Mikropsuz ve steril hayat alerji yapıyor

Bugünlerde ABD'deki okulların çoğu, bazı öğrencilerin bünyesinin kabuklu yemiş türü yiyeceklere verdiği şiddetli ve bazen de ölümcül tepkiler nedeniyle, fıstık ezmeli ve reçelli sandviçten oluşan klasik öğle yemeğini yasaklıyor.

Mikropsuz ve steril hayat alerji yapıyor

Bugünlerde ABD'deki okulların çoğu, bazı öğrencilerin bünyesinin kabuklu yemiş türü yiyeceklere verdiği şiddetli ve bazen de ölümcül tepkiler nedeniyle, fıstık ezmeli ve reçelli sandviçten oluşan klasik öğle yemeğini yasaklıyor.

mikropsuzstereliSon dönemlerde yaşanan "alerji salgını" yüzünden, alerjik hastalıklara ve astıma yakalanan insan sayısı iki üç kat arttı. The New York Times'ın haberine göre 13 çocuktan birinde gıda alerjisi var. Bu salgınınsa net bir açıklaması yok. Bilim insanları çocukları erken yaşta mikroplara maruz bırakmanın yararlı olabileceğine inanıyor. Times'ın haberine göre İsveç'teki bir araştırmada, ebeveynlere bebeklerinin emziğini yalayarak temizlemeleri önerildi. Araştırmacılar bu bebeklerin, emzikleri ebeveynlerince kaynatılarak veya suyla yıkanarak temizlenen akranlarına göre daha az alerjiye yakalandığını söyledi. Bu bebeklerde, vücutta alerjiye tepki olarak beliren bir tür beyaz kan hücresi miktarı da daha azdı. Amerikan Çocuk Diş Hekimliği Birliği Başkanı Dr. Joel Berg, bulguların hastalarına yıllardır söylediği şeyi desteklediğini belirtiyor: "Tükürük sizin dostunuzdur". Tükürükte, bir kısmı muhtemelen ebeveynden çocuğa geçen enzimler, proteinler, elektrolitler ve diğer yararlı maddeler bulunur. Alerji riskini azaltmanın bir başka yolu da, çocuğu elektrik ve su tesisatı olmayan bir ambarda veya ahırda büyütmek olabilir. Pennsylvania, Ohio ve Indiana'da yaşayan ve modern hayatın birçok kolaylığından uzak duran Amişler (sofu Protestanlar), çocuklarını böyle büyütür. Indianalı alerji uzmanı Mark Holbreich, incelediği 138 Amiş çocuğunun sadece yüzde 7.2'sinin (ABD genelinde bu oran yaklaşık yüzde 50) polenlere ve diğer alerji etkenlerine duyarlı olduğunu bulmuş. Holbreich'a çocukken çiftlikte bolca çalıştığını söyleyen Amiş çiftçi Andrew Mast, "İlk hatırladığım şey, 5 yaşlarındayken süt sağdığım" diyor. Mast'ın karısı Laura, hamileyken ahırda çalışmış. Yeni yürüyen iki kızları da 3 aylık olduktan sonra ahırda kalmış. Mast, "İnsanlar yürümeyi burada öğreniyor" diyor. İncelediği Amiş çocuklarının yüzde 92'sinin çiftlikte yaşadığını veya bir çiftliği sıkça ziyaret ettiğini keşfeden Holbreich, Amişler'in sırrının burada yattığına inanıyor. Avrupalı bilim insanları "çiftlik etkisi" adını verdikleri şeyi 1990'lardan beri araştırıyor. Teoriye göre ahırdan, bitkilerden ve çiğ sütten geçen mikroplar, çocukların bağışıklık sistemlerini uyararak onları alerjilerden koruyor. Habere göre çoğu kişi zamanının yüzde 90 kadarını iç mekânlarda geçirdiği için, Colorado Boulder Üniversitesi'nden mikrobiyolog Noah Fierer gibi çevrebilimciler bu mekânları incelemeye başladı. Bilim insanları evlerimize virüsler, bakteriler ve mikroplarla beraber nasıl "yerleştiğimizi" bilmek istiyor. Köpekler ve diğer ev hayvanları, yastıklarımızda veya TV ekranlarında yaşayan çok küçük canlı türlerini etkiler. Peter Andrey Smith'in Times'taki haberine göre, bilim insanları sonunda "zararlı canlıları yok edip sağlığa yararlı türleri koruyarak evleri bilimsel anlayışla yönetme stratejileri geliştirmeyi" umuyor. 2012'de Finlandiya'da yapılan bir çalışma, dışarıdaki bitki çeşitliliğinin fazla olduğu durumlarda, evlerin içinde insan derisindeki bakteri çeşitliliğinin de fazla olduğunu ve artan biyoçeşitliliğe maruz kalan ergenlerin alerji riskinin düştüğünü gösterdi. İç mekânlardaki yüksek mantar çeşitliliği ile düşük astım oranları arasındaki ilişkiyi araştıran Yale Üniversitesi'nden çevre mühendisi Jordan Peccia, "Şu anda binaların ekosistemler olarak ne işlev gördüğünü bilmiyoruz. Daha yalıtımlı evler yapmayı ilerleme olarak gördük. Ancak ekolojik çeşitlilik açısından bu bir hata olabilir" diyor. THE NEW YORK TIMES