E-bültenimize kayıt olarak güncellemelerden haberdar olabilirsiniz.

MUTLULUK ÖNEMLİ DEĞİL Mİ?

MUTLULUK ÖNEMLİ DEĞİL Mİ?

NEW YORK TIMES

Mutluluğa gereğinden fazla mı değer veriliyor? Martin Seligman artık öyle düşünüyor.

 


Bu Pozitif Psikoloji Hareketi'nin kurucusu için tuhaf bir tutum olarak görülebilir.

90'ların sonunda Amerikan Psikoloji Derneği'nin başkanlığını yürüttüğü sırada Seligman, meslektaşlarını sürekli ruhsal bozukluklara ve diğer sorunlara odaklandıkları için eleştiriyordu. Onları hayatın neşeli yanlarını incelemeye teşvik etti ve 2002'de "Özgün Mutluluk" (Authentic Happiness) isimli çok satan bir kitap yazdı. Ancak şimdilerde kitabın isminin yanlış olduğunu düşünüyor.

Doktor Seligman araştırmaları derinleştikçe mutluluk kavramıyla ilgili bazı kısıtlamalar olduğunu fark etti. Örnek olarak araştırmalar, çocuksuz çiftlerin çocuklu olanlara nazaran daha mutlu olduğunu gösteriyor. O zaman neden çiftler çocuk yapmaya devam ediyor? Milyarderler neden daha fazla para kazanmak peşindeler?

Sonuçta kazanacakları para daha önce yapamadıkları bir şeyi yapmalarını sağlamayacak. Ve bazı insanlar neden zevk almamalarına rağmen briç oynamaya devam ediyor? Kendisi de bir briç tutkunu olan Seligman, bazı oyuncuların hiç gülümsemediklerini fark etti.

Para kazanmak, arkadaşlık kurmak ya da oyalanmak için oynamıyorlardı. Seligman, "Herhangi bir pozitif duygu yaratmamasına rağmen, sırf kazanmış olmak için kazanmak istiyorlardı. Oynamalarını, hile yapmalarını seyrederken, başarının insani bir ihtiyaç olduğunu gözlemledim" diyor. Bu başarı hissi, antik Yunanların "evdemonizm" dediği, kabaca çevirisiyle "huzur" veya "gelişim"e katkıda bulunuyor. Seligman, "Flourishing" (Gelişim) isimli yeni kitabında, "Huzur, iyi hissetmenin yanı sıra bir anlam taşıma, iyi ilişkilere sahip olma ve başarının bir karışımı" diyor.

Pozitif Psikoloji Hareketi, dünyanın dört bir yanında insanların ruh halini mercek altına almaya yönelik çeşitli girişimlere ilham kaynağı oldu. Bunlardan biri de Başbakan James Cameron'ın GMD dediği, İngiltere'de genel mutluluk düzeyini ölçen yeni bir proje. Yaşanılan hayattan memnun olma kavramı teoride mutluluğun çeşitli öğelerini içerebilir. Ancak Seligman'a göre pratikte insanların büyük bir çoğunluğunun (yüzde 70'inden fazlası) bu soruya verdikleri cevap, hayatlarını bir bütün olarak nasıl değerlendiklerine göre değil, anket sırasındaki hislerine göre şekilleniyor.

Öyleyse bunun yerine ne ölçülmelidir? Seligman mutlulukla ilgili şimdiye kadarki en iyi ölçümün, Cambridge Üniversitesi'nden Felicia Huppert ve Timothy So'nun 23 Avrupa ülkesinde yaptığı çalışma olduğunu söylüyor. Araştırmacılar katılımcılara ruh hallerinin yanı sıra başkalarıyla olan ilişkileri ve kayda değer bir şey gerçekleştirdiklerini hissedip hissetmediklerine dair sorular sordu.

Vatandaşlarının dörtte birinden fazlası gelişim kriterlerini yerine getiren Danimarka ve İsviçre birinci sırada yer aldı. Listenin en alt sıralarında gelişim düzeyi yüzde 10'un altında olan Fransa, Macaristan, Portekiz ve Rusya vardı.

Seligman, "öğrenilmiş acizlik" konseptini belirleyen eski deneylerini hatırlıyor. Seligman, rastgele ödül ya da ceza verilen hayvanlar ve insanların yapıcı şeyler yapmaktan vazgeçtiğini gözlemlemiş. "Hak edilmediğini düşündükleri kazanç, örneğin bir kumar makinesinden akan bozukluklar, insanda muvaffakiyet hissini yaratmıyordu. Aciz duruma düştüler. İnsanlar pes edip pasifleşti" diyor.