E-bültenimize kayıt olarak güncellemelerden haberdar olabilirsiniz.

NEWTON TIBBI MI EINSTEIN MI?

NEWTON TIBBI MI EINSTEIN MI?

Sefa Kaplan

Özer Uçuran Çiller, "Klasik veya konvansiyonel tıbbın değeri"ni de inkár etmemekle birlikte, artık eskidiğini ve yerini Einstein’in kuantumdan yola çıkan "Holistik bakış açısı"na bırakması gerektiğini söylüyor.

"FİZİKSEL beden yapısının, elektro-fizyolojik ve hormonal fonksiyonları koordine eden düşük frekanslı bir enerji sistemi hiyerarşisi vardır. Sağlık ve hastalık durumları öncelikle bu yüksek seviyelerde yani eterik beden gibi yüksek enerji bedenlerde oluşur. Bu kişiye özel enerji sistemleri beslenme ve çevresel faktörlerin yanı sıra duygular ve ruhsal dengeden de güçlü bir şekilde etkilenir."

İnsan bedeninin aslında yine insanda mevcut ruhsal enerjinin gözetim ve denetiminde olduğunu yani ruhsal enerjiden hayatiyet kazandığını siz de bizim gibi yeni duyuyor olabilirsiniz ama bu duyduklarımızın çarpıcılığını azaltmıyor.

"Fiziksel beden ve ruhsal enerji yapısı arasındaki görünmeyen bu bağlantı, madde ve enerji arasındaki ilişkiyi anlamamıza yardımcı olan temel anahtardır" diyor yazarımız. Hemen arkasından da, Tanrı’yı kavramak için son derece ilginç bir formül öneriyor. Bu formülün gerisinde, Tek Tanrılı inanç sistemleri kadar, Uzak Doğu inanç sistemlerinden de esintiler bulmak mümkün:

Tanrı’ya giden yol

Tıpta iki ayrı gelenek söz konusu: Newton tıbbı ve Einstein tıbbı.

"Bilim adamları madde, enerji ve enformasyon (bilgi) arasındaki gerçek ilişkiyi keşfettiği ve anladığı oranda insanlık ve Tanrı arasındaki bağlantıyı daha iyi anlamaya o kadar yaklaşacaktır. Titreşim tıbbı geleceğin bilimsel yaklaşımıdır, çünkü bu sayede hekimler aynı koşullarda bulunan kişilerin neden bir bölümünün sağlıklı, diğerlerinin ise sürekli hastalık durumunda seyrettiğini anlayabileceklerdir.

Akıl, duygu, ruh ve beden sağlığı arasındaki ilişki ve bunları yönlendiren evrensel doğa yasaları anlaşıldığında gerçek manada bir holistik tıp kavramı oluşabilecektir.

Burada önemli olan geleneksel ve Ortodoks Newton tıbbının bütün olanak ve uygulamalarından vazgeçmek değil, aksine bütün olanakları kullanırken, bunu Einstein tıbbı yaklaşımını içeren Titreşim tıbbıyla desteklemek ve kişinin ihtiyacı olan tüm yöntemleri entegre etmektir."

Sistem bilgisi terapisi

İnsan vücudunun büyük bir bilinmezler ve mucizeler toplamı olduğu öteden beri söylenir durur. Bilhassa, tıp alanında çalışanlar, bu mekanizmanın işleyişine değilse bile, tanzimine şaşırmaktan alamazlar kendilerini. Bu şaşkınlığı, "Titreşim tıbbı" yardımıyla açıklamak ise ilginç sonuçlara götürüyor bizi. Mesela, "Vücutta" diyor Özer Uçuran Çiller, "Hiçbir metabolik reaksiyon doğru bilgi ulaşmadan gerçekleşemez."

Sonra da şöyle devam ediyor:

Üç temel farklılık

"Bedenimizde meydana gelen kimyasal prosesler aslında biyofiziksel proseslerdir. Moleküller atomların elektron alışverişleri sonucu oluşurlar ve bu da enerjetik bir prosesdir. Bu durumda kuantum fiziğine girmiş oluyoruz. Vücutta meydana gelen tüm bu proseslerin doğru ve düzenli bir şekilde gerçekleşebilmesi için, gerekli olan tüm bilgilerin hızlı ve en doğru şekilde aktarılması gerekir. Bu da demek oluyor ki, vücutta hiçbir metabolik reaksiyon doğru bilgi ulaşmadan gerçekleşemez. Sistem bilgisi terapisi bu anlayıştan yola çıkar.

Canlı bir bedeni cansız bir bedenden ayıran üç temel farklılık vardır: hücrelerdeki elektrik yükünü sağlayan ’elektrik akımı’, tüm prosesleri yöneten ve düzenleyen ’bilgi akışı’ ve ilham veren ’ruh’.

Biyokimyamızın, daha üst seviyede bir rehberlik almaksızın işlemesi mümkün değildir. Bu yaklaşımdaki terapiler için, tıpta yeni bakış açıları kaçınılmazdır.

Bedenimizin mekanik ve otomatik işleyen rastgele bir sistem değil, daha derin bilgileri ve gerçekleriyle çok boyutlu, karmaşık ancak muhteşem bir sistem olduğunun idraki gerekir. Klasik yaklaşımlar pek tabii ki yanlış değildir, ancak bakış açısı değişmiştir.

Hastalık nedenlerine 'ya da' şeklindeki indirgemeci yaklaşımdan çok, birçok nedenin bir arada bulunduğu ’bütünsel’ yaklaşım hákimdir.

Hastalıkların dörtte üçünün kronik olduğu düşünüldüğünde, bu durumun ciddiyeti ortaya çıkar."