E-bültenimize kayıt olarak güncellemelerden haberdar olabilirsiniz.

Nedir bu Alzheimer dedikleri?

Nedir bu Alzheimer dedikleri?
Esasında sanki yeni bir hastalık gibi düşünülüyor ama bildiğimiz anlamda bunama denilen hastalığı en fazla yapan hastalığın ta kendisi Alzheimer.

Bunama bir sendromdur ve bunayan insan zihin işlevlerini yavaş yavaş kaybeder. Bunama yapan bir takım hastalıklar olduğu biliniyor ama bütün bunamaların üçte ikisini de Alzheimer yapıyor.

Nörolog Dr. Başar BilgiçNöroloji Uzmanı Dr. Başar Bilgiç ile Alzheimer üzerine konuştuk.

Alzheimer için risk faktörlerinden söz eder misiniz?
Bu hastalığın en büyük risk faktörlerinden biri, öncelikle değiştirilemez olan yaş. Ne kadar yaşlanırsanız görülme sıklığı o kadar artıyor. Mesela 70 yaştan sonra Türkiye'de görülme oranı yüzde 11, bir de yaş gruplarına göre ayırırsanız 70-75 arası oran daha azken 95-100 arası çoğalıyor. Neredeyse yarı yarıya artıyor. Belki insan ömrü 120 yaşına kadar çıkarsa ve bu hastalığa da bir çare bulamazsak insanlar tamamen bunamayacak. Beyin bu kadar yaşamaya programlanmış bir organ değil çünkü. İlk defada bu kadar uzun yaşıyoruz.  Çünkü giderek bir çok hastalığın çaresi bulunuyor.

Alzheimer hastalığının olmazsa olmaz bulgusu nedir?
Unutkanlık. Yüzde 95-98 unutkanlıkla başlıyor. Beynin özel bir yerini tutuyor bu hastalık. Hipokampus diye bir yer var ve oradaki hücreler ölmeye başlıyor, orada bir takım maddeler birikiyor birikmemesi gereken maddeler bunlar ve bu süre giden  bir süreç daha sonra beynin diğer taraflarına atlıyor hastalık. Beyin eriyor ve dokuların yerine su geliyor . Bu çok hızlı bir süreç de değil.

Alzheimer öldürücü bir hastalık mı?
Kendisi ölüm nedeni değil, ölüm beyindeki erimeyle olmuyor. Kişi yatağa düşünce yutması bozuluyor, akciğer enfeksiyonları etkileniyor, hareket etmeyenlerde bacakta pıhtı olabiliyor veya yatak yarası, enfeksiyonlar oluyor bunlar ölüme götürüyor.

Unutkanlık ilk bulgu dedik ama nasıl bir unutkanlık bu?
Bir çok insan unutkan ama burada sorun farklı çünkü artan  bir unutkanlık var. Alzheimer hastaları yeni materyal öğrenemiyor. Hastalığın başında eskiyi ise daha detaylı hatırlıyor. Çocuklarının doğumunu anlatıp detay veren bir hasta kendisine söylenen üç kelimeyi unutuyor. Yardım da etseniz hatırlayamaz. Alzheimer hastası bilgiyi kaydedemez. Yeni bilgi alamıyor, eski bilgiyi hastalığın başlarında tutuyor ama ilerledikçe eski bilgi de gidiyor.

Evreleri neler?
Alzheimer hastalığının aşamaları için çeşitli skalalar var ama en doğrusu üçe ayırmaktır.  Erken dönem, orta evre ve ileri evre. Erken evrede hastaya bakınca onun hasta olduğunu bile anlamazsınız gayet sağlıklı görünen bir hastadır bu ama yakınlarına sorduğunuzda çok unutkan olduğu söylenir. Yemeğinin altını açık unutur, "dışarı çıktı eve gelirken yolu şaşırmış" gibi yakınmalar olur. "Eşyalarını bir yere saklamış ama sakladığı yeri bulamıyor" diye anlatılır. "Emekli maaşını aldı nereye koyduğunu bulamıyoruz." Der yakınları. Bunun dışında hasta dışarı gidebilir, kendi başına giyinebilir, banyo yapmasında sorun yoktur. Evde yemek yapar ama tadı bozulmuştur. İlk evre böyle bir evre. Sonra hastalık hızlı bir şekilde artıyor. Aslında fizik olarak yine dinç görünüyor ama "aşırı unutkanlık var, torunları şaşırmaya başladı, dışarı çıkarmıyoruz çünkü kaybolur parayı tanımıyor" deniyor. Bu evrede hastalar muhakeme yapamazlar yargılamaları bozuktur.  Kazayla dışarıda kaybolan kişi polise gitmeyi bile düşünemez. Orta evrede daha sorunlu psikiyatrik bulgular başlar, örneğin olmayan şeylerden bahsederler. "Eşim beni aldatıyor paramı çalıyorlar" derler.

Hep yakınlarını suçlarlar. Kocası ya da karısı için, "benim karım çok benziyor ama o değil benim eşim yukarıda oturuyor" derler. Olmayan şeyleri görüler. Çilek toplayabilirler evin içinde, depresyon, ilgisizlik olur. Motivasyonsuzluk olur. Eskiden aktif olan insan artık koltuğunda oturur. Canını sıkan bir şey de yoktur, ilgi heves kaybı gibi şeyler ağır basar. Psikiyatrik bulgulardan en sok rastlanan budur. Orta evrede idrar kaçırma başlar. Tek başına yıkanamaz, bir de ilginç bir şekilde banyo fobisi olur bunun nedeni tam bilinmiyor. Geçmişte çok temiz olan bu hastalar hijyenlerine hiç bakmaz hale gelirler. Bir anda pasaklı denen bir hale gelirler. Orta evre en zor evre hasta yakınları için. Hareket ediyor ama zor bir hasta. Saldırgan olabilir bu dönemde. Giydirmeye çalıştığınızda saldırır, idrar kaçırdığı için bezlersiniz ona kızar. En fazla huzurevi yatışlarının olduğu evre de bu. Alet kullanamazlar bu evrede.

Duyguları ne durumda bu evrede?
Yatalak oldukları dönemde bile hissedişleri normaldir aslında. Sevdiklerine iyi tepki verirler sevmediklerine kötü tepki verirler. Hep bey ya da hanım denen birine "ağabey" derseniz kızarlar. Farklı bir hitabette sinirlenirler. Yatalak hasta olurlar ama biz neden korkuyorsak ondan korkarlar. Bu hastalara bakanlara, ilgilenenlere bunu söylemek lazım. Hep sevdikleri şeyi uyaran olarak vermek gerek. Dikkatleri çok çabuk çelinir onların. Size bağırırken, "hadi gel kahve içelim" dediğinizde onu rahatlatırınız. Bazıları rakı içmek ister vermek lazım. Keyif aldıkları şeylerden mahrum bırakmamak lazım. Bu hastalık tersine bir çocukluk aslında. Bir yaşlı hasta var karşınızda ama giderek bebek oluyor…

Ağır evreden söz edersek?
 adı üzerinde en kötü evre. Artık yıkık bir insan var karşınızda, hem fiziki olarak yıkılmış, yürümesi yavaşlamış, iletişimi azalmış, kelime hazinesi daralmış, sizi anlamıyor gibi görünüyor. Artık hareket etmesi giderek yavaşlayan kendini kapatmış bir insan var karşınızda. Yutması bozulduğu için tüple beslenebilir, yatak yaraları çıkabilir. Emboli durumu olabilir bu evreye gelince en üzücü evredir aile yakınları için.

Füsun Saka fusunsaka@gmail.com
KAYNAK: //www.hurriyet.com.tr/saglik/