E-bültenimize kayıt olarak güncellemelerden haberdar olabilirsiniz.

KÜRTAJ RUH DENGESİNİ BOZUYOR

KÜRTAJ RUH DENGESİNİ BOZUYOR

Hürriyet

Uzmanlar, kürtajın kadınlar kendi isteğiyle yaptırmış olsa bile, beden ve ruh dengesini bozduğunu söylüyor.

 


Kürtaj yaptıran birçok kadın ömür boyu bunun acısını ve pişmanlığını yaşıyor.

Kürtaj, tarif ettiği fiil kadar söylemesi de soğuk ve itici bir kelime. Tıbbi olarak rahimdeki canlı veya kendiliğinden ölmüş ceninlerin küreme, kazıma işlemleri için bu kelime kullanılıyor. Ancak, yaygın manasıyla rahimde teşekkül etmiş canlı ve sağlıklı bebeğin anne için herhangi bir sağlık riski oluşturmadığı halde isteğe bağlı olarak öldürülerek düşürülmesi işlemine bu ad veriliyor.

Kürtaj, her ne kadar kimsenin duymak, anmak istemediği kötü bir işlem olsa da dünyada ve ülkemizde bir doğum kontrol yöntemi olarak yaygın şekilde uygulanıyor. Kadın sağlığı açısından büyük riskler taşımasına rağmen 'doğduğu takdirde anne baba olacak kişilerin hayatını olumsuz etkileyeceğine inanılan bir bebeği ortadan kaldırmak için' en kısa yolmuş gibi algılanıyor.

Fazla çocuk istemeyen evli kadınlar, yeni bir çocuk için henüz vaktin gelmediğini düşünenler, evli olmayıp serbest bir cinsel hayat yaşayanlar, nasıl olsa evleneceğini düşündüğü kişiyle düğün öncesinde birlikte olanlar, adet düzensizliği yaşamaya başlamış menopozlu kadınlar veya yeni ergenliğe girmiş cinsel konularda bilgisiz genç kızlar...

Uzayıp giden listede yer alan birçok kadın, doğum kontrol yöntemlerini kullanmayarak kendi ihmali sonucunda rahminde büyümeye başlayan bebeğini yok etme hakkını kendinde görüyor. 10 haftaya kadar yasalar da izin verdiği için kürtaj için herhangi bir yaptırım bulunmuyor.

Hamile kaldığını geç fark eden veya kürtaj yaptırmakta tereddüt ettiği için 10 haftayı aşan kadınların istemedikleri bebekleri ise rahim içinde parçalara ayırarak çıkaracak doktorların bulunduğu birçok özel muayenehane de mevcut zaten.

Bir bebeğin gelişip büyümesi için her türlü imkanın hazır olduğu ve dünyanın en güvenli yeri olarak bilinen ana rahmi, bu çağdaki kadar güvensiz hale gelmiş midir? Oradan yükselen sessiz çığlıkları kadınlar ve doktorlar duymasa da bir duyan var elbette.

İSTEĞİYLE YAPTIRSA BİLE DEPRESYONA GİRİYOR


Kadınlar kürtajdan inanç yapıları ve hayata bakış tarzlarına göre farklı etkileniyor. Kimileri Allah'ın verdiği bir canın yok edilmesini istediği için büyük bir vicdan azabı duyuyor, ağır depresyon yaşıyor.

Kimileri ise çok sayıda kürtaj yaptırdığı halde umursamaz görünüyor. Kadın hastalıkları ve doğum uzmanı Dr. Yıldız Tanrıseven, en az on kere kürtaj yaptırmasına rağmen rahat olan, muayene masasına gülerek yatan kadınlarla karşılaştığını söylüyor.

Psikiyatr Prof. Dr. Mehmet Kerem Doksat ise iki tarafın da onayı ve isteğiyle yapılmış bile olsa kürtajdan hiç etkilenmeyen kadının olmadığını belirtiyor. Çünkü bebek küçük bile olsa salgıladığı hormonlarla hamilelik durumuna geçen vücuda beklenmedik bir müdahale yapılmış oluyor. Anne rahminde döllenme gerçekleştikten sonra hücreler hızla çoğalıyor ve büyüyor.

Döllenmeden sadece 3 hafta sonra, yani daha anne adayı hamile olduğundan habersizken bebeğin kalbi atmaya başlıyor. Düzenli adet gören bir kadın adet günü geçip hamileliğinden şüphelendiği zaman doktora başvurduğunda kalbi atan bir bebekle karşılaşıyor.

Bu arada vücudu hamileliğe ve bebeğin sağlıklı gelişmesine yardımcı hormonlarla yeni duruma hazırlanıyor. Normal seyreden biyolojik değişim ve gelişmeler bebek canlılığını kaybedince bir anda bıçak gibi kesiliyor. Bu yüzden, bir kadın psikolojik ve duygusal olarak kürtajı kabullenmiş olsa bile vücudunun dengesi bozuluyor.

Prof. Dr. Doksat, "Bebek daha 1,5 aylıkken kendi rızasıyla kürtaj yaptırdığı halde sonradan depresyona girmiş, intihara teşebbüs etmiş vaka ile karşılaşıyorum. " diyor.