E-bültenimize kayıt olarak güncellemelerden haberdar olabilirsiniz.

HAFIZAMIZI YİTİRİYORUZ

HAFIZAMIZI YİTİRİYORUZ

New York Times/ KEVIN DELANEY

Şifreleri, telefon numaralarını veya arabanın anahtarını nerede bıraktığımızı belki bu yüzden hatırlayamıyoruz.

 


Kılıç dişli bir kaplana görünmeden ormanda dolaşmak ve bu arada besinlerin nerede olduğunu akılda tutmak bir zamanlar ölüm kalım meselesiydi.

Bundan dolayıdır ki insan beyni bilgiyi depolayacak şekilde gelişti. Oysa son yüzyıllarda bu işi bizim yerimize (Gutenberg'in matbaa makinelerinden Steve Jobs'un iPad'lerine kadar) teknoloji yapmaya başladı.

Şifreleri, telefon numaralarını veya arabanın anahtarını nerede bıraktığımızı belki bu yüzden hatırlayamıyoruz. Hatta şempanzeler bazı hafıza testlerinde belki bu yüzden insanları geçiyor.
Neyse ki ileriyi (ve bazen de geçmişi) gören kimi uzmanlar hafızayı geliştirecek yollar arıyor.

Alman bir süper modelin küçük bir yardımıyla. Joshua Foer, "Einstein'la Ayda Yürümek: Her Şeyi Hatırlamanın Sanat ve Bilimi" adlı kitabında, "Evrim, özellikle iki şeyi ilginç bulacak, dolayısıyla akılda kalacak şekilde beyinlerimizi programladı.

Bunlardan biri şakalar, diğeri de cinsellik ve hepsinden fazla, cinsel içerikli şakalardır." Foer'in kendisine gelince, o çapraşık olay ve ayrıntıların her birini tanıdık bir yer veya odayla, hatta daha iyisi, komik ve iç gıdıklayıcı birer görüntüyle ilişkilendirerek hatırlamayı öğrenmiş.

Örneğin o görüntülerden biri, süzme peynir küpünde yüzen Claudia Schiffer. Bu yöntem o kadar işe yaramış ki, kız arkadaşının doğum gününü bile hatırlayamayan Foer bir yıllık bir antrenmandan sonra, 2006'daki ABD Hafıza Şampiyonası'nın finallerine kalmış. Maureen Dowd'un The New York Times'ta yazdığı gibi, tek gereken "birkaç numara ve iyi bir erotik hayal gücü" imiş. Fakat Foer'in yöntemi aslında yeni değil. Onun akıl hocaları eski Romalılardan ve 15'inci yüzyıl hukukçusu Ravenna'lı Peter'den ilham almışlardı. Neyi mi? "Hızlı hatırlamak istiyorsanız belleğe en güzel bakirelerin görüntülerini koymayı".
Hafızası zayıf ve aklı umutsuzca saf olanlar için başka çareler de var.

Hele ki İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra doğup artık ihtiyarlayan ve hafızasını canlandırmak isteyen kuşak için. Google "bellek yardımı"nın yanı sıra sayısız numaralar, teknikler, seminerler ve bitkisel destekler onların imdadına yetişiyor. Sinirsel geribesleme denen bu tekniklerden biri, bilgisayar teknolojisinden yararlanarak beyin dalgalarını yönlendirebildiğini ileri sürüyor.

Pahalı ve tartışmalı olan bu yöntem, destekleyenlere göre "dikkat, hafıza, ruh hali, kontrol, acı, uyku ve başka alanlarda kalıcı değişimler" meydana getiriyor.

Bazılarıysa bunu kabul etmiyor. Uluslararası Florida Üniversitesi, Çocuk ve Aile Merkezi'nin Müdürü William E. Pelham Jr.'ın The New York Times'a açıkladığına göre bu "katıksız bir şarlatanlık". Bir başka yöntemse daha umut verici görünüyor. İsrail ve New York'tan araştırmacıların bu ay bildirdiklerine göre, PKM-zeta enjeksiyonlarıyla farelerin hafızalarında gelişme görüldü. PKM-zeta, anıların depolanmasıyla ilgili olduğu düşünülen bir enzim. Fakat araştırmaların başarısına rağmen hafızayı güçlendiren tam onaylı bir ilacın geliştirilmesi uzmanlara göre hâlâ uzun sürebilir.

Öte yandan, yaşlanan beyinlerin hafıza merkezlerine destek olacak daha kolay bir yol var, o da çalışmak. ABD ve 12 Avrupa ülkesindeki yaşlı insanlar üstünde yapılan bir araştırma, erken emekliye ayrılanlarda hafızanın daha hızlı zayıfladığını gösteriyor. Ya da 1990'lı yaşlarına kadar bestelerini hatırlayabilen keman virtüözü Pablo Casals'ın sözleriyle, "Emekli olmak ölmektir".