İşkolik misiniz?

İşkolik misiniz?
İş hayatı, tarih boyunca insanlar için sadece bir para kaynağı olmakla kalmamış aynı zamanda önemli bir statü göstergesi olmuştur. İnsanlar sahip oldukları işlerle kimliklerini bütünleştirmişler, kendilerini isimlerinin önüne mesleklerini koyarak tanıtır olmuşlardır. Günümüzde iş hayatı şehirleşme oranındaki yükseliş, çekirdek ailelerin yaygınlaşması, kadın çalışanların sayısının artması gibi birçok nedenden ötürü oldukça karmaşık hale gelmiştir. Bu karmaşıklık özellikle son on yıllarda iş hayatı ile ilişkili bir takım sorunların daha fazla ön plana çıkmasına vesile olmuştur.

İşkolik misiniz?Nasıl ki, basit bir organizma ile insan organizması karmaşıklık, sorun yaratma potansiyeli ve çeşitliliği açısından oldukça farklı ise günümüzün kurumları yüzyılın başındaki işletmelerden farklıdır. Ve çözülmesi gereken basit bir işçi işveren ilişkisinden çıkan sistemdeki karmaşıklık belirsizliği, belirsizlik sorunları, sorunlar da yeni kavramları doğurur. Karmaşık bir sistemde yer alan sorunların çözülmesi için yeni sorun sınıfları oluşturulmaya ihtiyaç duyulur; bu sorunların özellikleri belirlenir, böylece mevcut sıkıntı çözülmeye çalışılır. Günümüzde iş hayatını etkileyen ve anlaşılmayı bekleyen kavramlardan biri de işkolikliktir.

İşkoliklik, aslında adının da işaret ettiği gibi psikolojik bir sorundur. Her ne kadar psikiyatrik tanı kılavuzlarında böyle bir rahatsızlık ismi olmasa da psikolojik çerçevede bağımlılığı da içeren bir tür sıkıntıyı ifade eder. Nasıl bir alkolik içmeden duramıyorsa bir işkolik de çalışmadan ve iş düşünmeden duramaz. Diğer taraftan, bu ifade zaman içinde insanlar tarafından sevilmiş ve halk içinde işini seven, işine sarılarak yapan kişiler için de kullanılır hale gelmiştir.

İnsanlar psikologlara ya da psikiyatristlere çoğunlukla işkolik olduklarını ve bundan kurtulmak istediklerini söyleyerek gelmezler. Birçok insan bir uzmana gittiğinde şikayet olarak kendisini bir süredir yorgun hissettiğini, eskisi kadar enerjik olmadığını, sabahları zor kalktığını, işine eskisi kadar odaklanamadığını, işi ile ilgili uyarılar almaya başladığını, işyerinde ve özel hayatında sinirli davranmaya başladığını, korku ve kaygıları olduğunu, birçok şeyi çok kolay unuttuğunu, uyku sorunları yaşadığını ifade eder. Sorunların kaynağı olarak işle ilgili çeşitli nedenler öne sürebilirler ya da özel hayatları ile ilgili aksilikleri gösterebilirler ama insanların pek azı “Benim sorunum, hayatımda işimden başka bir şey olmaması, bütün varlık nedenimi işimin oluşturuyor olması” der.

Çoğu zaman işkoliklik dediğimiz durumun aslında bir görüntü, belirti ya da daha mesleki bir terimle semptom olduğunu görürüz. Hayatta yolunda gitmeyen bir şeylerin tezahürü ve sonucu olarak işkoliklik genellikle karşımıza çıkar. Zedelenmiş özgüvenimizi telafi etmek için, iç sıkıntılarımızdan kendimizi uzak tutmak için, aile-sosyallik-cinsellik gibi alanlardaki yetersizliğimizi telafi etmenin bir yolu olarak işkolikleşebiliriz. Tabi ki bu genellikle farkında olunan bir süreç olmaz.

İşkoliklik, genelde temeldeki başka psikolojik sorunların bir sonucu, bir görüntüsü olduğu gibi aynı zamanda başka sıkıntıların da nedeni olmaya adaydır. Bir süre sonra da nedenler ve sonuçlar birbirine karışır ve kişi ciddi bir kısırdöngü içinde kendisini bulur. İşkolikliği nedeniyle kişi eşi ile sorunlar yaşamaya başlar, çocuklarından uzaklaşır, kendisine vakit ayırmaz, arkadaşları ile sağlıklı ve yakın ilişkilerini sürdüremez hale gelir. Bu olumsuzluklar oldukça işe daha çok sarılır, çünkü en azından işte başarılıdır ve iyi hissediyordur. Sonuç olarak daha da işkolik olunur. Nasıl ki bedenimiz sadece protein ya da vitamin ile varlığını sürdüremez ise zihinsel yaşantımızın sağlıklı olması için de besin olarak iş alanı yeterli değildir. Aile, sosyallik, cinsellik ve uğraş gibi alanların iş alanının gölgesinde ve gerisinde kaldığı bir durumda “psikolojik dengesiz beslenme” olarak adlandırabileceğimiz bir durum ortaya çıkar. Nasıl ki sadece vitaminle beslenen birinin bünyesinde hemen olmasa da bir süre sonra sorunlar çıkmaya başlarsa, psikolojik dengesiz beslenme hali de bir süre bir sıkıntı yaratmayabilir. Klinik bir sorunun henüz oluşmaması yanıltıcı bir görüntüdür. İş dışındaki alanlardan yeterince beslenemeyen beynimizin eninde sonunda bir problem çıkarmaması söz konusu olamaz.

KAYNAK: //www.yenibiris.com/
Paylaş:



İlginizi Çekebilcek Diğer Yazılar
  • Motivasyonunuzu kaybettiğiniz anda hayatınızda bazı değişikliklere ihtiyacınız olabilir. İşte öneriler...
  • Kişinin hayatta en çok endişe duyduğu şeylerin başında sevdiklerinin başına kötü bir şeyin gelmesidir. Bu dönem eğer doğru biçimde geçirilmezse kişiy
  • Prof. Dr. Nevzat Tarhan, aşk su gibidir fazla kaynarsa buharlaşır diyor ve ekliyor: Aşkın formülü H20'dur. Pozitif iletişim kurulamazsa aşk buhar olu
  • Sevdiğini hastalık derecesinde kıskananlar, çevresine kötü koku yaydığına inandığı için suçluluk duyanlar, doktor muayenesine genelde kendi kafasında
  • Çocukluk çağında olduğu gibi erişkin yaşamda da DEHB tedavisinde ilaç kullanımı genellikle etkili ve hızlı cevap oluşturur.
  • Teselli edici sözler kişinin üzüntüsünü azaltmaz, aksine artırır. Önce kişilere üzülme, yani kendilerini ifade hakkı tanımak gerekir.
  • Randevu Al