E-bültenimize kayıt olarak güncellemelerden haberdar olabilirsiniz.

ÖLDÜRMEMİ BEKLEDİLER

ÖLDÜRMEMİ BEKLEDİLER

Sabah Gazetesi / Yalçın B

Toplumsal bir beyin yıkama. Prof. Dr. Nevzat Tarhan Sabah Gazetesi için yorumladı.

 


Bir kan davası cinayeti: Öldürmemi beklediler

17 yaşında cezaevine düşen H.O. ağabeyini öldüreni vurmuş. "Üstümden yük kalktı" diyor ve ekliyor: "Kimseyi öldürmek mecburiyetinde olmadığım bir dünyada yaşamak isterdim"

Remzi Yay, 11 yılda insan sarrafı olup çıkmış. Yay'a göre, "Kaybedenler Kulübü"nün doğal üyeleri cezaevlerinin sürekli konukları. Hepsinin bir mesleğe ve daha da önemlisi psikolojik desteğe ihtiyacı var. Yay, cezaevlerinde son yıllarda şartların düzeldiğini söylüyor. "Yemekler iyi, mesleki eğitim kursları arttı" diyor. Ancak dört duvar arasında bıraktığı yıllarda özellikle ruhsal yönden çöküntüye uğrayan onlarca mahkumla karşılaşmış.

YÜZDE 99'U PİŞMAN

Sohbetimizde konu Yay'ın "İbret" adlı kitabına geliyor. "Arkadaşlarımın işlediği cinayetleri hikâye gibi anlattım. Hepsine 60 soru sordum. Cinayet hükümlülerinin ruh hallerini ortaya çıkarmayı amaçladım ve yüzde 99'unun pişman olduğunu gördüm." "Cinayet işleyen birçok kişiyle aynı koğuşu paylaştım. Kitap yazdığımı biliyorlardı. 'Ağabey bizim hayatımızı neden yazmıyorsun' demeye başladılar. Onlarla konuşurken ufak ama önemli noktaları tespit ettim. O kadar basit hatalar yüzünden cinayetler işleniyor ki eğer bu ufak noktaları gösterebilirsem bir insanın hayatını kurtarabilirim düşüncesiyle 'İbret'i kaleme aldım."

İşte Remzi Yay'ın kaleminden ibretlik bir cinayet: H.O. (17) güvercin satarak geçimini sağlıyordu. Yöredeki kan davasının yaşayan kurbanlarındandı. Ağabeyi öldürülen H.O., intikam için yoğun baskı görüyordu. Sonunda ağabeyini öldüren kişinin kardeşini, kimsenin beklemediği bir anda katletti. Remzi Yay'ın tespitleri şöyle: "H.O.'nun kolunda kertenkele dövmesi var. Ayrıca sübyan koğuşu hatırası olan jilet kesikleri, vücudunu Ege sahillerine çevirmiş. İşlediği cinayetten 12 yıl 6 ay ceza almış. "Cinayeti işlerken zevk aldın mı?" diye sorduğumda, içini çekerek, "Evet Remzi ağabey çok mutlu oldum. Karşı taraf ağabeyimi öldürdü.

Onlar bize kardeş acısı yaşattı. Öldürünce omuzlarımdan onlarca yük kalktı gibi oldum" diyor. Silah kullanmayı 13 yaşında köyünde öğrenmiş. "Başka çözüm yok mu?" diye soruyorum. Kızgın öfkeli bir ses tonuyla, "Remzi ağabey bu işin çözümü bu. Kana kan. Onlar ağabeyimi öldürmeseydi, ben de onlardan birini öldürmezdim." H.O., cinayet gününü şöyle anlatıyor: "Ağabeyimi öldürenin kardeşinin şehir dışında bir ahırı vardı. Motosikletimle oraya gittim.

Ahırın dışında bir şeylerle uğraşıyordu. Motosikletten inerek silahımla yanına yaklaştım. Adama doğrultup ateşledim. O şokla bana hiçbir şey demedi. Sadece gözleri korkudan iki misli büyümüştü. Vurulunca yere düştü. Cinayeti işledikten sonra omuzlarımdan tonlarca yük kalktı. Çok rahatlamıştım. Artık yakınlarımın ve insanların yüzüne utanmadan bakabilecektim. Kan davasında kural böyle. Ben o adamı öldürene kadar beni toplum adam yerine koymadı. Benimle konuşmayan yakınlarım oldu. Kimseyi öldürmek zorunda kalmayacağım, kan davasının olmadığı bir yerde doğmak isterdim." Remzi Yay'ın, "Elinde bir sihirli değneğin olsa hayatında nelerin değişmesini isterdin?" sorusuna H.O., "Sihire inanacak yaşı geçtim. Sihirli değnekten değil de kimseyi öldürmek mecburiyetinde kalmayacağım mutlu bir hayat yaşamayı isterdim" yanıtını verdi.

Prof. Dr. Nevzat Tarhan H.O.'nun cinayetini yorumluyor:

TOPLUMSAL BİR BEYİN YIKAMA


"Onlar ağabeyimi öldürdü ben de onlardan birisini öldürdüm" diyor. Burada suçun şahsiliği kuralı var. Hukukun evrensel kural olduğunun insanlar tarafından bilinmediği seviyedir bu. İlkel kabilelerde olur. "Benim kabilem onun kabilesi, benim aşiretim onun aşireti" şeklindeki bölünmenin ortaya çıkardığı bir zihniyet bu. Medeni toplumlarda suç kişiseldir. Kişi suç işlediyse, kardeşi dayısı akrabaları suçlu değildir.

Temel hukuk insani bir ilkedir. Bu algı olsaydı H.O. da bunu yapmazdı. Toplumun kana kan gibi bir algılaması var. Bu algılama suça itiyor. Toplumun yargılarının değişmesi lazım. Bunun yolu diyalogdur. Diyaloglar ve sosyal temas cinayetleri önler. Toplumsal beyin yıkamanın bir sonucudur bu."