Eğitimine ölmek…

Yarış, rekabet, üstünlük…

Eğitimine ölmek…

Bu kavramlar, performansı, teyakkuz halinde olmayla birlikte, diri ve güçlü olmayı gerektirir her daim.
Barışçıl değil ise hayatta kalmak uğruna tüketir, tükettikçe mutsuzluk, huzursuzluk ve başarısızlık getirir aslında.
Hipodromda koşan yarış atına döndürür insanı…
İşaret verilir koşar, işaret verilir durursun.
Üstelik acımasızca, ölümüne hatta öldüresiye…
Bu girişi yapmamda ki kasıt, yarış atına dönen öğrencilerimizin durumuna dikkat çekmek içindi aslında.
Üsküdar Üniversitesi Uzm. Psk. Dan. Ece Tözeniş ile sınava hazırlanan genç arkadaşlarımızla “Hayat Tercihtir” buluşmaları kapsamında bir araya geliyoruz zaman zaman.
LGS (Liselere Geçiş Sistemi), YKS (Yükseköğretim Kurumları Sınavı) maratonunda arkadaşlarımızın heyecanlarına ortak olmaya çalışıyoruz.
Bir araya geldiğiniz ilk saniyesi itibariyle onlarla birlikte kendinizi de yarış atı gibi hissetmeye başlıyorsunuz.

Biz de o sıralardan geçtik elbette de onlarla her bir araya geldiğimde halleriyle dertleniyorum.
Bunun bir çözümü olmalı diye içten içe kendime sorarken, hayatta sınavdan çok daha önemli şeylerin olduğunu onlara anlatmaya çalışıyorum bu buluşmalarımızda.
Sınav, maraton derken, ıskalamaması gerekenleri…
Bir araya geldiğimiz son buluşmamızda: “Şuan bizden sizi mutlu edecek bir şey duymak isteseydiniz, o ne olurdu” diye sorduğumda,
Sanki sözleşmişçesine hep bir ağızdan “Şu sınav olmasa” haykırışını işittik.
Şimdi, ‘Eğitim’ gibi önemli bir konunun giriş cümlelerini de neden yarış, performans, ölüm, acımasızlık kavramlarını yan yana getirerek yazdığımı daha iyi anlamış olmalısınız.
Evet, acımasız, öldürücü bir yarışın içindeler çocuklarımız,
Hallerinden de hiç memnun değiller.
Küçük yaşlarında omuzlarına yüklenmiş bu ağır yükün altında eziliyorlar. Buna bir kez daha şahit olduk.
Ve düşündüm!
Şu sınavlar olmasa diye sordum kendi kendime!
Sınavın, teftişin olmadığı,
Erken yaşlarda bir tarama ve elemeye maruz kalmadığımız…
Öğrenme performansının notla değerlendirilmediği, not, puan nedir bilmediğimiz bir model olsa…
Rekabet ve üstünlük kazanmanın değer görmediği,
Her şeyin temelinde insanın olduğu bir sistem…

Zekâdan önce iyi ilişkiler kurabilmenin, empati yapabilmenin önemsendiği…
Ülke sınırları içerisinde her bir toprağında hakkaniyetli, aynı kalitede eğitimin verildiği,
Her bir öğrencinin biricik kabul edilerek, ayrı bir eğitim elbisesinin biçildiği, özel programlarla desteklenen kişiye özel eğitimin olduğu…
Ezberden uzak, kendini anlamaya yönelik eğitim modelinin uygulandığı…
Niceliksel, skor odaklı değil de nitelikli, anlayarak, yaşayarak öğrendiği…
Her gelenin sistemi sil baştan ettiği değil de ortak hafızanın birikimlerinden yararlanılarak güçlü modellerin oluşturulduğu,
Müfredatlarının ideolojiden arındırılmış, partiler üstü ve bilimsel olduğu…
Hatta bir müfredatının olmadığı,
Eğitim fakültelerinin birinci önceliği ‘özerk öğretmenler’ yetiştirmek olan ve okullardaki eğitimin, iyi yetiştirilmiş, toplumun gözünde güven duyulan öğretmenlerin inisiyatifine bırakıldığı bir model olsa mesela…
Tüm öğretmenlerinin en az master derecesine sahip, başarısı yüksek kişilerden seçildiği…
Her okulda bir psikolog ve rehberlik uzmanının bulunduğu...
Eğitimi okul sıraları ve dört duvarın dışına taşıyan, tarımın, coğrafyanın doğada, tarihimizin ise müzelerde öğretildiği…

Mekteb-i asliyenin kıta olduğu bir model…
Anaokulu ve ilkokulunda zevkle oyunların oynandığı, müzik, drama, spor ile soyut kavramları öğretmenin önemsendiği,
Gerçekten önemsendiği…
Eğitim ve insana değerin en üstün değer olarak kabul gördüğü,
Aydınlarının toplumun zekâsını, vicdanını, irade ve enerjisini uyandırmak ve harekete geçirmek olduğu bilinciyle hareket eden,
En eğitimsiz ve fakir kesimlerinin dahi ölmeden önce fikir üretmeye devam ettiği bir sistem olsa…
İyi olmaz mıydı?
Aslında var, bunu başarmış ülkeler var…
Biz de neden başarmayalım!

Şaban Özdemir
sabanozde@gmail.com

                          



Bu yazıya 1 yorum yapıldı.
  • İshak Orhan yazdı:

    İnşallah böyle bir sistem oluşur. Hepimizin gerçekten istediği ve özlem duyduğu bir sistem bu. Çok kişi de dile getiriyor bunları. Sayın Bakan da dile getiriyor ama nedense bir türlü hayata geçirilemiyor. Acaba neden? Eğitim-Öğretim Uzmanı İSHAK ORHAN KONYA


Cevap yazdığın kullanıcı: