredeki kişilerce acil servislere getirilen acılı kişilere psikolojik ilk yardım uygulamak, varsa psikiyatrın, kurumda çalışan psikiyatr yoksa acil servis doktorunun işidir. Ancak çoğu zaman profesyonel tedavi ekibi de yaşanan yoğun acı karşısında nasıl yardım edeceğini bilemez.

 

Travmatik bir yaşam olayını takiben kişiyi rahatlamak için söylenebilecek pek fazla söz bulunmaz. Bu zor durumu geçiştirecek ilaç da yoktur. Önemli olan bu zor anda güvenebileceği bir kişinin yanında bulunması ve kendisini ifade etmesine izin vermesidir. Yardım etmeye çalışan yoğun biçimde empati yapabilir, kendisi de ağlayabilir. Ancak bu duygu ifadesi çok yoğun olursa yardımcı olan kişinin kendisi yardıma muhtaç hale gelmiş izlenimi verebilir. Polisler, itfaiyeciler, kurtarma ekipleri, acil servis doktorları, ambulans ekipleri çoğu zaman rahatlatıcı ve güven verici davranışları ile krizlerin büyümesini engellerler. Psikolojik ilkyardım esnasında yapılabilecek en büyük hata kendi duygularımızın şiddetine katlanamayıp olayı önemsizleştirme çabasına girmemiz olacaktır. “Depremi yaşayan tek sen değilsin ki” ya da “başkalarının başına daha kötü olaylar da geliyor, bu haline şükretmelisin” gibi sözler acılı kişide anlaşılmadığı hissi uyandıracaktır. Aklınıza gelen acı çekmiş tüm kişileri anlatarak onun kendisini daha rahat hissedeceğini sanmak hata olacaktır. Siz bu şekilde yardımcı olmaya çalışırken karşınızdaki kişi ne hissettiği, ne kadar acı çektiği hakkında hiçbir fikrinizin olmadığını düşünecektir. Herkesin acı karşısında göstereceği tutum ve kendini rahatlatma biçimi farklıdır. Bazıları çalışarak ve aklı olaydan uzak tutarak daha rahat ederken bazıları ise sessizce bekleyerek ya da ağlayarak rahatlayabilir. Travmayı yaşayan kişinin isteğine mümkün olduğunca uymak gerekir. Kendi duygunuzla baş edemeyip kişiye yardım etmeye çalışırken felaketi yok saymak, felaketi yaşayan kişinin acısını da yok saymak olacaktır. En uygun olan kişiye güven verici bir sakinlik sağlamak, hangi konuda konuşmak istiyorsa dinlemek, sessiz kalıyorsa sessizliğine ortak olmaktır. Bu ilk tepkileri engellemeye çalışmak felaketi yaşayan kişide kendisine destek olmaya çalışanların onun tepkilerine dayanamadığı hissini uyandırır.