E-bültenimize kayıt olarak güncellemelerden haberdar olabilirsiniz.

TEK SEÇENEK ÖZGÜR İRADE

TEK SEÇENEK ÖZGÜR İRADE

THE NEW YORK TIMES

Diyelim ki Mark ve Bill nedensel bir evrende yaşıyor. Bu sabah gerçekleşen her şey, (Mark'ın mavi tişörtünü giymeye karar vermesi ya da Bill'in başındaki saçsız bölgeyi kapama çabası) tamamen daha önce meydana gelen olaylardan dolayı oldu.

 


Bu evreni Büyük Patlama'dan (Big Bang) itibaren yeniden yaratsaydınız, o sabaha kadar gerçekleşen tüm olaylar mavi tişört ve saçsız bölgeyi kapatma çabası kadar kaçınılmaz olarak yeniden gerçekleşirdi. Şimdi deneysel felsefecilerden sorular:

1) Bu nedensel evrende kişilerin eylemlerinin tüm etik sorumluluğunu üstlenmesi mümkün mü?

2) Mark, bu yıl da her yıl gibi daha az vergi ödemek için bazı hileler yapıyor. Mark etik açıdan eylemlerinin tüm sorumluluğunu üstlenmeli mi?

3) Bill sekreterine âşık oluyor ve onunla beraber olmanın tek yolunun karısını ve üç çocuğunu öldürmek olduğuna karar veriyor.


Bir yolculuğa çıkmadan önce kendisi uzaktayken karısı ve çocuklarının öldürülmeleri için plan yapıyor. Bill etik açıdan eylemlerinin tüm sorumluluğunu üstlenmeli mi? Klasik bir felsefeci için bunlar, özgür iradenin anlamını açıklamak için kullanılan ve aynı cevabı arayan 3 farklı ancak benzer soru. Ancak kişilerin nedensellik gibi kavramlara tepkisini tahlil eden yeni nesil bir grup felsefeciye göre bu 3 soru birbirinden son derece farklı.

Shaun Nichols da Science dergisinin son sayısında yazdığı makalede buna odaklanıyor. Bu soruları cevaplayanların çoğu, birinci soruda kimliği belirtilmeyen kişinin eylemlerinden sorumlu olmayacağını söyler. Mark da çoğunluk tarafından sorumlu görülmez. Ancak Arizona Üniversitesi'nden deneysel felsefeci Nichols'un sorguladığı insanların yüzde 70'inden daha fazlası Bill'i planladığı vahşi cinayetlerden sorumlu tuttu. Acaba Bill'in sorumlu tutulması mantıklı mı? Bir açıdan evet. Bazı felsefeciler, Bill'in sorumlu tutulmasını mantık çerçevesinden bakınca hatalı bulabilir. Öte yandan özgür iradeye olan inanç psikolog ve nörologlara saf gelebilir.

Onlar insanların kendi kontrollerinde olmayan güçlerce yönlendirildiğini düşünür. Ancak bir açıdan da Bill'in cinayetlerden sorumlu tutulması son derece mantıklı. Bill'i yargılayanlar, özgür iradenin var olup olmadığını düşünmüyor. Toplumun düzgün işleyişinin temelinde, herkesin özgür iradenin varlığına inanması yatıyor. Bu inancın faydaları birçok araştırmada ortaya konuldu.

İnsanlar özgür iradenin varlığına şüpheyle yaklaştıklarında işlerinde daha başarısız ve daha az dürüst oluyor. Minnesota Üniversitesi'nden Doktor Kathleen Vohs ve California Üniversitesi'nden Jonathan Schooler özgür irade ile ilgili bir deneyde, "kişinin özgür iradesinden şüpheye düşmesinin kişinin etkin bir birey olduğuna dair duygusunu yitirmesine yol açtığı" sonucuna vardı. Vohs, "Belki de özgür iradeyi reddetmek, insanın istediği gibi davranmasına bir bahane teşkil ediyor" diyor.

Bu inanç insanların nerede yetiştiklerinden bağımsız olarak gelişiyor. Kültürel farklılıkları ne olursa olsun insanlar, özgür iradenin olmadığı nedensel bir dünyada yaşadıkları nosyonunu reddetme eğilimi içinde bulunuyor. Vohs, "Özgür irade insanları daha ahlaki davranmaya ve daha iyi performans göstermeye yönlendiriyor" diyor. Soyut seviyede bakılacak olursa, insanlar felsefecilerin deyimiyle uyumsuz. İnsanlar, özgür iradenin nedensel bir evrene uymadığını düşünüyor.

Gerçekleşen her şey daha önceki olayların bir sonucu olarak belirlenmişse, etik açıdan bir sonraki eyleminizden siz sorumlu olamazsınız. Ancak özgür iradenin nedensellik tanımına uyum gösterdiğini savunan bir felsefe ekolü de bulunuyor.

Aslında belki de çoğunluk böyle düşünüyor. Uyumcular, daha önceki olaylardan etkilenerek olsa da seçimlerimizi kendimizin yaptığına inanıyor. Nichols, Science dergisinde yazdığı makalede, "Özgür iradeyle ilgili sorunun bu kadar dirençli olmasının bir nedeni, her felsefi bakış açısında özgür iradeyi destekleyen psikolojik etkenlerin olması" diyor.